dzat @ soninternethaber.com

Dünya yaratıldığından bugüne kadar çağlar boyu çeşitli evrelerden geçmiş insanoğlu. Devirler kapanmış yenileri açılmış, tufanlarla helak olmuş yeniden yapılanmış. İnsan var ise imtihan var. İnsan varsa isyan da var itaatte. Son Peygamberden (sav) sonra elçi anlamında bir kimse gelmeyecek. Ancak imtihan devam edecekse; kıyamete kadar insanlığı hayra, doğruya, iyi olana ve güzelliklere davet eden olmayacak mı? Elbette Peygamberlerin mirasçıları olacak ve bu görevi üstlenecekler. Diğer taraftan Mikail (as) da görevini yerine getirecektir. İlahi fermanın buyrukları doğrultusunda tabiat olaylarıyla da insanlığını unutmuş insana kendini hatırlatarak, muhakkak uyarıları olacaktır. Zira bu adetullah, sünnetullahtır. Yani Allah merhametinin gereği olarak insanları uyarıyor uyarmasına da peki, insanlar olarak biz ayık geziyor muyuz?

İşte ilahi bir uyarıcı daha! Korona virüsü, ister biyolojik bir müdahale olarak ele alınsın ister bilimsel boyutuyla murdar bir yiyecekten bulaşmış olsun. Bunu yapan insanoğlu ve müsaade eden de yüce yaratıcımız değil midir? İşin itikadi yönüne girmeden Allah verdi bu belayı diyerek kaçmamak gerekiyor. Burada kula düşen bir şeyler yok mudur? Her şart altında insanlar sebebiyle başımıza gelmiyor mu bu yaşananlar. İmtihan sırrı doğal akışa izin vermektedir. Yani biyolojik dahi olsa virüs, insanların zahiren aldığı tedbir durumuna göre ya yayılacak ya da kaybolacaktır. Mukadderat ne ise alınyazımızı yaşayacağız. Pek tabii ki de kaderimize razıyız. Lakin, bu yaşananlar insanlık ve Müslümanlık adına bize bir şeyleri hatırlatması gerekmiyor mu? Mesela nasıl bir insanız. İyi bir kul muyuz? İnsanlara karşı nasılız, Allaha karşı iyi miyiz, kulluğumuz ne durumdadır gibi…

Bela ve musibetler insanın kendine gelmesi için küçük uyarılardır. O hatırlatmalar hatalarımızı tekrar etmemek adına bir uyarıcı. Diğer yandan minik cezalardır kefaret sayılacak türden. Bu nedenle yaratana karşı tövbe, pişmanlık ve acizliğimizi bilip kendimizi hesaba çekmeliyiz. Onun yarattıklarına karşı da merhametli, sorumlu ve imtihan bilinciyle hareket edeceğiz. Kul hakkına girmeyip, kötülük görsek de kötülük yapmayacağız. Herkesi kendisine yakışanla baş başa bırakacağız. Nasılsa bir hesap günü var. Çünkü Allah (cc); halimizi, yaşantımızı, insanları, olayları, hayvanları hasılı hayatımız boyunca her anımızı bizim için meleklerine kayda aldırıyor. Ya iyilik ya da kötülük hanemize yazılan fiillerimizle defterimiz, her geçen zamanda kabarıyor. Sıkıntılara sabır gösterebilirsek dünyada çilesini çekmiş sayılacağız. İki çile de iki nimette bir arada olmuyor. Çünkü ilahi adaletin gereği böyledir. Çile ve sıkıntı çekmek açısından dünya ya da ahiret tercihi yapmak gibi bir seçimle karşı karşıyayız…

Yaşadığımız sıkıntıları yüce rabbimiz, milli, manevi, ilmi ve ahlaki uyanışımıza vesile kılsın. Çalışan, üreten, hak ve adaletten ayrılmayan, kul hakkına riayet eden ve İslam ahlakıyla yaşayanlardan eylesin. Bilimde, teknikte, sağlıkta, maddi ve manevi alanların hepsinde Müslümana yakışır bir tavır, izzet ve şeref içinde olmayı nasip eylesin.

Başlayacak olan ramazan ayınızı tebrik eder, Rabbimizin (cc) rızasına uygun, musibetlerden uzak bir ramazan ve oruç ayı geçirmek dua ve niyazıyla.