ayzengin @ soninternethaber.com

Vekâlet Savaşları,  Hafter Üzerinden…

Hafter’in sözcüsü, “Libya’daki süreç namlunun ucundadır” demiş. Ne zaman demiş Berlin konferansından sonra…

“Libya’daki süreç namlunun ucundadır” cümlesine kadar geçen zaman zarfında gelişmelere bakalım…

Libya’daki meşru lider ile meşru olmayan lider arasında bir anlaşmanın olabilmesi için ateş kes çağrısında bulunuldu. Bu ateş kes çağrısını kimler yaptı. Türkiye ile Rusya… Her iki ülkeyi de tebrik etmeliyiz…

Hafter, Moskova’da Libya’nın meşru lider ile aynı masada oturmuş. Anlatılanlara bakılırsa birbirlerine hiç selam vermemişler. Neyse bizi bu konu ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren ateş kes konusudur…

Hafter, masaya oturdu ama  “Libya’daki süreç namlunun ucundadır” cümlesinin gereğini de yapıyor. Nasıl mı? Anlatalım:

Bir taraftan anlaşma metninin hazırlanması için masaya oturmuş diğer taraftan da saldırılarına devam ediyor. İşte asıl sorgulanması gereken konu budur… Çünkü Hafter’e hamilik yapan, silah ve para desteği veren Fransa, Mısır, Suudi Arabistan’ın gibi ülkeler…  Söz konusu bu ülkeler,  Berlin’de kurulan masada çözüm ister gibi davranmışlar. Niye böyle dedim:

Hem Moskova’da hem de Berlin’de barış ister gibi görünüp ikili oynayan devletler vardır. Bunların başında: Fransa, Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkeler… İsterseniz Rusya’yı da ilave edelim bu ülkelere. Niye Rusya’yı ilave edelim:

Rusya’nın, “Libya’da çatışmaların durdurulması ve taraflar arasında diyaloğun sağlanması” gerektiğine ilişkin açıklama yapmasına rağmen Hafter’e tavır almadığını görüyoruz… Küçük bir gelişmeden bahsedelim: Hafter, anlaşma metnini imzalamadan iki gün izin istemiş ve kimseye sormadan Rusya’yı terk etmiş.

Önemli bir soru aklıma geliyor: “Moskova’da Hafter,  masayı terk etmesine rağmen Putin sırtını neden dönmedi. Neden mi? Bende nedenini bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum. Tahmini mi söylersem belki iftira olur. Onun için bir yorumda bulunmayacağım.

ABD’ye gelelim. ABD, işin başından beri Hafter’i desteklediği apaçık ortada. Bu konuda iftira etmiyorum. Olanları söylüyorum…  Ama ABD, direk olayın içinde girmiyor. ABD, vekilleri sayesinde Libya’nın içişlerine müdahale ediyor… Irak’ta, Suriye’de yaptığı gibi…

Gelelim Berlin Konferansına

 Hafter, Berlin konferansında belgeyi imzalamasına rağmen Suudi Arabistan, Fransa, Mısır, BAE gibi ülkeler,   Hafter’e  biz de sana destek vermiyoruz demedi. Söz konusu ülkeler, Hafter’e tavır almadığına göre “ İmzalarsan da olur imzalamasan da olur…” demek istediler. Acaba yanlış mı anladım… Gerçi yanlış anladığımı düşünmüyorum gene de ihtiyatlı konuşayım diyorum… İhtiyatlı olmadan bir şey söyleyeyim. İkili devletlerin başında ABD’yi unutmayalım… Gerçi ikili oynama konusunda ABD, defalarca kendini kanıtlamıştır. Dolayısıyla ABD’nin ne yapacağını biliyoruz.

Dış politika bir satranç oyununa benziyor. Hata yapmaya gelmez… Zamanında hamleyi doğru yapmazsan vezir düşebilir.  Dış politikada ileriye dönük hamleler yapamazsan Irak’ın, Suriye’nin veya Libya’nın durumuna düşebilirsin…

 Satranç oyununda kiminle oyun oynayacağın konusunda seçme hakkın vardır ama dış politikada böyle bir şansın yoktur. Her an, herkes ile dost olabildiğin gibi düşman da olabilirsin…

Selam ve saygılarımla…