hbenek @ soninternethaber.com

DEMOKRASİ SÖZLEŞME REJİMİDİR

(Demokrasi Bir Toplumsal Sözleşmedir)

(Sözleşme İse Kendi Grubunla İstişareyle, Karşı Grupla Müzakereyle Uzlaşmaya Dayanır.)

(İstişare, Meşveret, Tartışma, Eleştiri, Kritik, Uzmanına Danışma, Müzakere Sonucun da İradeyle, Ulaşmaya Dayalı Sözleşme Yapma Gerçek Sözleşme Yapmadır.)

İnsanlar devlet yönetimi için bazı sistemler geliştirmişlerdir, bunlar kendi meşruiyetlerini bir şeye dayandırırlar, Krallar ve Padişahlar dini ilkeler üzerinden yönettiklerini iddia ederek. Sözde bir meşruiyet kazanırlardı… Kutsal Kitaptan aldıklarını söyledikleri ilkelerle sözleşmeler yaptıklarını iddia ederlerdi… Öylemi, değil mi, evet diyebiliriz… Be nedir herkes haklı… Bana kızmayın öteden beri toplumlar bilir ki kral, padişah, Halife, Papaz, Molla gibi dini görünümlü siyasileşmiş dini yetkililer, Devlet yöneticileri yetkilerini Tanrıdan Aldık derler… Bir Tarafta Kilise, diğer Tarafta Şehlül İslam sözde bu yöneticileri yetkilendirir, kimle istişare eder,  kimseyle edemez, kimin geleceği zaten bellidir… Onlar sadece taç giydirir, kılıç kuşandırır sadece törensel, tiyatral bir durum vardır diyebiliriz… Neyse konumuz demokrasi sözleşme rejimidir demiştik ya ona dönelim mi?

Önce sözleşme ne gerektirir, nasıl yapılır, ona bakalım mı, karşılıklı müzakere ve rızaya dayanarak yapılan, günümüzde ise bunu anayasal olarak yazıya dökülen toplumsal mutabakatla oluşması gereken bir sözleşmeden bahsedeceğiz… Bir demokratik ülkede sözleşme dayatılmaz bizde genellikle olağan üstü dönemlerde karşı grubun düşüncesi alınmadan, toplumsal uzlaşıya dikkat edilmeden Anayasalar güçlü ve hakim, otoriter hükümetler tarafından yazılmıştır…  Doğrudur da… Şimdi muhalif düşünce mensupları bunu böylede der geçer, biz muhaliflerin de kulağına hoş gelir.. Aslında öyle değildir…

İktidar nasıl uzlaşma araması lazım diye düşünüyorsak, muhalefetin de uzlaşma araması gerekir, bizde ne parti içi istişarelerde, ne parti içi seçimlerde ve politikalar belirleme de, gereken tartışma, istişare meşveret, eleştiri ortamları olmaz… Aday listeleri hazırlanırken bazı partilerde kanaat yoklaması diye bir tiyatral seçim gibi bir şey yapılır, ama sandıktan çıkan sonucu sadece genel merkezden dar bir kadro bilir… Yani gizli oy acık sayım geçerli olması gerekirken, gizli oy gizli sayım yapılır ki, demokrasimiz adına çok, hemde çok komik olur… Madem kapalı sayım olacak, hiç olmazsa acık oylama olsun değil mi? Kısacası ne parti politikalarına nede partinin göstereceği adaylara partinin üyeleri iştirak edemez, katılamazlar.. Demokrasi bir vatandaşları iktidara katılma rejimidir ama kimse belirlenen politikalar da, seçilen adaylar da kanaat belirtemez… Bundan rahatsız olanlar olur ama kimse aldırış etmez, sadece aday atamaları yapıldıktan sonra küçük bir hormundanma olur o kadar… Oysa seçim yapılacak ve kazanan yasal bir engeli yoksa aday yapılacak, başkan yapılacak, temsilci yapılacak değil mi, yasal engeli olması halinde ise seçinden ikinci çıkanların aday, başkan temsilci yapılması gerekirken bazen kanaat yoklamasına katılmayanların bile aday, başkan, temsilci olarak atandığı görülür…  Muhalefet partilerinden bazı partilerde(Örneğin CHP de) aday çıkarılır, seçim yapılır, burada çok adaylık ve çok sesliliğin tartışması vardır… Demokrasi birden çok adayın, iyiliği, kötülüğü, niteliği, tartışılarak iyi olanların tercihine dayanarak yapılan seçimlerle işlemesi gerekmez mi? Ben sadece bu partide bunu görüyorum… Onun dışındaki partiler de ne yazık ki göremiyorum…

Yani partilerle yarışırken demokrasi varda, parti içi yarışmalarda demokrasi neden yok? Ya neyse biz demokrasi sözleşme rejimidir ondan bahsediyorduk, daha biz demokrasinin D´sini bile özümsememişiz konu üzerine düşününce onu gördük… Anlaşılan o ki siyasilerimizin çoğu demokratmış gibi yapıyor… Sözleşme üzerine durarak yazıya son verelim mi?

Sözleşme: İki ya da daha çok kişinin bir şeyi yapmak ya da yapmamak üzere aralarında anlaşmalarını dile getiren bağlayıcı uzlaşmaya sözleşme denir dersek… Bunu toplumun temsilcileri toplumun meclisin de yaparsa, toplum Sözleşmesine dönüşür ki, sözleşmeye uyuldukça da toplumsal düzen de iyi işler… H.z Muhammed Medine sözleşmesiyle, çok farklı toplumsal grupların bir sözleşme metni üzerinde anlaşmasını sağlamış ve bu sözleşmeye dayalı toplumsal yaşam, barış uzun bir süreliğine tesis edilmiştir… Kendisi de sözleşmeyi de bozan taraf olmamıştır… Ünlü felsefeci ve Siyaset Bilimci J. Rousseau´nun da temel kavramlarından biri Toplum Sözleşmesidir… Toplum Sözleşmesi, yani Anayasa, Vatandaşların Bir Toplumsal Uzlaşıya, Barışa Dayalı Düzen Kurmak, hukuki özgürlüğü ve eşitliği, adaleti herkese sağlamak için, bunları toplumun geneline, vatandaşlara yaymak için bunu ortak müzakerelerle, uzlaşıyla toplumsal istekleri dikkate alarak sözleşmeye, Anayasa ve Kanunlara aktararak bir yazılı toplum sözleşmesi metni oluşturulmasına toplum sözleşmesi denir…

Bunun yapılabildiği ülkeler de iktidarın meşruiyeti artık tartışılmaz, sorgulanmaz, çünkü iktidarlar bu sözleşmeye uymak üzere gelir, giderler bunun adına demokratik hukuk devleti deriz… Devletimizin Rejiminin, Daha Da İyi Demokratik Hukuk Devleti Sözleşmesi Olabilmesi İçin Çalışmak Dileğiyle, Selam Ve Sevgilerimle…

Hüseyin Benek – 13.11.18 - - soninternethaber.com