dzat @ soninternethaber.com

Dünya coğrafyasında yaşayan Türk nüfusu ne kadardır? Kayıtlar da 200 milyon olduğu ifade edilmektedir. Her nerede Türk nüfus varsa bu sayıdan pay almakta. Zengin kültürü, tarihi geçmişi ve insanlığa hizmetiyle örnek bir medeniyetin temsilcileriyiz. Lakin dünya üzerindeki insanlık havarileri, şanlı geçmişimizden ve insanlığımızdan bir parça olsun nasiplenemediler. Bizleri dünyaya iç ve dış hainlerin işbirliği ile barbar olarak tanıtmaya çalıştılar. Keşke insanlığımızdan bir parça pay alabilselerdi. Hâlbuki yeryüzünde Türk dünyasının uğradığı zulümler katlanılası değildir. Her yerde mağdur ve mazlum edildik. Nüfus adına temsil hissesinden pay alsalar da soydaşlarımızın hissesi, sadece sayısal bir temsil olmamalıydı. İnançta ve soyda bir, kültürde ve dilde bir olan ikiyüz milyonluk bu topluluk, ekonomik ve sosyal anlamda da daha güçlü etkileşim ve iletişim içinde olabilseydi keşke...

Evet, konuyu Azerbaycan´a getirmek istiyorum. Dünya Türklüğünün sekiz milyonluk temsil hissesi Azeri kardeşlerimize aittir. Azerbaycan´la olan hukukumuzu, paylaşımımızı ve kardeşliğimizi detaylı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. “Can Azerbaycan” ifadesi fazla açıklamaya hacet bırakmamaktadır. “İki devlet, tek millet” tanımlaması da bu ruha ışık tutmaktadır. Kardeş ülkemizin yaşadığı mağduriyetler, uğradığı zulümler gerçekten de unutulacak gibi değildir. 26 Şubat tarihi. Bu tarih bizleri 1992 yılına, yani “Hocalı” ye götürdü. Tarihler 26 Şubat ı gösterirken günün ilk ışıklarıyla birlikte hayata akseden hunhar tablo, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti. Bize soykırımcı derken, asıl soykırımcıların bizzat kendileri oldukları bir kez daha tescilledi.

Oysa Osmanlı onlara ne demişti? “Sadık Tebaa” adını vermişti, sahip çıkmıştı kendilerine. Peki, sadık kaldılar mı? Hayır! Onlar damarlarındaki acımasızlığı her fırsatta tarih sahnesine koydular. Nasıl ki, Birinci Dünya Savaşında doğu şehirlerimizi harabeye çevirdiler. Tıpkı bunun gibi Hocalı ´da da aynı mezalimi acımasızca yaptılar. Sivil halkı toplu şekilde öldürdüler. Ölüm biçimleri ise insanın canavarlaşmasının en bariz fotoğrafını sergilemekteydi. Kardeşlerimizin derilerinin soyulması, kafalarının kesilmesi, hamile kadınların süngülenmesi, cesetlerin tanınmaz hale getirilmesi gibi insanlık kitabına sığmayacak cinstendir.  Dünde böyle yapmışlardı o gün de. Tarihi vesikalar ve olayı yaşayanlar halen bu korkunç vahşetin izlerini taşımaktadır. Kendi yetkili ağızlarından medya ya yansıyan bilgiler ve açıklamalarda itiraf niteliğindedir. Sivil halk onların kendilerine dokunmayacağına inanarak karşı savunma bile geliştirmemişlerdi. Zira savaş hukuku ve insan olmak bunu icap ettiriyordu!

Gece karanlığında yapılan katliamın yapılış şekli kadar bilançosu da acıydı. 106´sı kadın, 70´i yaşlı, 63´ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı kardeşimiz katledilmiştir. Hem de masum yere!  O günden bu zamana kadar tam 25 yıl geçtiği halde failleri ise hala cezalandırılmamıştır. Bu da dünyanın ayıbıdır.  Hocalı ‘da yaşananlar insanlığın ve Ermenilerin tarihine kara lekelerden birini daha ilave etmiştir. Uluslararası hiçbir sözleşmeye uymayan bu hunharlık, daha ne kadar karşılıksız kalacak bilemiyorum. Failler en üst düzeyden görev yaparken, o günleri anlatırken yüzleri bile kızarmamaktadır. Sonuç olarak caniler, cinayetlerinin canavarlaşmış tatminini yaşarken, mazlumların ahı, yeri göğü inletmeye devam etmektedir. Mezarlıklar ise yakınlarını kaybedenler için kara günün her an hatırlandığı, vicdan yakan manzaraları yenilenerek aksettirmektedir.

Allah zalimin zulmüne fırsat vermesin. Yapılanların bedelini ilahi adaletinin takdiri ile makes buldursun. Yeni Hocalı ´ların yaşanmaması için, tüm dünya Müslümanlarının ve Türklerinin tek yumruk olabildiği, ortak ve güçlü duruşların sergilendiği güzel günleri bizlere armağan etsin. Hocalı mazlumlarının ruhları şad, mekânları cennet olsun.

26 Şubat 1992 acı tarihi ve Hocalı ‘lar unutulmasın, unutturulmasın...