acismail @ soninternethaber.com

3. Trafik kuralları katı ve sistemli konulmamıştır, uygulanmamıştır ve dolayısıyla ölümlere adeta seyirci kalınmıştır. Trafik, görünümde şahsın hareketi ve özgürlüğü gibi görünse de şahsın her sözü ve hareketi topluma mal olacağı için trafik kuralı koymak, ciddi olmak ve düzene sokmak kamunun görevi ve yetkisine girecektir. Kamu vicdanının temsili olarak devlet bu konunu sadece trafik ya da kişi hürriyeti bakımından değerlendirmemeli.


 

Kazaların sıklığı, sıradanlaşması ve ölümlere yol açması, daha kötüsü genel kültürün düşmesine sebep olacak şekilde küfürlerin havada uçuşması yalnız milletin canı ve malına, kamu vicdanının yaralanması ve zararına yol açmakla birlikte, modern dünyanın en gözde mesleklerinden biri olan “İmaj satması´´ ve seyahate büyük darbe vuracaktır.

 

KDV ve MTV ile araç pazarına hakim olmak,oradan para kazanmak yerine eğitim sırasında mutlaka genel kültür ve sürüş kültürü dersi verilmesi,edebi ve sanat seminer zorunluluğu getirilmesi,yaralanma ve ölümlerin azalmasında en başta gelen hizmetlerden ibarettir. Sanatsal ve edebi düşüncesi düşük olanın başka birini anlaması ve trafikte hoşgörü sergilemesi mümkün değildir. Tabi bununla birlikte katı,detaylı ve haklı kuralların konulması,ihlallere sıfır tolerans gösterilmesi,sürücülere orta okul kuralı getirilmesi (iki aylık sürücü kursu eğitiminde orta okul mezuniyeti olmayanlara ek olarak bir aylık hızlandırılmış orta okul bilgileriyle denklik verilmesi lazım ve üç aya çıkarılması gerekir.),alkol ve uyuşturucu kullanıp yakalananlara trafikten ömür boyu men,kural ihlaline sert maddi yaptırım, kurallara ve insanlara saygılı sürücülere maddi ve manevi ödül, devlet güvenliğine ve terörle mücadelede katkı sağlayan sürücülere fiyat ve vergi desteği gibi her türlü tedbirlerle trafiği herkese eşit ve saygılı duruma getirmemiz lazım. Bunun için yukarıdaki tedbirlere ek olarak sokak, cadde ve anayollara yüksek çözünürlüklü kamera yerleştirilmesi, kör nokta bırakılmaması ve ihbar sistemi mutlaka hayata geçirilmelidir. Bazı insanlarımızca sadece yaşam tarzı ve sözde özgürlükleri beğenilen Avrupa ve ABD´nin sert trafik yaptırımlarını da ülkemizde aynen uygulamayı önermek son sözüm olacak.

 

4. Türkiye´nin belli dönem ve ihtiyaçlardan dolayı örgütlere katılması doğrudur fakat bir eksene bağlı kalmak, yükümlülük altında ezilmek ve kendini kaybetmek gibi yeni köleliği içime sindiremiyorum. Bunun tek ve uzun vadede yararlı olacak şekli: Türkiye eksenli çok kutuplu zihniyet. Bunun için NATO ya da Şangay Birliği gibi yanlı ve zehirli kuruluşlara girmeyi “kurtulmak´´ diye düşünmekten kendimizi kurtarmamız lazım. Önce milletimiz kendi arasında ittifak kursun, milletle devlet barışsın, orduyla millet bütünleşsin, kurumlarla iktidar konuşabilsin, devletle bölgeler birbirini kabullensin. Ondan sonra bütün ülkelerle eşit ve kalben ortaklık ve dostluk oluşturalım. Hiçbir blok ya da karanlık örgütlerin üyesi olmadan ama menfaatler ve kardeşlikler çerçevesinde ikili ilişkilerin ayrıntısı ve kalitesine devrim getirelim. Diplomasını memuriyet zihniyeti ve “Mesai mesleği´´ tanımından çıkarıp, dakikalar boyu ve gece-gündüz yönetebilen güçlü ve milli dış politika kadrosu oluşturalım. Kim ülkemize fayda sağlayacaksa ve bizim de ona bir iyiliğimiz olacaksa onunla ilişkileri üst seviyeye çıkaralım, başkaları için bize hiç faydası olmasa bile feda olunacak bir Türkiye olmayalım. Kimseye sormaya gerek kalmadan herkesle işbirliği ve menfaat şartıyla dost olalım. Zayıflar ve ezilenlerin sözcüsü ve sahibi olalım, hiç olmazsa kendimize ahlaken fayda sağlayalım. Birleşmiş Milletler bile hak ve adaletten uzak durmuşken belli örgüte yetim çocuk gibi üye olmak ve onların kirli işlerine ortak olmaktansa adam gibi doğru yolda vicdanen rahat yaşamamız lazım.