Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın: “Dirençli bir Marmara, tek bir kurumun çabasıyla kurulamaz”

Marmara Belediyeler Birliği 2026 Yılı 2. Meclis Toplantısı Balıkesir’de gerçekleştirildi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve MBB Başkanı Ahmet Akın, COP31 öncesinde iklim dirençli şehirler, bölgesel iş birliği, sosyal adalet ve iklim finansmanına dikkat çekerek belediyeler arasında ortak hareket etme kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda Burhaniye Belediyesi de Marmara Belediyeler Birliğine üye oldu.

Ekim 4, 2026 - 07:56
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın: “Dirençli bir Marmara, tek bir kurumun çabasıyla kurulamaz”


Marmara Belediyeler Birliği’nin (MBB) 2026 Yılı 2. Meclis Toplantısı Balıkesir’de gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Marmara Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Akın, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde iklim dirençli şehirlerin önemine dikkat çekti.

Toplantıda yeni kararların yanı sıra “COP31 Gündeminde İklim Dirençli Şehirler” konusunun ele alınacağını belirten Akın, uluslararası iklim hedeflerinin şehirlerin altyapısından bütçelerine ve günlük yaşamına kadar somut uygulamalara dönüşmesi gerektiğini söyledi.

“HEDEFLERİ ŞEHİRLERİMİZİN GÜNDELİK HAYATINA NASIL TAŞIYACAĞIMIZ ÖNEMLİ”

COP31’in iklim politikalarının uygulama boyutunun değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını ifade eden Akın, “Bu yıl 9–20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, yani COP31, ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek. Bu buluşma, iklim meselesini yalnızca uluslararası taahhütler üzerinden değil, taahhütlerin uygulama odağında tartışılması bakımından da önemli. Çünkü artık asıl soru yalnızca hangi hedefleri belirlediğimiz değil, bu hedefleri şehirlerimizin sokaklarına, altyapısına, bütçesine ve gündelik hayatına nasıl taşıyacağımızdır.” dedi.

COP31 Eylem Gündemi’nde “İklim Dirençli Şehirler” başlığının öncelikli alanlardan biri olduğunu kaydeden Akın, “Dayanıklı altyapı ve yapı standartları, emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum, sürdürülebilir yapılar ve kentler için finansman imkânları bu gündemin somut başlıkları arasında. Bütün bunlar belediyelerimizin görev alanlarıyla doğrudan kesişmesi bakımından büyük önem taşıyor.” diye konuştu.

“İŞ BİRLİĞİNE İHTİYACIMIZ VAR”

İklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil, şehir yönetimlerinin bugün karşı karşıya bulunduğu bir gerçek olduğunu belirten Akın; aşırı sıcakların insan sağlığı ve kamusal alanların kullanımını etkilediğini, yoğun yağışların altyapıyı zorladığını, kuraklığın ise tarımsal üretimden içme suyuna kadar birçok alanda risk oluşturduğunu söyledi.

Akın, “İklim değişikliğiyle birlikte daha sık ve şiddetli yaşanan aşırı hava olayları, sel, taşkın ve kuraklık gibi riskler ve afetler şehirlerimizin altyapısını, doğal kaynaklarını ve yaşam kalitesini giderek daha fazla tehdit ediyor.” ifadelerini kullandı.

Marmara Bölgesi’ndeki şehirlerin aynı havzayı, denizi, ulaşım ve üretim ağlarını paylaştığını vurgulayan Akın, iklim risklerinin belediye sınırlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Akın, “Bir yerde yaşanan su sorunu, başka bir yerde üretimi; bir yerde aksayan ulaşım, başka bir yerde gündelik hayatı etkiliyor. Bu nedenle iklim dirençliliği, yalnızca belediyelerin kendi sınırları içinde aldığı önlemlerle değil, ancak bölgesel ölçekte geliştirdiğimiz iş birliği ve ortak hareket etme kapasitemizle güçlenebilir.” dedi.

Marmara Denizi’nin bölgesel iş birliği ihtiyacının en açık örneklerinden olduğunu dile getiren Akın, denizin sağlığının atık su yönetimi, sanayi, kıyı planlaması ve ekolojik koruma kararlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Akın, “Denizimizi koruma sorumluluğunu, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama ve yaşam alanlarımızı güçlendirme çabasından ayrı ele alamayız. Veriye dayalı, izlenebilir ve kurumlar arasında sürekliliği olan bir iş birliğine ihtiyacımız var.” diye konuştu.

“İKLİM DİRENÇLİLİĞİ YALNIZCA ÇEVRE MESELESİ DEĞİL”

Şehirlerin riskleri önceden görebilen, kırılganlıkları azaltan ve kaynaklarını verimli kullanan bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Akın, iklim krizinin toplumun farklı kesimleri üzerinde aynı etkiyi oluşturmadığına dikkat çekti.

Akın, “Yaşlıların, çocukların, engellilerin ve gelir düzeyi düşük hanelerin iklim risklerinden aynı ölçüde etkilenmediğini biliyoruz. Dolayısıyla iklim dirençliliği yalnızca mühendislik, altyapı ve çevre meselesi değildir. Aynı zamanda sosyal adalet, erişilebilir hizmet ve kamusal sağlık meselesidir.” ifadelerini kullandı.

Veriye dayalı risk analizleri, erken uyarı ve izleme sistemleri, doğa temelli çözümler ile kurumsal koordinasyonun önemine işaret eden Akın, “İklim eylem planlarının hazırlanması kadar uygulanması, ölçülmesi ve değişen koşullara göre güncellenmesi de kritik önem taşıyor. Planlarımızın raflarda duran belgeler olmaktan çıkıp yatırım kararlarına ve belediye hizmetlerine yön vermesi gerekiyor.” dedi.

AKIN’DAN İKLİM FİNANSMANI VURGUSU

İklim dirençli kentlerin oluşturulmasında teknik kapasite, nitelikli personel ve güvenilir verinin yanında finansmanın da belirleyici olduğunu söyleyen Akın, belediyelerin mevcut hizmetlerini sürdürürken artan maliyetlerle mücadele etmek ve yeni altyapı yatırımlarını hayata geçirmek zorunda kaldığını kaydetti.

Akın, “İklim finansmanı denildiğinde meseleyi yalnızca yeni bir hibe veya kredi kaynağı bulmakla sınırlamamalıyız. Hangi riskin öncelikli olduğunu saptayabilmek, yatırımın ekonomik ve toplumsal faydasını ortaya koyabilmek, doğru finansman aracını seçebilmek ve projeyi uygulamaya hazır hâle getirebilmek de en az kaynağa erişim kadar önemli.” ifadelerini kullandı.

Merkezi yönetim, İLBANK, belediyeler ve ilgili kurumlar arasındaki eş güdümün önem taşıdığını belirten Akın, toplantıda ele alınacak Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti ile belediyelerin yararlanabileceği finansman ve destek mekanizmalarının değerlendirileceğini bildirdi.

Akın, “Umuyorum ki buradan yalnızca yeni bilgilerle değil, birlikte geliştirebileceğimiz projelere ilişkin daha açık bir yol haritasıyla ayrılırız.” dedi.

“ORTAK ÖĞRENME VE DAYANIŞMA ZEMİNİNİ GÜÇLENDİRMEK”

Marmara Belediyeler Birliği’nin “Yetkin yerel yönetimler ve sürdürülebilir kentler” vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Akın, belediyeler arasındaki deneyim ve bilgi paylaşımının ortak kapasiteye dönüştürülmesini hedeflediklerini söyledi.

Akın, “Birliğimizin yarım asrı aşan birikiminin bize öğrettiği önemli bir şey var: Şehirlerimizin sorunları farklılaşsa da çözüm üretme kabiliyetimiz birbirimizden öğrenebildiğimiz ölçüde güçleniyor. Büyükşehirlerimizin deneyimi ilçelerimize, belde belediyelerimizin yerel bilgisi bütün bölgeye katkı sunabilir. Bizim görevimiz bu ortak öğrenme ve dayanışma zeminini daha da güçlendirmek.” diye konuştu.

“DİRENÇLİ BİR MARMARA, TEK BİR KURUMUN ÇABASIYLA KURULAMAZ”

COP31 sonrasında şehirlerin iklim riskleriyle karşı karşıya kalmaya devam edeceğini belirten Akın, konferans sürecinin kalıcı kurumsal kapasiteye, iş birliğine ve somut yatırımlara dönüşmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Akın, “COP31 gelip geçecek; fakat şehirlerimizin iklim riskleriyle karşı karşıya kalmaya devam edeceği gerçeği değişmeyecek. Önemli olan bu sürecin geride nasıl bir kurumsal kapasite, nasıl bir iş birliği ve nasıl somut yatırımlar bırakacağıdır.” dedi.

Bölgedeki farklı ölçeklerdeki belediyeler arasında yeni ortaklıkların geliştirilmesini hedeflediklerini kaydeden Akın, “Çünkü daha dirençli bir Marmara, tek bir kurumun çabasıyla kurulamaz. Bilgiyi paylaşarak, sorumluluğu birlikte üstlenerek ve kaynaklarımızı doğru önceliklere yönelterek ilerleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Marmara Belediyeler Birliği 2026 Yılı 2. Meclis Toplantısı kapsamında üyelik konusunda da yeni bir karar alındı. Burhaniye Belediyesi, Marmara Belediyeler Birliğine üye oldu.

Haber: Fazlı Kamalı