DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Türkiye kendi barış elbisesini dikmek zorunda”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Belfast ve Dublin’de Kuzey İrlanda barış sürecinin aktörleriyle gerçekleştirilen görüşmelerin ardından müzakere, uygulama, güven, ölçülebilirlik ve toplumsal iletişim başlıklarını değerlendirdi. Esen, “Başka bir ülkenin çözümünü olduğu gibi alamayız” diyerek Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal koşullarına uygun bir süreç oluşturması gerektiğini belirtti.

Eylül 30, 2026 - 23:53
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Türkiye kendi barış elbisesini dikmek zorunda”


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Demokratik Gelişim Enstitüsü tarafından düzenlenen Belfast ve Dublin çalışma ziyaretine katıldı. Kuzey İrlanda barış sürecinde rol alan siyasetçiler, kadın örgütleri, sivil toplum temsilcileri, kamu görevlileri ve akademisyenlerle görüşen Esen, müzakerelerin yürütülmesi, Hayırlı Cuma Anlaşması’nın uygulanması ve anlaşma sonrasında barışın korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Belfast ve Dublin’de gerçekleştirilen temaslarda verilen sözlerin nasıl uygulanacağı, taahhütlerin kimler tarafından izleneceği ve ortaya çıkan sonuçların nasıl ölçüleceği gibi başlıkların ele alındığını aktaran Esen, İrlanda’nın ulusal eylem planlarındaki ilerlemeye ilişkin sorusuna tatmin edici sayısal verilerle yanıt alamadığını da belirtti.

“Başka bir ülkenin çözümünü olduğu gibi alamayız”

Kuzey İrlanda deneyiminin Türkiye açısından önemli sorular ortaya koyduğunu ifade eden Esen, her sürecin kendi tarihsel ve toplumsal koşulları içerisinde şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Esen, “Barış kolay bir süreç değil; Türkiye kendi barış elbisesini dikmek zorunda. Kuzey İrlanda’da tarafların nasıl aynı masada kaldığını, hangi güçlüklerle karşılaştığını ve bugün neyi farklı yapacaklarını dinledik. Bu deneyimden öğrenmeliyiz. Ancak Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yolu, kendi koşullarımızı ve toplumun adalet duygusunu gözeterek oluşturmalıyız.” ifadelerini kullandı.

“Güvenin ölçüsü verilen sözlerin uygulanmasıdır”

Görüşmelerde yalnızca anlaşmaya ulaşma aşamasının değil, anlaşmanın ardından ortaya çıkan güçlüklerin de konuşulduğunu kaydeden Esen; taahhütlerin yerine getirilmesi, komisyonların işlevi ve alınan kararların izlenmesinin önemine dikkati çekti.

Esen, “Bir masanın kurulması ve anlaşmaya varılması çok önemli. Fakat güven, verilen sözlerin hayata geçirilmesiyle güçlenir. Taahhütleri kim izleyecek, komisyonlar hangi yetkilerle çalışacak, alınan kararların sonuçları nasıl değerlendirilecek? Bu soruların yanıtı belirsiz bırakılmamalı. Güvenin ölçüsü uygulamadır.” dedi.

“İlerleme ölçülemiyorsa eksikler de görülemez”

İrlanda Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen görüşmede kadınların barış ve güvenlik alanındaki ulusal eylem planlarının sonuçlarını gündeme getirdiğini belirten Esen, yıllar içerisinde kaydedilen ilerlemenin hangi veriler üzerinden ortaya konulduğunu sorduğunu aktardı.

Esen, “Eylem planlarında ne kadar ilerleme sağlandığını ve bunun sayısal olarak gösterilip gösterilemediğini sordum. Tatmin edici sayısal veriler sunulamadı; ilerlemenin ölçülmesinin sınırlı kaldığı ifade edildi. Hedef koymak elbette önemli. Ama o hedefe yaklaşılıp yaklaşılmadığını da bilmek gerekir. Sonuçlar ölçülemiyorsa eksikleri görmek ve gidermek güçleşir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Zor kararlar toplumun anlayacağı bir dille anlatılmalı”

Barış süreçlerinde toplumla kurulan iletişimin güven açısından belirleyici olduğunu ifade eden Esen, siyasi aktörlerin zor konuları kamuoyuna açıklamaktan kaçınmaması gerektiğini vurguladı.

Esen, “İnsanlar hangi kararın neden alındığını ve nasıl uygulanacağını bilmeli. Süreç hakkında tutarlı, zamanında ve olgulara dayanan bilgi verilmeli. Özellikle yanlış bilginin hızla yayılabildiği dijital ortamda iletişim, sonradan düşünülecek bir ayrıntı değildir.” diye konuştu.

“Barışı korumak için de kapsayıcı bir yapı gerekli”

Kadınların, yerel siyasi aktörlerin ve sivil toplum kuruluşlarının müzakerelerde üstlendiği rolün anlaşmanın ardından da sürdürülmesi gerektiğini belirten Esen, farklı toplumsal kesimlerin yalnızca dinlenmesinin yeterli olmadığını, kararların uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde de rol üstlenmelerinin önemli olduğunu kaydetti.

Esen, “Farklı kesimleri dinlemek kadar, onlara kararların uygulanmasında ve izlenmesinde gerçek bir rol vermek de önemli. Şiddetin sona ermesi hayati bir eşik. Sonrasında toplumsal uyumu, adalet duygusunu ve birlikte yaşama iradesini güçlendirecek adımlar gerekiyor. Belfast’ta gördüğümüz en önemli meselelerden biri de barışa ulaşmak kadar onu korumanın sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.