yguldal @ soninternethaber.com

FİLİSTİNLİLER İSRAİLLİLERE TOPRAK SATMIŞ MIDIR?

         Sevgili dostlar, siyonistler bizi içimizdeki sun´i gündemlerle oyalarken biryandan da emellerine ulaşmak için adımlarını hızlandırmaktadır. Önce ehli sünnete yoğun saldırılar başlattılar. Tutmadı elhamdülillah. Ardından Zarrab´ın yalan yanlış iftira ve hezeyanlarla dolu ifadeleriyle ülkemizi yargılamaya kalkıştılar. Bu da tutmadı.

Bu sefer “cambaza bak cambaza oyunun” da milletimiz cambaza değil, cambazı orada tutan güce dikkat kesilince bu sefer de müziğin sesini artırdılar ki dikkatler cambazın üzerinde toplansın biz de istediğimiz gibi Ortadoğu´yu ve islam coğrafyasını istediğimiz gibi dizayn edelim.

Bu sefer de “müziği son sesine kadar” açtılar, Müslümanlar için kutsal mekânların olduğu yer olan Kudüs´ü İsrail´in başkenti ilan etmeye kalkıştılar. Bu arada da Suriye´de neler çevirdiklerini kimleri beslediklerini örtbas etmeye başladılar. Bu da, bu milletin ferasetiyle ters tepecek ve bu millet her zaman olduğu gibi bugün de gerçekleri görecek ve anlayacaktır inşallah.

         Gerçekte Kudüs´ü başkent yapabilirler mi? Diye sorabilirsiniz. Yapamazlar ve yapamayacaklar. Çünkü Türkiye ne eski Türkiye ne de Amerika eski Amerika! Yani demem o ki zaman değişti. Bunu bir atasözüyle bağlayalım isterseniz; “keser döner sap döner, gün olur hesap döner.” Atasözü tam da son yaşadıklarımız için söylenmiş bir atasözü olsa gerek…

         Bazı internet sitelerinde de okumuşsunuzdur, “Filistinliler de topraklarını İsraillilere satmasaymış kardeşim” deniliyor. Pekâlâ, olayın aslı bu mu? Araştırdınız mı? Şimdi sizlere bu olayla ilgili benim yaptığım araştırmalardan edindiğim bilgiler ışığında bir yazı kaleme alıyorum.

Siyonistler Filistin´den bir miktar toprak elde edebilmek için ilk önce Osmanlı Devleti nezdinde birtakım girişimlerde bulunmuşlardır. Bu girişim esnasında öne sürdükleri şart şudur “Osmanlıların bütün dış borçlarını” ödemeyi teklif etmişler, ancak bu teklifleri zamanın Osmanlı padişahı II. Abdülhamid´den hiçbir yakınlık ve ilgi görmemiştir.

Bu olayı anlayabilmek için önce tarihe bir bakmamız lazım. Olay Sykes-Picot antlaşmasıyla patlak vermiştir. İşte bundan dolayı ilk önce bu antlaşmadan başlayalım.

SYKES-PİCOT ANTLAŞMASI NEDİR?

Sykes-Picot; I. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916´da Kut´ül Amare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı 6. Ordusu karşısında bozguna uğramasından 17 gün sonra 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Türkiye´nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli bir antlaşmadır.

 Bu antlaşma İslâm topraklarının Fransa, İngiltere ve Rusya arasında paylaştırılmasını öngörüyordu. Antlaşmanın Filistin´le ilgili maddesinde şöyle bir madde vardır : "Diğer ortakların muvafakatı alındıktan sonra Rusya ile de istişare yapılarak bu bölgede uluslararası bir yönetim kurulsun."

Zamanın İngiliz dışişleri bakanı Arthur Belfur´dan adını alan ünlü Belfur deklarasyonunda “İngiliz kraliyet hükümeti, Filistin´de yahudi halkı için milli bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılıyor” anlamına gelen maddenin bulunduğu deklarasyonu yayınlamasından kısa bir süre sonra 1918 yılında İngilizler Filistin topraklarını işgal ettiler. 1922 yılına gelindiğinde de Milletler Cemiyeti´nin kararıyla Filistin, İngiltere´nin himayesine verilmiştir.

İngilizlerin Filistin´i işgal etmelerinin amacı dünyanın değişik yörelerine dağılmış olan Yahudileri Filistin´de toprak sahibi yapıp, orada Yahudilere devlet kurdurmaktır. Ancak bu konuda, tarihin çarpıtılmasından kaynaklanan yaygın bir kanaat bulunmaktadır. O da “Filistinlilerin kendi yurtlarını kendi elleriyle Yahudilere sattıkları” iddiasıdır. Oysa bu iddia tarihi gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Bu iddianın hiçbir tarihi geçerliliği de bulunmamaktadır. Bilinmesi gereken bir diğer önemli husus da, Yahudiler elde ettikleri toprakların çok az bir kısmını ilk sahiplerinden satın almışlardır.

Yahudilerin toprak sahibi olmalarına birinci derecede İngiliz işgalciler sebep olmuşlardır. İşgalci İngilizlerin ağır vergi oyununu sergilediği dönemlerde Filistin´de kıtlık ve fakirlik hüküm sürmekteydi. Filistinlinin üzerine giyebileceği doğru düzgün elbisesi, bile yoktu. İngilizler işgal ettikleri Filistin topraklarına ağır vergiler koyarken bir kural belirlemişlerdir.

Vergiler, birinci sene ödenmezse, ikinci sene faiziyle ödenmesi gerekiyordu, üçüncü sene de ödenmediği takdirde de devlet araziye el koyup satışa çıkartma hakkına sahip oluyordu. İşte bu ortamda işgalci İngilizler ağır vergi koydukları Filistinlinin toprağından vergileri toplayamayınca, Yahudilere sembolik fiyatlarla el koydukları bu arazileri satıyorlardı.

Filistinliler bu ağır vergilere 1948 yılına kadar topraklarını İngilizlere kaptırmamak için direnmişlerdir. Filistinli, hanımının kolundaki bileziğini, kızının parmağındaki nişan yüzüğünü vergi olarak vermiş ama bir cm toprağını İngilizlere vermemiştir. Bu durum 1948 yılına kadar devam etmiştir.

         Gelecek hafta inşallah konuya devam edeceğim. Kalın sağlıcakla…