DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Fon vurgununda küçük yatırımcının buharlaşan parası nasıl telafi edilecek?”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, fon krizine ilişkin değerlendirmesinde küçük yatırımcıların zararının karşılanması, kamu kurumlarının sorumluluğu ve siyasi bağlantı iddialarını gündeme taşıdı. Ekmen, mal varlıklarının incelenmesi ve izah edilemeyen varlıklar için özel yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

Eylül 29, 2026 - 13:40
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Fon vurgununda küçük yatırımcının buharlaşan parası nasıl telafi edilecek?”


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, fon krizine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Fon şirketlerinin yöneticilerinin lüks yaşam tarzından küçük yatırımcıların uğradığı zarara, kamu kurumlarının sorumluluğundan siyasi bağlantı iddialarına kadar çeşitli başlıklarda konuşan Ekmen, Meclis açıldığında konunun araştırılması için girişimde bulunacaklarını açıkladı.

“Lüks yaşam tarzı küçük yatırımcıyı tuzağa düşürmenin bir başka boyutu”

Fon şirketlerinin yöneticilerinin lüks araçları, özel jetleri ve yatlarıyla gündeme gelmesini değerlendiren Ekmen, söz konusu görüntülerin küçük yatırımcının güvenini etkilediğini savundu.

Ekmen, “Bu dolandırıcıların fakir fukaradan, küçük esnaftan çarptıkları parayla bu kadar lüks bir şekilde yaşıyor olmalarının aslında onların ruh dünyasında bir şeye tekabül ediyor: ‘Bize bir şey olmaz, bir şey yapmazlar.’ Nasıl ki bir kâğıdı bin 350 kat büyüterek, bu balonun bir gün patlayacağını, enkazın altında herkesin kalacağını düşünmedikleri gibi; onlarca, değeri 30-40-50 milyon lira olan araç, 750 milyon liralık yat, 1 milyar uçakları da satın alarak, bu yaşamlarını sosyal medyada paylaşarak sistem içerisinde güvenli ve korunaklı bir yerde durduklarını gösteriyorlar.” dedi.

Ekmen, bürokrasinin sürece göz yumduğu iddiasında bulunarak bazı kişilerin kamu kurumları ve iktidar çevreleriyle bağlantılı olduklarını ileri sürdü. Ekmen, “Biri Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde, TÜGVA’da eğitim veriyor. Anadolu Ajansı, A Haber bu kişilerin tanıtımını yapıyor. Sermaye Piyasası Kurulunun kongresinde sponsor oluyor. Banka kuruyor, BDDK onay veriyor. Şirket devralıyor, Rekabet Kurumu onay veriyor.” ifadelerini kullandı.

Küçük yatırımcıların bu tabloyu gördüğünde söz konusu faaliyetlerin kamu kurumlarının bilgisi ve gözetimi altında yürütüldüğü düşüncesine kapılabileceğini savunan Ekmen, lüks yaşamın sergilenmesinin yatırımcıları etkilemeye yönelik sürecin bir parçası olduğunu öne sürdü.

“Küçük yatırımcının buharlaşan parasını nasıl telafi edeceğiz?”

Fon krizinin yalnızca doğrudan ilgili fonlara yatırım yapan kişileri değil, borsadaki diğer yatırımcıları da etkilediğini belirten Ekmen, “Hiçbir fon almayan, fon hissesiyle ilişkisi olmayan ama borsada parası olan insan da bu bir haftada yüzde 50 zarar etti. Bu insanların zararını kim karşılayacak? Bunları nasıl sorgulayacağız? Türk piyasalarına, para ve finans piyasalarına bozulan güveni nasıl telafi edeceğiz? Küçük yatırımcının buharlaşan parasını nasıl telafi edeceğiz?” diye konuştu.

Bazı hisselerde bir hafta içinde yüzde 50 ile yüzde 70 arasında kayıplar yaşandığını söyleyen Ekmen, zararların genel bütçeden karşılanması yerine süreçte kazanç elde eden kişilerin varlıklarına yönelik düzenleme yapılmasını önerdi.

Ekmen, “Yapılması gereken tek bir iş var, tıpkı Ali Babacan’ın İmar Bankası yolsuzluğunda yaptığı gibi, özel bir yasayla, bu konuda birinci günden son güne kadar her aşamada rol alan ve para kazanan kişilerin kendi hesaplarına ve üçüncü kişilerin hesabına geçirdiği paralara ve varlıklara el konulmalı.” ifadelerini kullandı.

Elde edilecek kaynakların zarar gören yatırımcılara yönlendirilmesi gerektiğini belirten Ekmen, “Bu kişilere ana parayı ve eğer elde para kalırsa ayrılan parayla faizi verilmeli ama geri kalan bütün kazançlara kamu adına el koyulmalı. Zarar görenler, çeki için ayırdığı parayı bekleyen esnaf için, evlenmek için para biriktiren genç için, hastasının masrafını bir kenarda tutup fonda değerini korusun diyen garip gureba için harcanmalı.” dedi.

Ekmen ayrıca sermaye ve finans piyasalarındaki bazı kurumların üst yönetimlerinin değiştirilmesini isteyerek, “Sorunun bir parçası olan kişilerle bu sorunu çözemezsiniz. İMKB, Sermaye Piyasası, TEFAS, BDDK, bütün üst yönetimler değişmeli. Yerine dürüst ve işin ehli olan insanlar gelmeli ve sağlam bir hukukçu ekibiyle yurt içinde ve yurt dışında bu tahsilatlar yapılmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir siyasi ağ olduğu kesin”

Meclis açıldığında yapacakları ilk işlerden birinin “borsa vurgunuyla fon dolandırıcılığının araştırılması” olacağını belirten Ekmen, Adana Milletvekili Sadullah Kısacık’ın daha önce Meclis’te konuyu gündeme getirdiğini hatırlattı.

Ekmen, çeşitli kamu görevlilerinin ve siyasi isimlerin yakınlarının söz konusu yapılarda görev aldığı iddiasını dile getirerek, “Bir siyasi ağ olduğu kesin; Bakan yardımcısının eşi, Cumhurbaşkanı Akademik Kurul Üyesi, Cumhurbaşkanı'nın danışmanı, AK Parti’de görev almış kişiler ve birinci derece yakınları, bir bakan yardımcısının damadı ve bir BDDK üyesinin oğlu buralarda görev alıyorsa o zaman bu ahtapotun kollarının çok daha büyük olduğu kabul edilmeli.” dedi.

“Fatma Betül Sayan Kaya neden tedbir alınan isimler arasında yok?”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’ya ilişkin iddialara da değinen Ekmen, Adalet Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kuruluna sorular yöneltti. Ekmen’in bu bölümde dile getirdiği ifadeler ve bağlantılar kendi iddiaları kapsamında yer aldı.

Ekmen, “Adalet Bakanlığına sorumuz şudur: Fatma Betül Sayan Kaya’nın bu dolandırıcılık içerisinde olduğunu niçin Zeynel Emre’nin açıklamasından öğreniyoruz? Sermaye Piyasası Kuruluna sorumuz şudur: Şu ana kadar hakkında tedbir alınan isimler arasında Fatma Betül Sayan Kaya niçin yoktur?” ifadelerini kullandı.

Ekmen ayrıca siyasilerin yakınları ve onlar adına işlem yaptığı öne sürülen kişiler hakkında hangi işlemlerin gerçekleştirildiğinin açıklanmasını isteyerek, “Mal varlıkları dondurulmuş mudur? Soruşturma yapılmış mıdır? Savcılık tarafından bir soruşturma yürütülmekte midir?” sorularını yöneltti.

“İzah kapsamı dışında kalan mal varlıkları kamulaştırılsın”

Fon krizinin belirli siyasi isimlerle sınırlandırılmaması gerektiğini savunan Ekmen, son 25 yılda görev yapan seçilmişler, atanmış kamu görevlileri, yargı mensupları ve medya sektöründeki bazı isimlerin mal varlıklarının incelenmesi çağrısında bulundu.

Ekmen, “Son 25 yıl boyunca bütün partiler açısından seçilmişler; belediye meclisi, il genel meclisi, belediye başkanı ve milletvekilleri; atanmış bürokratlar; daire başkanı, genel müdür, müsteşar, müsteşar yardımcısı, bakan yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı üst kurul üyeleri, Cumhurbaşkanlığı danışmanları, medya unsurları; medya sahipleri ve medyada görev yapanlar ve benzeri örnekler, yargı mensupları, kritik dosyalara bakan hakimler, savcılar ve onların yakınları son 25 yılda mal varlıklarındaki artışın olağan dışı olan kısmını izah etsinler.” diye konuştu.

İzah edilemeyen mal varlıklarına ilişkin özel bir yasa çıkarılması önerisinde bulunan Ekmen, “İzah kapsamı dışında kalan mal varlıkları ceza soruşturmasının konusu yapmak zor olsa bile kamulaştırılsın, bu konuda özel yasa çıkarılsın. AK Parti getirsin bu yasayı.” dedi.

Daha önce TBMM’de milletvekilleri ve yakınlarının mal varlıklarının araştırılması yönünde çağrıda bulunduğunu belirten Ekmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da aynı yönde çağrı yaptı.

Ekmen, “Mal varlıkları ortaya konsun, izah kapsamını aşanlar kamulaştırılsın, haklarında ceza soruşturması düzenlensin, bu olayların bir daha yenisi gerçekleşmesin diye siyasi etik yasası çıkarılsın. Sadece AK Parti değil; MHP, CHP, YENİ Parti, İYİ Parti herkes için kapsamlı bir tarama yapılsın.” ifadelerini kullandı.

Ekmen, açıklamasını “O zaman ‘Türkiye’de bir Temiz Eller operasyonu yapılıyor, safralarını dışarıya atıyor ve gerçekten yeni bir sayfa açılıyor’ denilebilir. Ancak Adalet Bakanlığının, Sermaye Piyasası Kurulunun sakladığı bilgileri servis edilen siyasetçilerden öğrenirsek o zaman sağlıklı bir soruşturma yürütüldüğünü nasıl düşüneceğiz?” sözleriyle tamamladı.