yguldal @ soninternethaber.com

 

             İslam Birliğini bugün ki İslam devletlerinin yönetimleriyle oluşturmak mümkün mü?

    Bugün ki Müslüman ülkelerle İslam Birliğini kurmak mümkün değildir. Pekâlâ, “çözüm nedir?” diyecek olursanız, çözüm Müslüman ülkelerde Müslüman şuurlu topluluklar desteklenmeli, bu topluluklar Müslüman ülkelerde hâkimiyet kurmalı, idarede söz hakkına sahip olabilecek kadar ülkelerinde etkin ve güçlü olmalıdır. Aksi takdirde sömürge valisi gibi ülkelerine devlet başkanı olarak atananlarla bu birlik oluşturulsa bile işleyişte çok büyük sıkıntılar yaşanacaktır. Mesela birinin beyaz dediğine, diğerinin kara demesi çok yüksek ihtimaldir.

   İslam birliğinin amacı nedir? İslam birliğinin amacı yedi buçuk milyar insanın saadetini temin etmektir. Bu birliğin diğer amacı da hakkı ve adaleti hâkim kılmaktır. Düşünün yarım asırdır AB diye bir birlik var ama dünyada henüz adaleti sağlayabilmiş değil.

    3-Müslüman Ülkeler Savunma İşbirliği Teşkilatı (NATO yerine)

    Ülke olarak İslam âleminin son umudu, son kalesi olduğumuz için mutlaka İslam Natosunun kurulmasına öncülük etmeliyiz. Böylelikle silahlarımızı kendimiz yapmalıyız. Batılı ülkelerden silah almaya devam ettiğimiz sürece bağımsız olamayız.

   Bu birlik kurulunca Müslüman ülkeler kendi savunma sanayilerini kurmalıdır. Bakın güncel olması münasebetiyle, Nato´nun yükünü kaldıran ülke olarak lanse edilen ABD, PKK terör örgütüne binlerce tır silah yardımı yaparken Türkiye´ye bu silahları parayla dahi satmıyor.

   Hiç şüphesiz bir buçuk milyarlık İslam âlemi, İslam Natosunu kurabilecek güçtedir. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Yeter ki bu konuda kararlı olunsun. Dik durulsun.      

    İslam Natosu kurulduğu zaman ne olacak, İslam ülkelerine ne gibi bir faydası olacak?

    İslam Natosu kurulunca tüm İslam âlemi kendi savunma sanayisini planlayabilecek.  Kendi silahını kendi savunma sanayisini geliştirebilecek. Hiçbir Müslüman ülke, batılı herhangi bir devlete silah alabilmek için el avuç açmak zorunda kalmayacak.

      Merhum Erbakan hocamızın bazı konuşmalarında üzerine basa basa ifade ettiği teknolojiyi bugün gelinen noktada geliştirebilir miyiz?

     El- cevap; Ekonomi güçlü olursa elbette geliştirilebilir. Pekâlâ, İslam ülkeleri bunu başarabilir mi derseniz, işte bu noktada ben bugün ki İslam dünyası için o kadar iyi niyetli olduğumu söylemem mümkün değil. Çünkü şuan idareleri tabiri caizse sömürge valilerinin elinde. Dolayısıyla ekonomileri de pek de iyi sayılmayacak durumdadır.

      Pekâlâ, niçin İslam Natosu?

    Hatırlarsanız; Dünyada komünizm tehlikesi varken bizi sınırlarında emir eri gibi kullanan NATO üyesi ülkeler, komünizm tehlikesi geçince teşkilatın sekreteri çıkıp, yeni düşmanın yeşil (İslam) olduğunu ifade etmişti.

    Bir kere şuan ki Nato´yu sorgulamamız gerekiyor. Bugün ki NATO İslam coğrafyasındaki hangi zulme engel olmuştur? Filistin´de, Gazze´de, Kudüs´te, Arakan´da, Suriye´de, Irak´da milyonlarca Müslüman Siyonist&emperyalist kâfirler tarafından katledilirken NATO, kendi üyesi olan bu zalim ülkelere ve liderlerine engel olabildi mi? Herhangi bir yaptırım uygulayabildi mi? Bunca zulmün hangisine engel olabildi?

   Bunu sorgulamalıyız ki neden hala bu birlikte ( NATO´da)  ısrar edildiği sorusuna yanıt bulalım. İşte bu noktada şunu açık yüreklilikle ifade edebiliriz; İslam Natosu kurulduğu zaman, bütün insanlık için adaleti, hak ve hürriyeti tesis etmeyi hedefleyecektir. Kan ve gözyaşını değil, mutluluk gözyaşını hedef alacaktır. İnsanlığın saadeti için çalışacak ve bu doğrultuda gayret gösterecektir.

    Ümmet-i Muhammed olarak siyonizmin kurduğu Nato"ya mı güvenmeliyiz, yoksa İslam Natosunu mu kurmalıyız?

    Bu soruyu Kur´an´a sorduğumuzda yüce rabbimiz bize şu cevabı veriyor:

    " Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah´ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah´ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.” (Enfâl: 8/60). Ayeti bize bu konuda en doğru yolu tarif etmektedir.

    Vel-hâsılı kelam; yaşadığımız teknoloji çağında caydırıcı güç, nükleer güçtür (silahlardır). Caydırıcı güç niteliği taşıyan nükleer silahlar ABD, İsrail, İngiltere, Çin, Fransa, Rusya, Kuzey Kore… Gibi ülkelerin ellerinde bulunuyorsa, bu silahlardan İslam Birliği´ne üye olan ülkelerin elinde de mutlaka bulunmalıdır.

   Kalın sağlıcakla…