acismail @ soninternethaber.com

9. Yerli uçak ve araba üretimindeki belirsizlik ve irade yorgunluğu


 

Sayın Erdoğan´ın neden her şeyden önce yerli uçak ve araba üretimine yoğunlaştığını anlamaya çalışmalıyız. Bunlara karşı çıkanların da gayelerini anlamalı, onları tanımalıyız.

 

Araba ve uçak için Tayyip ERDOĞAN´ın kişisel bir ihtiyacı var mı? Kendisinin uçak pilotluğu merakı, araba tutkusu mu var? Elbette hayır, kendisi bunlardan anlamaz. Anladığı şey: Bu millet tarihte büyük devletler kurmuş, büyük buluşları keşfetmiş bir millettir. İnsan önce icraatlarıyla ecdadının yüzüne bakabilmeli ondan sonra ben de ecdadımdan geçmeliyim, ben de büyük devlet olarak tarihte yerimi almalıyım demeli. Derdi bu.

 

Uçak ve araba aslında  geçmiş zamanlardaki eşek arabası ve ya attan farkı olmayan taşıma aracıdır. Zamanında paytonlar bile üstünlük ve aklın göstergesi idi ve geçmişteki padişah ve zenginler kendi yurdunun ya da ülkesinin itibarını temsil etmek için gelen-giden önünde bu araçlarla gösteriş yapıyordu. Şimdi herkes ülkesinin sahibi ve seçmeni oldu, herkesin binme ve kullanma şartları oluştu. Bütün bu gelişmiş taşıma araçları umuma mahsus ve sık kullanılan vasıtaya dönüşmüş olsa bile bunun da aynı kadım zaman gibi kişiden öte kamu ve devleti ilgilendiren bir çok tarafı var. İlk olarak şunu belirtmeliyim. Uçak ve arabayı her millet ve devlet yapamaz. İkinci olarak bu vasıtalar belli sanayi ve medeni kültüre ulaşan milletlerin yapabildiği ürünlerdir. Üçüncüsü, ciddi, disiplin ve yüksek teknolojiye sahip binlerce yüksek lisans mühendislerin organik çalışmasıyla ortaya çıkacak bütünsel sanattır bunlar. Bunun saniye ya da milimetre şakası yoktur. Dördüncü, siyasi ve ekonomi gücü hem de millet iradesi arkasında olan devletlerin, enerjisini yine milletini motive edici, onlara rahatlık verici yöne kullanmasından başka şey değildir.

 

Bütün bu sıfatlara sahip olan ya da buna çabalayan bir devlet ve millet var, bunu milletine anlatmaktan yorulmayan bir lider var. Bu yerli araçları yapacağız demek aslında “Biz büyüktük, büyük olmaya layığız ve büyük olabiliriz´´ demektir.

 

Zaten demirbaş satın almak ve sadece tüketmek baktığınızda bir milletin önce ruhen çöküşte olduğunun, sonra siyasi, ekonomi anlamda tutsak ve kul olduğunun ispatıdır. Uçak ve araba yapalım dediğiniz zaman önce sözde aydınlar ve ülkenin büyük odaları karşı çıkıyor. Bunlara hafif tabirce irade yorgunluğu yaşayan ve vizyonu küçük insanlar diyebiliriz. Daha ince ve derin araştırdığınızda bu tür insanlar ister iktidarda olsun, ister muhalefet ya da bazı STKlarda olsun bunlar aslında bazı din, mezhep, devlet ve siyasi oluşumların Türkiye´deki adamları olarak deşifre oluyor. Kısacası uçak ve araba konusu sadece “uçmak ve binmek´´ değildir. Tamamen fikren ve fiziken bağımsız düşünmek ve bağımsız hareket etmek demektir. Erbakan hocanın çektiği sıkıntılar ve AK Parti hükümeti gelip millileşmeye tutunduğu zaman önüne çıkarılan engellerden gördüğümüz manzara o ki, bize bunun sadece bir uçma, binme olayı olmadığını hem de büyük güçlerin Türk milletini nasıl düşünceden ve uluslar arası sistemden işgal ettiğidir. “Yaptırmayız cephesi” ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar engel hatta her türlü suikastlar yapsınlar, bizim irademiz karşısında bunlar hiçbir şey yapamazlar. Fakat bizdeki küçük beyinlilik, korkaklık, vizyonsuzluk ve irade yorgunluğu bizim en büyük düşmanımızdır. Her ilerleme konusunu Tayyip ERDOĞAN karşıtlığı üzerinden yapan ve yüzlerce defa anlatmamıza, sabırla beklememize rağmen illaki karşı çıkayım diyen engelci ahmaklara geldiğimizde onlara üzülmüyorum, acımıyorum, çünkü onlar tedavisi olmayan akıl aidisine yakalanmıştır, bunlar zaten bize yük ve zarar idi gitsin barı.

Onun için uçak, araba, füze, baraj, büyük tarım, santral, havalimanı, otoyol, uzay yolculuğu… Bütün bunları sadece o alanın kişiye verdiği rahatlığı ve kolaylığı açısından düşünmemeliyiz, onları bağımsızlık ve Türk karakterinin ihtiyacı diye anlamalıyız. Bazı karaktersiz ve zayıf akıl sahiplerinin “Bunu bu maliyette yapacağımıza ucuz yabancı ürünü alsak daha da kar´´ diye milleti uyutmaya kalkışmasına itibar etmemeliyiz. Tekrar söylüyorum, bu proje ve ürünleri sadece kullanmak ve rahat görmek değil, Atatürk´ün ve daha önceki beş bin yıllık medeni sürecimizde yaşamış büyüklerimizin yüzüne bakabilmemiz ve onlardan aşarak yeni ufuklara ilerlememiz için yapıyoruz. Düşmanlarımızın bin bir engeller çıkarması eşyanın tabiatındandır,doğaldır. Fakat bizim fikirde ve harekette fakir olmamız ve birleşmememiz affedilecek yanı olmayan cinayettir, onun için Tayyip ERDOĞANı anlamalıyız, onun enerjisinden faydalanmalıyız. O bakıdır, Türk devleti kalıcıdır.

Şimdi anlaşıldı sanırım !