yguldal @ soninternethaber.com

ÇANAKKALE RUHU

     Bundan tam 103 yıl önce ecdadımız, Çanakkale´de bütün dünyaya karşı “Çanakkale geçilmez” diye bir destan yazdı. Tarihte emsali az görülen bir zaferle düşman orduları bozguna uğratıldı.

     Allah yolunda, din, iman, millet, vatan, bayrak ve mukaddesât uğrunda Mehmetçiklerimiz kahramanca savaştılar. Din-i Mübin-i İslâm için kanlarını ve canlarını feda ettiler.

      Bir milletin yok olma tehlikesine karşı haykırışıdır Çanakkale. Bedrin aslanları kadar şanlı ordunun Peygamberimize doğru koştuğu bir destandır Çanakkale.

     Mehmet Akif Çanakkale´yi Bedir´e benzeterek şöyle der:

     Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

     Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer,

     Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid´i

     Bedr´in aslanları ancak bu kadar şanlı idi…

     Çanakkale aslında küçük bir Bedir´dir. Ne oldu Bedir´de şöyle bir hatırlayalım;

    Allah Resulü Bedir günü, Ashabına şöyle bir baktı, hemen hemen 310 kişiydiler. Müşriklere baktı, onlar bin kişiden fazla idiler.

     Allah Resulü Kıbleye döndü ve; “Allah´ım! Bana yaptığın vaadini yerine getir! Allah´ım! Şu bir avuç İslam Cemaatini helak edersen, artık sana yeryüzünde hiç ibadet eden olmaz! Diyor, durmadan Yüce Allah´tan yardım talep ediyordu.

     Bedir´in aslanları Tevhid´i, şirk karşısında yücelttikleri gibi Çanakkale´nin kahramanları da Hilal´i, Haç karşısında yüceltmişlerdir.  

     Rahmetli Turgut Özal´ın, Başbakan olduğu dönemde Vehbi Dinçerler´in Milli Eğitim Bakanlığı zamanında Japon bir heyet Türkiye´ye araştırma ve inceleme yapmak için gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiği kadar da ikili işbirliği gerçekleştirilecektir. İşler buraya kadar çok iyi gider.

     Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra, bakanlıkta toplanırlar. Heyetin tespiti ilginç: “Sizin çocuklarınızda milli şuur yok”

     Bizimkiler şaşırır, “Bizim çocukların damarlarındaki kan milli duygumuzun kaynağıdır.” Derler ve konuyu orada kapatırlar. Ne de olsa karşılarındaki heyet misafirdir!

     Bizimkiler sorar, “Sizin gençlerinizde milli şuur var mıdır? Milli şuur için neler yapılması gerekir?”

     Japon uzmanlar anlatmaya başlar:

     “Biz gençlerimize daha ilköğretime başlamadan önce “şok testler” uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini minnacık çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek bir şok yaşarlar.

     Bu şoktan sonra Hiroşima´ya götürürüz. Bölgeyi aynen olduğu gibi koruyoruz. Bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir; değil hayvan, bitkinin bile yeşeremediği, hiçbir canlıya hayat hakkı tanımayan atom bombasının etkilerini gösteririz.

     Ve deriz ki; Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşamayacak biçimde size bırakıp giderler. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş.

     Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar. Sizlere şunu hatırlatalım ki, Türkiye´de birçok teknik elemanlarımız bulunmaktadır. Bunların herhangi birine bu konuyu sorabilirsiniz.

     - Peki, Türkiye için tespitiniz var mı? Gözlemleriniz nelerdir? Diye sorulunca Japonlar “Elbette var” derler ve şöyle devam ederler;

     -“Bizimkinden çok daha önemli. Bir tanesi Çanakkale Savaşları´nın olduğu bölge. Bu bölge gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile. Bir metre kareye altı bin merminin düştüğü savaşta, Türkler her şeye rağmen galip çıkıyor, olamayacağı olur hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, inancın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar. Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmiş iki millet var.” diyor Japon heyet yetkilileri…

     İşte bizim yeni nesillere gururla anlatabileceğimiz muhteşem bir zaferimiz var. Çanakkale Deniz Zaferi hatıralarımızda her zaman canlı tutmamız gereken bir zaferdir.

     Denizden boğazlarımızı geçemeyen düşman kuvvetleri karadan geçmeyi denemiş, 8,5 ay süren çatışmalara rağmen Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar´ın dar şeridinden öteye geçememişlerdir.

     Çanakkale 35 km´lik bir adadır, bu aziz millet, 35 km´lik Çanakkale yarımadasını İngiliz´e vermemek için 250 bin evladını şehit vermiştir!

     Çanakkale savaşında Kayseri Erkek Lisesi, bütün öğrencileri Çanakkale´de şehit olduğu için hiç mezun verememiştir. Yoklama defterineyse “gittiler dönmediler” yazılmıştır.

     18 Mart 1915´te olduğu gibi bugün de çok olanlar değil, Afrin´de inananlar kazanmış Haçlılar yenilmiştir.

      Bugün ki köşe yazımı Yahya Kemal Beyatlı´nın dizeleriyle bitirmek istiyorum;

         Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi

         Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi

         Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın

         Galib et; çünkü bu son ordusudur İslâm´ın…

 

                  Kalın sağlıcakla…