hyildiz @ soninternethaber.com

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı´nın, 5-16 Haziran´da Cenevre´de düzenlenecek Uluslararası Çalışma Örgütü´nün (ILO) 106´ncı Uluslararası Çalışma Konferansı´nda, Türkiye´deki çalışanları Memur-Sen´in temsil etmesine karar vermesi, bazı sendika ve yandaşlarını rahatsız etti.

Memur-Sen´in temsilci olmasına karşı çıkanların, öncelikle dillerine doladıkları demokrasiyi anlamaları ve hazmetmeleri gerekiyor. Demokrasi hazmetme sanatıdır. Yüzde 50,1, yüzde 49,9´dan büyüktür.

Memur-Sen´in üye sayısı 950 binleri aşıp, 1 milyona yaklaşınca, bazıları hesap makinası demokratlığına soyunmaya başlamıştı. Memur-Sen´in dışındaki diğer sendikalara üye olanların sayısı, Memur-Sen´in üye sayısından fazla olduğu için bu yetkinin verilmemesi gibi akla ziyan görüş sergileyenler ortaya çıktı.

Hazmedin. Demokrasi budur. Türk-İş, 1952´den beri bütün çalışanlar adına o toplantılara katılırken, diğer sendikalar, ‘bizim toplam üye sayımız, Türk-İş´ten fazla´ dediler mi?

Şimdi, yetkiyi kaybeden Türk-İş´in yaptığı açıklamadaki bazı bölümlere bakalım:

“Haziran ayında Cenevre´de yapılacak 106. Uluslararası Çalışma Konferansı´nda özelde ve pek çok sektörde üyesi olmayan ve kamu görevlilerinin bir bölümünü temsil eden Memur-Sen´in çalışan kesimi temsil etmesi beklenmektedir. Uluslararası Çalışma Konferansı´nda işveren vekili konumunda olan kamu görevlilerinin temsil yetkisine sahip kılınması, Türk çalışma hayatı açısından büyük bir talihsizliktir.”

Yani, yıllarca memurları Türk-İş´in temsil etmesi talih iken, Memur-Sen´in bütün çalışanları temsil edecek olması mı talihsizlik? Ayrıca, kamu görevlileri işveren değil, çalışandır.

Yine bakalım, Türk-İş´in açıklamasına;

“Türkiye´de meydana gelen iş kazalarında binlerce işçi hayatını kaybetmiştir. Sendikalaşmanın önünde engeller vardır, taşeronlaşma emek sömürüsü haline gelmiştir. İşte bu ortamda, çalışma yaşamı açısından uluslararası düzeyde en önemli kuruluş olan ILO ve Uluslararası Çalışma Konferansı´nda Türk İşçi Hareketi´nin en büyük temsilcisi ve çalışan kesimin sorunlarını gerçek anlamda Konferansa taşıyabilecek olan Türk-İş´in yerine, Memur-Sen´in işçi delegesi olarak gösterilmesi, Türkiye´de sosyal diyalogu, endüstriyel ilişkileri ve çalışma yaşamını olumsuz etkileyecek büyük bir talihsizliktir.”

Şimdi soralım; iş kazalarına karşı, taşeronlaşmaya karşı en son eylemi ne zaman, nerede yaptınız? İşçiler madenlerde iş güvenliği sağlanmaksızın çalıştırılıp, toprağın altında hayatlarını kaybederken, hangi eylem ve açıklamanıza şahitlik ettik? Memurları temsil ederken rahatsızlık duymazken, Memur-Sen´in bütün çalışanları temsil edecek olmasından niye rahatsızlık duyuyorsunuz?

Bir söz de uzlaşma çağrısı yapan, emek hırsızlarına; Yetki elinizdeyken, şimdi aramaya çalıştığınız uzlaşma önerileri aklınıza gelmemiş miydi? Mesela, ‘Bir yıl işçiler, bir yıl memurlar ülkemizi temsil etsin´ deseydiniz.

Biraz vicdan yahu.

Ayrıca şunu da merak ediyorum;

1952´den beri ülkemiz çalışanlarını ILO´da temsil edenler, çalışma hayatında ülkemize ve çalışanlara ne gibi kazanımlar elde etti?

Emeğin ve ekmeğin kutsallığı uğruna, uluslararası sömürgeye karşı nasıl bir çalışma başlattı?

Ülkemizi ve ülkemizde paydaş durumdaki olduğu emek örgütlerini şikayet etmenin dışında ne gibi bir etkinliği oldu?