vtucar @ soninternethaber.com
Eski defterleri karıştırmak gibi adetim vardır. Bu adet üzere geçenlerde yine okuduğum şeylere tekrar bi göz atıyordum. Kitaplar, altı çizilmiş satırlar, not kağıtları, sağa sola acelece alınmış notlar. Kah saman kağıt ( kaldımı yahu demeyin,hala var), kah hamur kağıt kokularıyla, eski kitap ve notlar arasında , bir eski resim albümü içerisinde anılara boğulmuş gibi dalmıştım sayfalara. Vay be bunu ne zaman yazmışım,aaa bu söz kimindi tekrarlarıyla. Derken bir sayfanın kenarına aldığım şu nota gözüm takıldı. **Sevgi türleri:Eğer,Çünkü,Rağmen** Bir çoğumuzun belkide okuduğu Toyotome isimli zat–ı muhteremin yaptığı bir tespit. Ve adam haklı beyler dedirten bir sonuç. Gerçekten doğru tespitler üzerine yazılmış bir kitap. Seherlerin karşılandığı en muhabbetli gecelerde ki sohbet halkalarında dahi; vefasız yarlardan terkeden eski sevgililerden bahsedilirken bile "yav biz niye böyle düşünemedik" dedirtecek tarzda tesbitler. Aslında herkesin bildiği ama teknik olarak ifade edemediği şey belkide Toyotome´ nin anlattıkları. Okumayanlarınızın "Yahu Sevginin türümü olurmuş" dediğini duyar gibiyim. Elbette ki olur. Dedik ya. Adam haklı beyler. Buyrun gelelim konunun içeriğine. Yazar sevginin türleri olduğunu ve bunun kendi içinde belirli değerleri taşıdığını ve sebep sonuç ilişkisi barındırdığını anlatıyor. Sevginin türlerinden ilki yazara göre "Eğer" türü sevgi. Bu türe göre sevgi anlayışı olan kişiler belli başlı beklentileri ya da istekleri karşılanmış olursa karşısındakini seviyor ve sevmeye devam ediyor. Nasıl mı oluyor bu sevgi. Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eger başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim gibi. Aslında Toyotome´nin bu anlatmış olduğu şeyin türkçe karşılığı “Ne kadar ekmek o kadar köfte” olarak anlatılabilir. Bir sarta bağlı sevgi yani. Ne kadar sığ değil mi? Ama şöyle bi baktığımızda en çok rastlanan sevgi türünün de bu olduğu aşikar etrafımızda. Karşılık bekleyen sevgi. Özüne indiğinizde tamamen bir çıkar ilişkisi. Evet evet kesinlikle öyle. Baktığınızda etrafınıza iki aylık evlilikler yok değil mi? Şöyle bir düşününce bu sevgi türü bir ticari anlaşma gibi sanki. Neyse gelelim ikinci tür sevgiye. Toyotome´ye göre ikinci tür sevginin adı "Çünkü" türü sevgi. Bakın dostlar bu tür sevgide kabiliyet daha çok ön plana çıkıyor. Çünkü bu tür sevgide kişi, bir şey oldugu, birşeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için seviliyor. Yani başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlı. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin(Yakışıklısın)." "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.." Diyorum ya yeteneğinize göre. Aslında ben bu sevgi türüne “ego sevgisi” dedim. Karşındakinin egosunu ne kadar tatmin edersen o kadar seviliyorsun. İlk sevgi türünde de ego var ancak bu kadar bariz değil. Ne demiştik eğer türü sevgi için “Ticari anlaşma”. Her ne kadar yazara göre “Çünkü” türü sevgi “Eğer” türü sevgiye göre daha tercih edilebilirsede ben bu kanaate katılmıyor her ikisinide kumdan kale olarak görüyorum. Bu konuyu konuştuğum birkaç kişiden “Yahu sevgi diyoruz kardeşim sevgi. Konumuz aşk değil. Elbetteki ticari sevgide olur” yorumları aldım. Cevabım şuydu; “Olmaz kardeşim,olmaz. Onun adı ilişki olur”. Ve hala aynı kanaatteyim. Başka insanların o kişiyi sevmesinden beslenen ve bundan tatmin olan kişilerin ruh hali bizim bahsettiğimiz “kişi sevgiye muhtaçtır” ruh halinden farklıdır. Yani birilerinin bizi sevmesi egomuzu okşar o kadar okşar ki bi bakarsın instagramda takipci kasmışsın. Haydiii buyur. Ayrıca benden daha fazla sevecek birini bulunca beni bırakacak endişesinin olduğu bir duruma nasıl sevgi diyebiliriz.Sözün özü yazara göre eğer ve çünkü türü sevgi benim kanaatimde sevgi değil ilişkidir. Gelgelelim yazara sonuna kadar katıldığım,hepimizin özlemini ve açlığını çektiği, her nerede ve ne zaman kaybettiysek bir türlü bulamadığımız, şeytanın alıp götürdüğü ama satmaya kalksa herkesin alacağını bildiği için satmadığı sevgi türüne. Rağmen türü sevgi. "Yüreklerin en çok susadigi sevgi budur" diyor yazar ve ekliyor “Esmeralda, Qusimodo´yu dünyanin en çirkin, en korkunç kamburu olmasina "ragmen" sevmedimi?” Dostlar sevgi emek ister derler. Bu emek beni daha çok sevsin yada beni bırakmasın yahut şu şekilde olmalıyım ki koşullar yerine gelsin şeklinde değilde, “...rağmen bunu yapmalıyım” cümlesinin başına ne konulursa konulsun içinde ego ve beklenti olmaksızın harcanan şeyin adıdır.Yahu insan "Birşey olduğu için" değil, "Bir sey olmasına rağmen" sevilir. Örf de, töre de, din de bunu söyler. İşte bahsettiğimiz “kişi sevgiye muhtaçtır” sözündeki muhtaçlığımız seven için de sevilen için de budur. Kendimizden fazlasına yetecek kadar sevgimizin kalmadığı bu zamanda, eğer ve çünkülerin olmadığı, içinde rağmenler barından sevgiler yaşamanız dileğiyle. Selametle.