yguldal @ soninternethaber.com

Kuran´da abdest ile ilgili ayet peygamberimize, peygamberliğinin 17. Yılında indiği rivayet ediliyor. Diyor ki bu ins şeytanları “peygamber namazlarını abdestsiz mi kılmıştır?” Bakın bu tayfa peygamberimize abdest almayı Cebrail (a.s)´ın öğrettiğini ve peygamberimizin abdest ayeti inene kadar da namazlarını abdestsiz kılmadığını anlayıp kavrayamıyorlar.

Biz namazın nasıl kılınacağını da, abdestin nasıl alınacağını da Kuran´dan sadece farzlarını sünnetten de alınışını öğreniyoruz. Kuran´da rabbimiz “namaz kılın” demektedir. Ancak nasıl kılınacağını anlatmamaktadır. Bazı ayetlerde peygamberlerin hayatlarından bahsederken kıyamdan, rükûdan, secdeden bahsetmektedir. Ama namazın nasıl kılınacağını tarif etmemektedir. 

Kıyam, rükû ve secde ayetlerine rağmen peygamberimize sahabi “nasıl namaz kılacaklarını” sorunca peygamberimiz de “beni nasıl namaz kılarken görürseniz öylece namaz kılın” buyurmuştur. Çünkü bu ayetlerin dışında namazın Kuran´da başka açıklaması yoktur. Dolayısıyla sünneti dışlayan bir insan namazı da dışlamış olur. Namazın kılınışını bize Rasülullah (S.a.v) efendimiz hayatı boyunca uygulamalı olarak öğretmiştir.

Sünnet düşmanlığı islamı tahrif projesidir. Yani bir nevi İslam düşmanlığıdır. Sünnet devrede olmadığı zaman İslam bozulur. Bir insan çıkıp da “sünnet beni ilgilendirmez” diyemez. Zira sünnet bu ümmetin tamamını ilgilendirir.

Ne yazık ki günümüzde bazı kişiler çıkıp, “peygamber bunu nereden biliyor? O da bizim gibi bir insan değil midir?” anlamında peygamberimize hakaretlere varacak boyutta kelimeler sarf etmeye başladılar. Bu ins şeytanı diye isimlendireceğimiz şeytandan insana dönüşmüş peygamber düşmanları, acaba Kuran´daki Necm suresi 3 ve 4.ayetlerden haberleri var mıdır?

Sabah twitter´a girdiğimde “#ResulullahYazdırmadıCuenkue” hashtagı karşıma çıktı. O an dedim ki şeytan yine vazife başında. İns şeytanlarına yeni görevler tevdi etmiş. Bir kere şunu çok iyi bilmemiz lazım, yazım işlemi peygamberimiz döneminde olduğu gibi peygamberimizden sonra da kesintisiz devam etmiştir.

Tahrif hareketinin “Hadislerin Emeviler devrinde yazıldığını” iddia etmesi, bu cenahın cahilliğinin de en açık göstergesidir. “Dirasat-ül hadisin nebevi” isimli eserin Türkiye´de tercüme edilen nüshasının 4. Babında geçen “Hadislerin sahabe devrinde nasıl yazıldığını, tabiin devrinde de hem ezberlendiğini hem de yazıldığını” görmemiz açısından faydalı olacaktır.

Bu kişiler aslında bu hashtagi açarak adeta amaçlarını ifşa etmiş oldular. Necm suresindeki 3 ve 4. ayetleri okumuş olsalardı böylesine boylarını ve hadlerini aşacak cümleler kuramazlardı.

“Rasulullah yazdırmadı çünkü” diyen ve düşünen zavallı cahiller eğer Peygamberimiz (s.a.v) hadisleri ve Sünneti olmasaydı namazı bile nasıl kılacağımızı bilemezdik. Ayrıca hadisler ve sünnetler Kur´an-ı kerim´in yol haritasıdır...!

Peygamberimiz buyuruyor ki "Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında arkasına yaslanmış bir hâlde “Biz onu bunu bilmeyiz, Allah´ın kitabında ne bulursak ona uyarız” derken bulmayayım. (Tirmizi, İlim,10) Buyuruyorken ve bu hadis sahih olduğundan şüphemizin olmadığı bir hadisken bu ins şeytanları bu kadar hadlerini aşacak cesareti nereden bulduklarını açıkçası merak etmiyor değilim.

Biz hadisler sahihse alır hayata geçiririz, zayıfsa kur´an ve peygamberimizin yaşantısına ters düşecek bir hadis değilse onu da alır kibar-ı kelam sayar onunla da amel ederiz.

Gelecek hafta konuma devam edip, tahrif hareketine cevap vermeye devam edeceğim inşallah. Kalın sağlıcakla…