mgunen @ soninternethaber.com

Kuran da din eğitimi yoktur! Neden?

Din eğitimi konusuna devam ediyorum. Önceki yazıda, çocukluk yaşlarında din eğitimi olamayacağını yazdım. Çünkü dinin muhatabı akıldır.  Aklın da ancak yirmili yaşlarda sorumluluk alacak seviyeye gelebildiğini bilimsel verilerle açıkladım. Ayrıca Müslüman ülkeler, dürüstlükte, güzel işler yapmakta değer üretmekte çok kötü durumdalar. Skor olarak bu bir hezimettir demiştim ki 57 İslam ülkesinin tamamı bir Japonya kadar üretemiyor.

Yazımın son paragrafında da “din eğitimi yaratıcının planında yok” diye ekstrem sayılabilecek bir cümle kullandım. Bazı okuyucularım, Peygamberin döneminde bilen kişiler tarafından insanlara din öğretildiğinden bahsedip, bazı ayetleri de örnek vererek itiraz ettiler. Bu itirazlara kısaca değineyim:

Beni eleştirirken gönderdikleri ayetler doğrudur. Kur´an önceki peygamberlerden bahsederken onların çocuklarına, yakınlarına vahyi tebliğ ettiğini, dini öğütler verdiklerini söyler. Keza bizim Peygamberimiz de aynı şekilde gelen ayetlere göre dini açıklamıştır. Ancak göremedikleri şey şudur; Peygamberimizin dönemde Kur´an henüz tamamlanmamış ve kitaplaşmamıştı.  İnen ayetler de sadece Peygamber, yakınları ve kâtiplerin hafızasındaydı. Dolayısı ile dini öğrenmenin tek yolu, bilen bu insanlardan öğrenmekti. Şartlar böyle olduğu için öğrenmenin başka yolu yoktu. Yani bilgilenmek zorunlu olarak kişiye dayalıydı. Bu nedenle dönemsel şartlar genellenemez. Unutmayın! Kur´an´da açık hüküm belirtilmemiş hiçbir konuyu din adına uygulamaya koyamazsınız. Kaldı ki ben “din eğitimi yaratıcının planında yok” diyerek çok farklı bir duruma dikkat çektim. Şimdi bu ifademden devam edeceğim.

Din eğitiminin olmaması yapısal bir durumdur. Önce bu yapısal durumla ilgili ayetleri kısaca tekrarlayayım. ENBİYA-47-“Hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz.” Kur´an birçok ayette insanlara hiçbir haksızlık yapılmayacağını söyler.  NİSA-165-“Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah´a karşı bir bahaneleri olmasın”. İnsanların bir bahanesi olmasın diye de peygamberleri gönderdiğini söylüyor. Bu ayetlere göre şöyle bir yapısal bir durum ortaya çıkıyor. Orada hiçbir haksızlık olmayacak, mutlak adalet olacak. Bu yüzden, kimseye haksızlık olmaması için insanlara bahane olabilecek tüm kapılar kapatılmıştır. Bu Allah´ın bir taahhüdüdür.

Bu bağlamda “Din eğitimi gerekli veya şarttır.” diyenlerin öncelikle şu sorulara cevap vermeleri gerekir. İnsanlık binlerce yıldır doğada küçük gruplar, topluluklar halinde yaşıyorlardı. Tarih boyunca dinden, Peygamberden haberi olmayan birçok insanlar olmuştur. Bir nedenle kitaba, eğitmene, öğretmene ulaşamayan bu insanların durumu ne olacaktır? Öyle ya! Kitap, daha birkaç yüz yıl önce matbaanın keşfinden sonra ulaşılabilir olmaya başladı. Ondan önceki dönemlerde Kur´an´ı olmayan biri, olsa bile onu öğretecek bir bilene, bir öğretmene ulaşamayan kişi ne yapacak? Manevi sorumluluğu ne olacak?  İçinde bulundukları şartlardan dolayı yaptıkları yanlış uygulamalar için ne muamele görecekler. Eğer mahşerde cezalandırılırlarsa bu onlara haksızlık olacaktır.

Peki, öğretmene ulaşıldığında sorun çözülüyor mu?

Öğretmene ulaşmak da başka vahim sorunlara sebep olabiliyor. Açıklamak için günümüze gelelim. Şimdi tüm ilahi kitaplara ve öğretmenlere ulaşılabilir. Öyleyse çocuklara din eğitimi verilmesinin ne sakıncası var ne gibi vahim sonuçlara sebep olur? Şunu unutmayalım ki dünyada yalnızca Müslümanlar yok. Ve de Kur´an´daki adalet ve hiçbir haksızlık olmayacak ilkesi; inanan, inanmayan herkesi kapsar. Bu bağlamda, örneğin milyarlarca Hıristiyan var. Birçok aile, çocuklarını dinlerini öğrenmesi amacıyla kiliselere götürüyor. Bu çocuklar ilahi kitaplarında yazdığı için Hz İsa´yı, Allah´ın oğlu olarak biliyor ve ona ibadet ediyorlar. Yani asırlardır kabul edilmiş ilahi kitaba ve onu öğretenlere tabi oluyorlar. Kendilerine göre Allah´ın gönderdiği kitaba ve dine uyuyorlar. Benzer aykırılıklar, sapkınlıklar Müslümanlar dahil bütün kitap ehlinde olduğu gibi birçok diğer inançlarda da var. Buna göre birçoğu iyi niyetle inanıp, dinlerinin gereğini yapan milyarlarca insanın ilahi mahkemedeki durumları ne olacak? Manevi akıbetleri nedir? Cezalandırılırlarsa haksızlık olmaz mı? Bunu yapmak mutlak adil olan Allah´a yakışmaz. Görüldüğü gibi çocuklara din eğitimi verilmesiyle çok vahim sonuçlar, problemler ortaya çıkabiliyor. Bu sorunların tamamı iyi veya kötü niyetli olarak dinin önüne düşen, dini öğreten insanlardan kaynaklanıyor. Onun için, Allah insanlara bahane olacak böyle olumsuz durumlara kapı açmaz, izin vermez.

Peki! Yaratıcı bu konuda ne yapmıştır?

Tüm sistemi olduğu gibi insanı da programlayan yaratıcı, dinin öğrenilmesi hususunu elbette açık bırakmamıştır. O, bu konuyu en başından çok basit bir şekilde çözmüştür. Bir adı da fıtrat olan dini, insanlara doğuştan yükleyerek işi halletmiştir. Hiç kimseye haksızlık olmayacaksa bunun tek yolu budur. Yani din aynı zamanda insanın kendine yüklü davranış programı, fıtratıdır. Böylece dini öğrenmek ve uygulamak için kitaba, öğretmene ulaşamayan ne olacak, ne yapacak gibi bahaneleri ortadan kaldırmıştır. Din, akıl yoluyla kolayca bulunacak, kavranacak, uygulanacak hale getirmiştir. Bunun böyle olduğu Kuran´da da çok açıktır.

RUM-30-Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah´ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah´ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

 Görüldüğü gibi ayete göre din bir fıtrat, insanın davranış şeklini içeren yaratılış programıdır. “Allah´ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun.” ifadesinde de dinin doğan her insanda yüklenmiş olduğunu kesin olarak belirtilmiştir. Bu yüzden halk dilinde “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar” deriz. Ayetin sonunda “Fakat insanların çoğu bilmezler.” Cümlesiyle deyaratıcı din konusunda ortaya çıkan problemlerin sebebini de açıklamıştır.

Ayetin de işaret ettiği gibi insanlar dinin ne olduğunu doğru anlayamamışlar. Din, sanki insanlar normal yaşamlarını sürdürürken Allah “Hayır, öyle yapmayacaksınız. Ben böyle istiyorum, bu şekilde uygulayacaksınız.” demiş gibi hayatı zorlayıcı emirler olarak algılanmıştır ve yorumlanmıştır. Oysa bu akıl dışıdır. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi Allah diğer tüm canlıları olduğu gibi insanı da adına din (fıtrat) dediği bir davranış programı üzere yaratmıştır. Dolayısıyla insana, fıtratına uymayan komutlar göndermez. Tıpkı herhangi bir cihaz gibi, insanın da programında olmayan bir şeyi yapması mümkün değildir. Bunu bir benzetmeyle açıklarsak, din; insan makinesinin nasıl çalışacağına ilişkin programdır. Mesele şu ki, yaratılış amacından dolayı insan türü, diğerlerinden farklı olarak, doğru veya yanlış seçim yapabilecek şekilde programlanmıştır. Ancak, ne yazık ki insan, yaşamını oluştururken, çoğu yanlış seçimlerinden dolayı, sosyal ve bireysel hayatı aksamış, bozulmuş, çekilmez hale gelmiştir. İşte peygamberler bu yanlışları göstermek, doğruları hatırlatmak için gönderilmiştir.

Akıl için yol birdir.

Mantıken de fıtratın yani dinin eğitimi olmaz. Çünkü bir konuda eğitilmeniz için o konuyu bilmiyor olmanız gerekir. Oysa din, sizde zaten yüklü. Öyleyse zaten sizde yüklü olan bir programın eğitimini yapmak mantıksızdır. Gerçekte, din konusunda yapılan hatalar, yanlışlar, İnsana ilişkin uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Yapacağınız tek şey bu uygulamaları düzeltmektir. Onu da, peygamberimizin yaptığı gibi doğru şekilde etrafınıza örnek olarak ve kaynak kitaptan öğüt vererek yapabilirsiniz.

 Zaten bu şekil Kur´an´da açıktır. KALEM-52. Halbu ki o (Kur´an), âlemler için ancak bir öğüttür. Ayet Kur´an´ın öğütten başka bir şey olmadığını ancak sözcüğüyle net olarak söylüyor. Kur´an kendini, öğütün dışında tebliğ, bilgi, şifa, Allah´ın ipi, müjdeleyen, uyaran, rehber gibi çeşitli sıfatlarla da tanımlar. Bu sıfatların hiçbirisi eğitim gerektirmez. Bunlar zaten ayrıntılarıyla açıklanmış ve anlaması kolaylaştırılmış unsurlardır. Bu nedenledir ki Kur´an´ın hiçbir yerinde kendisinin, eğitim gerektiren bir kitap olduğundan bahsetmez. Yalnızca” Talep edene, isteyene öğüt verin.” der.

Gelelim din eğitimi yaratıcının planında yok” ifademe…  Kur´an verilerine göre öncelikle bu insanın yaratılış amacına aykırıdır. İkincisi BAKARA-256-“Dinde zorlama yoktur” ama Neden dinde zorlama yoktur? Bütün bunların son derece mantıklı nedenleri var.

Çok önemli olduğu için şu notu da düşeyim. Kişi yasal sorumluluk alacak yaşa, olgunluğa geldiğinde (Yaratılış fıtratına göre de yirmili yaşlardır)isteyerek, kendi iradesiyle din, inanç dahil her konuda eğitim alabilir. Seçim ve sorumluluk kendisine aittir. Bütün bunlara gelecek bölümde devam edeceğim.

 

 

 

 

.