ayzengin @ soninternethaber.com

Arap Baharı Yazı Dizisi (2)

Mısır Arap Baharı

Arap Baharı Nedir?

Arap Baharı, 2010 yılında başlayan. Arap Dünyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak isimdir. Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal siyasi ve silahlı hareketin adıdır. Başlangıç tarihi: 18 Aralık 2010 ([1] )

Arap Baharının asıl tanımı:

Küresel sermayenin, (Emperyalist Ülkelerin) Arap devletlerinin kasalarını boşaltmak, kaynaklarına komple el koyabilmek ( [2]) için kışkırtma yönteminin adıdır.  Özgürlük ve insan hakları, perde önünde görülen kavramlardır. Asıl mesele kurdun kuzuyu yemesi anlayışıdır. Bir nevi haçlı seferidir…

Arap Baharı nasıl başlamıştır?

Tunus'ta Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasıyla Arap Baharı başlamıştır. Benzer sorunlar diğer Arap ülkelerine yayılmıştır…

Emperyalist (Küresel Sermaye) ülkelerin işini kolaylaştıran Nedenler:

1.  İşsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve kötü yaşam koşulları. Devletin reformlara yanaşmaması… Esad’ın yaptığı gibi…

2.  Muhalefetin, iktidar olabilmesi için küresel sermaye (Emperyalist ülkeler) ile dirsek teması kurmasıdır. Ülke içinde bazı gurupların emperyalist ülkelerden destek alarak istikrarsızlığı meşrulaştırmak istemesidir. Örnek: HDP, PKK ve FETÖ terör örgütleri gibi…  Bir başka örnek: Suriye'de 1000 kadar silahlı muhalif grupların oluşması gibi... Bir başka örnek: Tunus’ta sorumsuz muhalefetin davranışları ve Mısırda,  seçilmiş cumhurbaşkanına darbe yapılması gibi… Bir başka örnek: İstikrarsızlığı tetikleyen ülkemizdeki bir gazetenin haberi: Savaşta ölen bir alevi askerin cenazesinde genelkurmaydan birilerinin bulunmaması… Söz konusu bir medya mensubunun iktidar olma hırsı ile yaptığı bir haberdir. Daha Sonra ölen askerin cenazesinin videosunu izlediğimizde komutanların cenazede olduğunu gördük. İşte bu gibi haberler, Küresel sermayenin (Emperyalistle devletler) işini kolaylaştırıyor… Yani kaş yapayım derken göz çıkaran sorumsuz medya haberlerine ses çıkarmayan sorumsuz muhalif anlayış…

Mısır Arap Baharı

Başlama tarihi: 25 Ocak 2011

Kime karşı:  Hüsnü Mübarek’e

Hüsnü Mübarek’in Özellikleri:

  1.  Hüsnü Mübarek, suikast sonucu öldürülen Devlet Başkanı Enver Sedat'ın yerine1981 yılında cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş.
  2. Devletin İçinde bulunduğu siyasi kargaşaya son vermiş…
  3.  İlk günden itibaren Batı'ya karşı bağlılığını bildirmiş…
  4. Hüsnü Mübarek, iktidarda kaldığı sürece insan hakları ihlalleri ve yolsuzluğun yaygın olduğu iddiaları halk tarafından dillendirilmeye başlanmış ama kesintisiz 30 yıl devleti idare etmiş…
     

Mısır Arap Baharının Nedeni:

Özgürlüğün olmaması ve Hüsnü Mübarek’in diktatör olma iddiası…
Açlık, işsizlik ve yolsuzluk iddiaları…  
 

Hüsnü Mübarek’in aldığı tedbirler:

1.  İnternet bağlantılarını iptal etmesi…

2.  Polis, halkın protestosunu engellemek için görevlendirmesi…

Mısır’da Arap Baharının gelişmesi:

Tunus’taki Arap Baharı anlayışı, Mısır'da Ocak 2011'de halkın protestoları ile başlamış.
Mısır'da Ocak 2011 tarihini  “ Öfke Günü” olarak bilinir. Ocak 2011 tarihinde halk, öfkesini isyana dönüştürerek ortaya koymuş. Sosyal medya aracılığıyla halk birbirini teşvik etmiş. Hüsnü Mübarek büyüyen olaylar karşısında sert tedbirler almış…

Asker, halkın yanında olacağını açıkladıktan sonra Hüsnü Mübarek,11 Şubat 2011 de istifa etmiş… Böylece Mübarek’in 30 yıllık iktidarı sonlanmış oldu. Hüsnü Mübarek yönetiminin devam edebilmesi için Mübarek’in Başbakanı Ahmet Şefik devlet başkanı olarak atanmış…

Mısır Yüksek Askeri Konseyi bir taraftan halkın yanında yer alırken diğer taraftan Hüsnü Mübarek yönetiminin devamını sağlamış. Çünkü Hüsnü Mübarek yönetimini istememek demek Batı’ya kafa tutmaktır. Yani Mısırda danışıklı dövüşün bir örneğini görüyoruz. Herhalde amaç demokrasi değildir…

Batı’nın ve Mısır ordusunun entrikalarına rağmen halk Sandığa gitmiş. Muhammed Mursi,  büyük bir ekseriyetle halkın oyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmuş... Gelişmelerden anladığımız kadarıyla Mısır Yüksek Askeri Konseyi ve Batı, Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanlığını engellemek istiyor. En azından Batı ve Mısır Yüksek Askeri Konseyi, Muhammed Mursi’nin yetkilerini kısıtlamak peşinde…

Bunun nedeni ise Muhammed Mursi’yı sıradan bir memur durumuna getirmektir. Çünkü Batı geleneğinde Ortadoğu devletlerinde devlet Başkanının sandıktan çıkması diye bir olay yoktur. İsrail devleti hariç. Bu nedenle Muhammed Mursi’ye, Devlet Başkanlığı teslim edilmeyeceğine dair açıktan mesaj verilmiş… Ortaya konan tezin doğru olduğunu anlayabilmek için Mısır Yüksek Askeri Konseyinin aldığı tedbirlere bakalım:

Mısır Yüksek Askeri Konseyinin Tedbirleri:
Anayasaya yeni maddeler eklenerek, subayları ve başsavcıyı atama yetkisini Mısır Yüksek Askeri Konseyi yapacak...
Muhammed Mursi, Anayasa mahkemesi önünde yemin etmiş ve resmen göreve başlamasına rağmen, Mısır Yüksek Askeri Konseyi tarafından Eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in sulama bakanı Hişam Kandil’i, başbakan olarak atamış.
Mısır Yüksek Askeri Konseyi, Mursi’ye ülke içerisindeki temizlik, trafik, güvenlik gibi alanlardaki sorunları 100 gün içerisinde düzeltmesi yönünde talimat vermiş…

Bu talimat şu demektir. Asker olarak biz senin cumhurbaşkanlığını kabul etmiyoruz. Sen bizim nazarımızda sıradan bir memursun. Dediklerimizi 100 gün içinde yerine getirmezsen seni görevden alacağız demektir… Yüksek Askeri Konseyi seçimle gelen Muhammet Mürsi’ye, yapması gereken hizmetleri 100 günde tamamlamasını isterken bir taraftan da  hizmetleri engellemek için protestocuları ve yargıyı devreye sokmuş…

Muhammet Mürsi’nin ileriye dönük siyasi faaliyetleri:

 Muhammet Mursi, Yüksek Askeri Konseyi Başkanı Tantavi’nin artık emekli olması gerektiği yönünde kararını açıklamış. Bu konuda referandumun 01 Aralık 2012 yapılması için Muhammet Mürsi tarafından düğmeye basılmış…

 Muhammet Mürsi taraftarları 15 Aralık 2012 tarihinde Referandum birinci kısımda  %57, 22 Aralık 2012 tarihinde referandumun ikinci aşamasında %64 evet oyu almış. Yani Muhammet Mursi, iki defa seçim kazanmış oluyor. Sonuçlara tahammül edemeyen Batı ve darbe yanlıları Tahrir meydanında toplanmış…

Mısır Ordusunun, Devlet Başkanı Mursi’den acil istekleri:

Ülkedeki tartışmaları ve protestoları çözmek için 1 Temmuz 2013’te 48 saat bir zaman tanır…  Verilen bu süre içinde çözemezsen yönetime el konulacağına dair Muhammet Mürsi’ye nota verilir…

Olayların 48 saat içinde sonlandırılması mümkün değildir. Çünkü iç karışıklığı ve protestoları darbe yanlısı ordunun düzenlendiğini anlıyoruz veya bu şekilde iddia ediliyor...

48 saat içinde problemler çözülemeyince seçimle gelen Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin görevden alındığını Mısır Yüksek Askeri Konseyi açıklamış… Peşinden Mursi ve Müslüman Kardeşler örgütü yöneticilerine seyahat yasağı ardından müebbet hapis ve idam cezaları verilmiş.

Mısır’da halkın oyu ile seçilen Muhammet Mursi’ye darbe yapan Abdülfettah Sisi devlet başkanı olmuş… Böylece Tunus’taki Arap Baharı sevdası Mısır’da halkın aleyhinde neticelenmiş.

Cevap bekleyen sorular:


Demokrasi aşığı Batı,  halkın zaferine rağmen Abdülfettah Sisi’nin darbesine neden ses çıkarmamış?
Eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübare’ke rağmen Mısır Yüksek Askeri Konseyi neden halkın yanında yer almış?
Mısır Yüksek Askeri Konseyi, Hüsnü Mübarek’e karşı demokrasinin yanında olurken Darbeci Abdülfettah Sisi’nin yanında demokrasiyi neden unutmuş?  
İsrail devletinde, devlet başkanı seçim ile belirlenirken Ortadoğu’daki diğer devletlerde, devlet başkanları atama ile  niye yapılıyor? ([3])

 Sonuç:

Mısırda kazanan kesimin kim olduğuna kesin bir karar vermek çok zordur. Ama şöyle bir bekleyiş içinde olabiliriz. Ortadoğu’da İsrail’in lehine gelişen durumlara bakacağız. Mısır’ın Yeraltı zenginliklerini hangi tarafın değerlendirdiğini öğrendiğimizde kimin zafer kazandığını daha net anlayacağız… Bir sonraki yazımız Libya Arap Baharı:

 Selam ve saygılarımla…

 

 


[1] Vikipedi,Ekşi sözlük
[2] Ekşi Sözlük 25.08.2011
[3] 18 Aralık 2010: Arap Baharının Başlangıcı, İnsani Yardım Vakfı,  17.06.2015 "Mursi ve yarım kalan Mısır" Türkiye Gazetesi.

Murat Algül, İlahiyatçı Yazar