CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı: “Çocuk silaha ulaşamadan devlet çocuğa ulaşmak zorundadır”

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde okul önünde yaşanan silahlı saldırı üzerinden okul güvenliği, rehberlik hizmetleri, çocukların ruh sağlığı ve silaha erişim konularını gündeme taşıdı. Sarı, sermaye piyasalarında yaşandığını belirttiği gelişmelere ilişkin de SPK ve ilgili kamu kurumlarına sorular yönelterek denetim ve şeffaflık çağrısında bulundu.

Eylül 22, 2026 - 16:06
CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı: “Çocuk silaha ulaşamadan devlet çocuğa ulaşmak zorundadır”

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında okullarda şiddet, çocukların güvenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri, dijital ortamların etkisi ve silaha erişim başlıklarında açıklamalarda bulundu. Sarı, konuşmasının ikinci bölümünde ise sermaye piyasalarında yaşandığını ifade ettiği fon ve likidite sorunlarını değerlendirdi.

“11 çocuğumuz yaralandı”

Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde silahlı saldırı yaşandığını belirten Sarı, saldırıda 14-17 yaş aralığında 11 çocuğun yaralandığını söyledi.

Sarı, basın toplantısında kendilerine ulaşan bilgilere ilişkin, “Bu çocukların 7 tanesinin durumu şu anda iyi olduğu yönünde haber aldık. Üç tanesinin durumu ağır. Hatta bir çocuğumuz şu anda ameliyatta. İki tanesi de yoğun bakımda. Biri taburcu oldu.” ifadelerini kullandı.

CHP’nin gelişmeleri yerinde takip ettiğini aktaran Sarı, Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ile Uşak Milletvekili Ali Karaoba’nın Manisa’da görevlendirildiğini belirtti.

Sarı, “Şu anda Manisa’da hastane önünde hasta yakınlarıyla, doktorlarla, başhekimle ve süreçle ilgili gerekli temasları yapıyorlar.” dedi.

“Sorunları görünmez kılarak çözemezsiniz”

Saldırıyla ilgili yayın yasağı kararı alındığı yönünde kendisine bilgi iletildiğini söyleyen Sarı, yetkililere seslenerek, “Yaşanılan sorunları görünmez kılarak bu ülkede başarı elde edemezsiniz. Sorunları da çözemezsiniz. Esasen sorunlara nitelikli bir şekilde yaklaşmak, sorumluluk almak ve sorumluluğunuz doğrultusunda hareket etmek zorundasınız.” diye konuştu.

Okullardaki şiddetin yalnızca okul kapısında başlayan bir güvenlik meselesi olarak ele alınamayacağını savunan Sarı, aile ilişkileri, okul ortamı, akran zorbalığı, ruh sağlığı, sosyal hizmetler, dijital dünya ve silaha erişimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Esas mesele erken ve önleyici mücadeledir”

TBMM bünyesinde yapılan çalışmalarda uzmanların görüşlerinin alındığını hatırlatan Sarı, okullara polis veya güvenlik görevlisi yerleştirilmesinin tek başına yeterli olmayacağı görüşünü dile getirdi.

Sarı, “Elbette okul girişleri güvenli olacak. Elbette okul çevresinde kolluk tedbirleri alınacak. Elbette silaha erişime karşı mücadele edilecek. Ama bir çocuk aylar boyunca şiddet sinyalleri veriyorsa, internette saldırı planlarını araştırıyorsa, şiddet içerikli yapılara yöneliyorsa, akranlarından kopuyor ve giderek radikalleşiyorsa bizim bunu ancak elinde silahla okul kapısına geldiği gün fark etmemiz çok geç olur.” ifadelerini kullandı.

Çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Sarı, internetin bütünüyle yasaklanması yerine çocuk güvenliği ile özgürlükler arasında hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir mekanizmaların kurulması gerektiğini söyledi.

“Bir çocuk yardım çığlığı attığında devlet onu duyabilecek mi”

Okul, aile, sağlık sistemi, emniyet ve dijital platformların farklı risk işaretlerini görebileceğine işaret eden Sarı, kurumlar arasındaki koordinasyonun önemini vurguladı.

Sarı, ilgili kurumlara şu soruları yöneltti:

“Meclis komisyonunun aylarca yaptığı çalışmaların ardından hangi önlemler hayata geçirildi? Okullardaki rehberlik ve psikolojik destek kapasitesi ne kadar artırıldı? Riskli vakalarda okul, sağlık, sosyal hizmetler ve güvenlik birimleri arasındaki müdahale zinciri nasıl işletilecek? Çocukların dijital ortamda şiddete ve radikalleşmeye sürüklenmesini erken fark edecek mekanizmalar kurulabildi mi? Silaha erişimin önlenmesine ilişkin hangi somut tedbirler alındı? Ve en önemlisi bir çocuk saldırı gerçekleştirmeden önce yardım çığlığı attığında devlet onu duyabilecek mi?”

Rehber öğretmen ve psikolojik danışman sayısına dikkat çekti

Türkiye’de yaklaşık 18 milyon öğrencinin eğitim hayatında bulunduğunu ifade eden Sarı, okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde 41 binin üzerinde rehber öğretmen ve psikolojik danışmanın görev yaptığını söyledi.

Sarı, kendi aktardığı veriler üzerinden devlet okullarında yaklaşık 450 öğrenciye bir rehber öğretmen düştüğünü belirterek, “Bir rehber öğretmenin 450 öğrenciyi yakından takip ederek yaşanılan süreçleri gözlemlemesi, tespit etmesi ne kadar mümkün, bunu hep birlikte değerlendirebiliriz.” dedi.

Rehberlik hizmetlerinin kriz sonrasında devreye girecek bir mekanizma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sarı, “Rehber öğretmen kriz çıktıktan sonra çağrılacak personel değildir. Rehberlik hizmeti kriz çıkmadan önce çocuğa ulaşmanın yoludur.” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığına rehber öğretmen ve psikolojik danışman atamalarının artırılması çağrısı yapan Sarı, norm kadro uygulamasındaki öğrenci sayısı sınırlarının da yeniden değerlendirilmesini istedi.

“Türkiye’de kaç okulda hiç rehber öğretmen bulunmuyor”

Sarı, Milli Eğitim Bakanlığından kamuoyuna açıklanmasını istediği verileri de sıraladı.

“Türkiye’de kaç okulda hiç rehber öğretmen ve psikolojik danışman bulunmamaktadır? İllere göre rehber öğretmen başına kaç öğrenci düşmektedir? Kaç rehberlik normu boş durumdadır? Son 5 yılda kaç rehber öğretmen ve psikolojik danışman ataması yapılmıştır?” diye soran Sarı, riskli olduğu tespit edilen öğrencilerin sağlık veya sosyal hizmet sisteminden ne kadar sürede profesyonel destek alabildiğinin de açıklanmasını istedi.

Sarı, rehber öğretmenlerin yanı sıra psikolog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişimci ve okul sağlığı personelinin yer aldığı bütüncül bir destek sisteminin oluşturulması gerektiğini savundu.

“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla silah kültürü değil, silahsızlanma kültürüdür”

Çocukların silaha erişiminin önlenmesine yönelik daha kapsamlı tedbirler alınmasını isteyen Sarı, “Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha fazla silah kültürü değildir. Silahsızlanma kültürüdür.” dedi.

Kurusıkı silahların dönüştürülmesi, ruhsatsız ve kaçak silahlarla mücadele ile internet üzerinden silah teminine ilişkin mevzuatın ele alınması gerektiğini belirten Sarı, İçişleri Bakanlığına, “Türkiye’de çocukların silaha erişimini engellemek için bugüne kadar hangi somut tedbirleri aldınız? Ruhsatsız silahlanmayla mücadele sonucunda neye ulaştık?” sorularını yöneltti.

Sarı, okul güvenliğine ilişkin yaklaşımını “Çocuk silaha ulaşamadan devlet çocuğa ulaşmak zorundadır. Bu bizim mottomuz olmalı.” sözleriyle ifade etti.

Yusuf Tekin’e istifa çağrısı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i okul güvenliği politikaları üzerinden eleştiren Sarı, “Biz artık polemik değil sonuç görmek istiyoruz. Artık toplantı değil önlem görmek istiyoruz.” dedi.

Erken müdahalenin yeterli personel ve kurumlar arası koordinasyonla mümkün olacağını savunan Sarı, “Önleyici eğitim yalnızca polisle değil, öğretmenle, psikolojik danışmanla, psikologla, sosyal hizmet uzmanlarıyla kurulur.” ifadelerini kullandı.

Sarı, konuşmasının devamında Bakan Tekin’in sorumluluk alması gerektiğini savunarak istifa çağrısında bulundu.

Sermaye piyasalarındaki gelişmeleri gündeme taşıdı

Basın toplantısının ikinci bölümünde sermaye piyasalarına değinen Sarı, bazı portföy yönetim şirketleri ve fonlarda yaşandığını belirttiği sorunların yatırımcı güvenini etkilediğini söyledi.

Sarı, “Sermaye piyasasının temel sermayesi paradır ama ondan da önemlisi güvendir.” ifadesini kullanarak, denetleyici kurumların sorunlar ortaya çıkmadan önce harekete geçmesi gerektiğini savundu.

SPK’nın bazı fonlardaki fiyat hareketlerini daha önce gözlemlediğini ileri süren Sarı, “Sorun 2025 sonunda biliniyorsa neden piyasa bu noktaya gelene kadar beklendi? Denetim neden zamanında sonuç vermedi?” sorularını yöneltti.

Kamu sermayeli kuruluşların özel şirketlerle gerçekleştireceği işlemlerde değerleme ve maliyetlerin şeffaf biçimde açıklanmasını isteyen Sarı, “Bağımsız değerleme yapılacak mı? Kamunun üstleneceği doğrudan veya dolaylı maliyet olacak mı? Varsa bu maliyet ne kadar? Şirketlerin mevcut yükümlülüklerinden kim sorumlu olacak?” dedi.

“Piyasa güveni hukukla kurulur”

Sermaye piyasalarında siyasi bağlantılardan bağımsız biçimde aynı kuralların uygulanması gerektiğini ifade eden Sarı, denetim mekanizmalarında şeffaflık çağrısında bulundu.

Sarı, “Piyasa güveni talimatla değil, hukukla kurulur. Türkiye ekonomisinin bugün ihtiyaç duyduğu şey yalnızca piyasaya daha fazla likidite vermek değildir, güven vermektir. Güven, denetleyici kurumun piyasada sorun oluşmadan çalışmasıyla oluşur. Güven, yatırımcıya herkes için aynı kuralın geçerli olduğunu göstermesiyle oluşur.” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde okul saldırılarına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Sarı, CHP’nin TBMM’nin yeni yasama döneminde konuyu gündemde tutacağını söyledi.

Sarı, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1 Ekim’de Meclis açılıyor. Bu konunun yakın takipçisi olacağız. Dün neyse bugün de aynı hassasiyetle bu konuyu irdeliyor, eksikleri gündeme getiriyor ve çözüm için iktidara çağrıda bulunuyoruz.” dedi.