CHP Abant Bildirgesi: “Türkiye’nin geleceğini kişiler değil, millet iradesiyle güçlendirilmiş kurumlar belirlemelidir”

CHP TBMM Grubu’nun 27 Eylül 2026 tarihli Bolu Abant Değerlendirme Toplantısı Sonuç Bildirgesi yayımlandı. Bildirgede Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, güçlü Meclis, bağımsız yargı, üreten ekonomi, güçlü sosyal devlet, Siyasi Ahlak Yasası ve milli dış politika başlıkları öne çıktı; CHP, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vurgusuyla Türkiye’nin geleceğinin kişilerden çok güçlendirilmiş kurumlarla şekillenmesi gerektiğini savundu.

Eylül 27, 2026 - 16:49
CHP Abant Bildirgesi: “Türkiye’nin geleceğini kişiler değil, millet iradesiyle güçlendirilmiş kurumlar belirlemelidir”

Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grubu’nun Bolu Abant’ta gerçekleştirdiği Değerlendirme Toplantısı’nın ardından 27 Eylül 2026 tarihli sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede Türkiye’nin ekonomik, sosyal, hukuki ve siyasi alanlarda bir yönetim krizi yaşadığı savunulurken, mevcut yönetim anlayışına karşı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, güçlü Meclis, bağımsız yargı ve kuvvetler ayrılığı önerildi.

Bildirgenin girişinde, “Türkiye bugün ekonomik, sosyal, hukuki ve siyasi boyutları olan ağır bir yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Bu krizin temelinde, yürütme gücünün aşırı merkezileştiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama ve denetim gücünün zayıflatıldığı mevcut yönetim anlayışı bulunmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

“Devletimizin temeli milli egemenliktir”

CHP TBMM Grubu, bildirgede milli egemenlik vurgusunu öne çıkararak, “Oysa devletimizin temeli milli egemenliktir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözü yalnızca bir anayasa hükmü değil; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadrolarımızın milletimize bıraktığı en büyük mirastır.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM’nin yürütmenin kararlarını onaylayan bir makam olarak görülmemesi gerektiği belirtilen bildirgede, “Gazi Meclis, yürütmenin kararlarını onaylayan bir makam değil; millet iradesinin tecelli ettiği, devletin yönünün belirlendiği asli kurumdur.” denildi.

Hayat pahalılığı ve adalet sorunları “yönetim ve güven krizi” başlığı altında ele alındı

Bildirgede Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin eleştiriler sıralanırken, ekonomik ve sosyal sorunların yönetim modeliyle bağlantılı olduğu savunuldu.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya çıkan yetki yoğunlaşmasının vatandaşımızın ekonomik ve sosyal hayatını zorlaştıran sonuçlarını bugün açık biçimde görüyoruz. Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, eğitim, barınma, adalet ve güven sorunları artık yalnızca ayrı ayrı politika alanları değildir. Bunlar aynı zamanda bir yönetim ve güven krizinin sonuçlarıdır.” ifadelerine yer verildi.

“Bunun adı güçler ayrılığıdır, bunun adı bağımsız yargıdır”

CHP TBMM Grubu, bildirgede yönetim sistemine ilişkin yaklaşımını kısa ve doğrudan ifadelerle ortaya koydu.

“Bunun adı güçler ayrılığıdır. Bunun adı bağımsız yargıdır. Bunun adı güçlü Meclistir. Bunun adı güçlü devlet, güçlü demokrasi ve güçlü Türkiye’dir.”

Türkiye’nin ihtiyacının yetkinin tek elde toplandığı bir yönetim olmadığını savunan bildirgede, “Türkiye’nin ihtiyacı, yetkinin tek elde toplandığı bir yönetim değil; yetkinin millet adına kurumlar arasında dengeli biçimde paylaşıldığı, birbirini denetleyen ve birlikte çalışan güçlü bir devlet düzenidir.” denildi.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çağrısı

Bildirgede CHP’nin yönetim modeli önerisi de açık biçimde ortaya konuldu.

“Bu nedenle Türkiye’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçmesini; TBMM’nin yasama ve denetim yetkisinin güçlendirilmesini, Başbakanlık ve hükümetin Meclis karşısında sorumlu olmasını, kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesini ve bağımsız yargının güvence altına alınmasını savunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Milli ekonomi ve güçlü sosyal devlet vurgusu

“Milli Ekonomi ve Güçlü Sosyal Devlet” başlığı altında ekonomik bağımsızlık ile milli egemenlik arasında bağ kuruldu.

Bildirgede, “Milli egemenlik, ekonomik bağımsızlıkla tamamlanır. Türkiye; üreten, istihdam yaratan, çiftçisini ve sanayicisini destekleyen, gençlerine gelecek sağlayan, emeklisini yoksulluğa mahkûm etmeyen ve kaynaklarını milletin yararına kullanan bir ekonomik düzene kavuşmalıdır.” denildi.

CHP’nin kalkınma yaklaşımı, “Bizim kalkınma anlayışımızın merkezinde üreten Türkiye ve güçlü sosyal devlet vardır.” sözleriyle ifade edildi.

“Siyasi Ahlak Yasası bütün partilerin ortak iradesiyle çıkarılmalı”

Bildirgenin “Temiz Siyaset, Adalet ve Milli Dış Politika” başlıklı bölümünde siyasi etik, şeffaflık ve hesap verebilirlik vurgulandı.

“Türkiye’nin yeniden güven kazanması için siyasette şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat esas olmalıdır. Kamu kaynakları milletin emanetidir. Siyaset kişisel ikbalin değil, kamu hizmetinin alanıdır.” denildi.

CHP TBMM Grubu, Siyasi Ahlak Yasası konusunda da çağrıda bulunarak, “Bu nedenle Siyasi Ahlak Yasası’nın bütün siyasi partilerin ortak iradesiyle çıkarılmasını; çıkar çatışmalarının önlenmesini, mal varlığı denetiminin etkinleştirilmesini ve kamu gücünün kişisel menfaat için kullanılmasının önüne geçilmesini savunuyoruz.” ifadelerine yer verdi.

“Yargı, siyasi iktidarın değil adaletin güvencesi olmalıdır”

Yargı bağımsızlığına ilişkin bölümde, “Yargı, siyasi iktidarın değil adaletin güvencesi olmalıdır. Hukuk, siyasi kimliğe göre değişmemelidir.” denildi.

Dış politika yaklaşımı da aynı bölümde ele alınarak, “Dış politikada ise günlük siyasi hesapların üzerinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli çıkarlarını, güvenliğini ve bağımsızlığını esas alan ortak aklın esas alındığı milli bir dış politika anlayışını savunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

CHP hedefini sekiz başlıkla sıraladı

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin Hedefi” başlığı altında partinin Türkiye için öngördüğü yönetim ve devlet yapısı sıralandı.

Bildirgede, “Biz Türkiye’yi yeniden; güçlü Meclisi, güçlü Cumhurbaşkanlığı, güçlü Başbakanlığı, bağımsız yargısı, üreten ekonomisi, güçlü sosyal devleti, temiz siyaseti ve milli iradeye dayanan yönetim anlayışıyla ayağa kaldırmak istiyoruz.” denildi.

CHP, toplumun farklı kesimlerini ortak bir zeminde buluşturma hedefini de, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak milletimizin bütün bireylerini ortak vatan, ortak Cumhuriyet ve ortak gelecek etrafında buluşturacağız.” sözleriyle ifade etti.

Dört temel dayanak açıklandı

Bildirgede CHP’nin siyaset anlayışının dört temel dayanağı şöyle sıralandı:

“Temiz siyaset. Bağımsız yargı. Milli dış politika. Üreten Türkiye.”

Cumhuriyetin ikinci yüzyılına ilişkin hedef de, “Kurumları güçlü, ekonomisi güçlü, demokrasisi güçlü, sosyal devleti güçlü ve dünyada kendi iradesiyle söz söyleyen güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti kurmaktır.” sözleriyle açıklandı.

“Milli siyaset; birlik, bütünlük ve tam bağımsızlıktır”

CHP TBMM Grubu, milli siyaset anlayışını da sonuç bildirgesinde tanımladı.

“Bizim için milli siyaset; milletimizin birliğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, Cumhuriyetimizin temel değerlerini ve tam bağımsızlık idealini kararlılıkla savunmaktır.” ifadelerine yer verildi.

Bildirgenin son bölümünde ise kurumsallaşma ve milli irade vurgusu yapıldı.

“Türkiye’nin geleceğini kişiler değil, milletin iradesiyle güçlendirilmiş kurumlar belirlemelidir. Gücümüz, bundan 103 yıl önce olduğu gibi bugün de milletimizin azim ve kararlılığıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” denildi.