eslem.civan17 @ gmail.com

      ALYA'YA AĞIT

 

Suyun sabrı sarmış benliğimi

Bitmeyen gecede bekliyorum ikimizi

Yosun kokusu teninde

Çıkageliyorsun hayal perdesinden yine

Ev sahibi sen , konuk ben

Dertleşmek bize yakışmaz Alya

Çaylarımızı yudumlarken , sevdamızdan bahsedelim

Şarkılar demlensin dilimizde

Karanlık sabaha evrilirken

Bir şiir daha bırakmak gerek geceye

Senden bana, benden sana hediye.

 

Otur şöyle başucuma, yaslanayım omzuna

O ipek saçlarını kesme bir daha

Ömrün kısaldıkça, bırak onlar uzasın Alya

Tüm düşleri alıp yanı başımıza gitmeliydik

İlk tren nereye gidiyorsa;

Yola çıktığım sensin, yol arkadaşım sen

Bu yolun sonu, bir tek sana varıyor Alya...

 

Çöllerde gezinen suyun serabı sensin

Gizli bahçelerde salınan periler gibi

Dolanmaktasın rüyalarımda

Biz varsak gelir gelecek

Al beni kat sana;

Yoksan yanımda ,buz tutar zamanın hücreleri

Olmadan sen, olamam ben Alya...

 

Yıldızları kirpiğinin ucuna takıp gitmişsin sessize

Hilali kaşlarına kondurmuşsun gizlice

Lacivertin tüm notalarını bürünmüşsün üzerine

Bakışlarını saklamışsın mehtabın gerisine

Usulca gezinmişsin arşın ayak çizgisinde

Gökyüzü kapkara bu gece

Sen Sirius'a dönüşmüşsün yine.

 

Bana bir aşk borun var Alya

Darmadağın ettiğin hayatımın parçaları

Senin avuçlarında

Gidişinin ardından ıhlamur çiçekleri beş kez açtı

Beş kez dolandı nefesin damarlarımda

Beş kez kurudu ümitlerim dökülen yapraklarla

Bir kez gittin, bin kez bekledim ardın sıra

Her dönmeyişinin hüsranını kazıdım ruhuma

Her gelmeyişinin ilmeği, kördüğüm oldu boğazımda

Sen terk ettin Alya...

 

Dön Alya;

Yetim kalmış bir yavru gibi çırpınmaktayım yokluğunda

Kalabalıkta kaybolmuş çocuk gibi, durmaktayım köşe başında

Darmadağınım, kalakaldım sokağın ortasında

Gittiğin yoldan dön geri

Bu alemden göçmeden önce

Çık gel hadi;

Bıraktığın yerde, bulacaksın yine beni.

 

Ağlamalı mı, ağıtlar mı yakmalı yokluğunda?

Yeryüzü sırılsıklam ıslandı gözyaşlarıyla

Cennetten kovulalı beri

Böyle ızdırap yaşamadı hiçbir ademoğlu

Sensizliğin sancısı sindikçe üzerime

Sensizliğin çığlıkları savrulmakta yüreğime

Depremler yarattın ruhumun derinliklerinde

Topla ardında bıraktığın enkaz yığınını

Bulutlara ermiyor umutlarım artık

Ne kadar yüksek olursa

O kadar hızlı yıkılırmış hayaller

Sonunda anladım Alya...

 

Ellerine bulaşan ahları

Hangi ırmağın suyu arındırır ki

Hangi nehirde yıkasan çıkar

Alnına kazınan katil damgası

Sen, can çekişe çekişe öldürdün bedenimi

Celladım oldun Alya...

 

Kimse böyle bir afetin ellerinde

Vermemiştir son nefesini

Böyle bir dilberin gözlerine bakarak

 

 Kapamamıştır gözlerini

Güzeli güzel sevmenin bedeli

Ölmek mi bu dünyada?

Olsun varsın be Alya

Boynumdaki ip ;

İlmek ilmek, beliklerinle örülü olduktan sonra.

 

 Bir avuç zümrüt gözbebeğinde parıldayan

Yüreğinden parıldayan denizin esintisi

Çiçekten taç olmuş başına baharın renkleri

Ahenk katmış gülüşüne, yanağının gamzeleri

 

Ah Alya ah...

Ay gibi çehrenden ayrılmamaya niyetli

Bir ben miyim sanıyorsun?

Bir ben miyim kapında bekleyip

Saatlere sevgi dilenen

Sende haklısın Alya

Kabahatli miyim diye sorma

Suç seni yaratanı unutup

Güzel bir simada, aşkı arayan kullarda.

 

ESLEM CİVAN