DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Fatih Altaylı’nın programında sermaye piyasalarındaki fon sorunlarını ve faizsiz sistem vaadiyle mağduriyet yaşadığını söylediği vatandaşların durumunu değerlendirdi. Babacan, SPK yönetiminde değişiklik yapılması ve krizin yönetimi için tam yetkili özel bir görev gücü kurulması çağrısında bulundu. Ali Babacan - Erdoğan’a tavsiy…
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Fatih Altaylı’nın programına konuk olarak sermaye piyasalarındaki fon sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan, piyasalarda güvenin yeniden sağlanabilmesi için sorumlu kurumların yönetim kadrolarında değişikliğe gidilmesi gerektiğini savundu. Faizsiz sistem vaadiyle faaliyet gösteren yapılara da değinen Babacan, dini hassasiyetleri nedeniyle bu sistemlere yönelen vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin ayrıca incelenmesi gerektiğini söyledi.
“Cumhurbaşkanı SPK kurul üyelerinin tamamının görevine son verip yeni kurulu bu gece kurabilir”
Cumhurbaşkanının bağımsız kurumların yönetimlerine ilişkin yetkilerini değerlendiren Babacan, Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu üzerinden örnek verdi.
Babacan, “Kararnameyle o yetkiyi kendine aldı Cumhurbaşkanı. Daha sonra da o yetkiyi kullanarak bir sürü atamalar yaptı. İlk Merkez Bankası’ndan başladı. Hatırlarsanız bir günde Merkez Bankası’ndan 3 tane başkan yardımcısı aynı anda değiştirildi” ifadelerini kullandı.
Yetkinin Cumhurbaşkanında bulunduğunu savunan Babacan, “Merkez Bankası başkanını bu gece değiştirebilir. SPK kurul üyelerinin tamamının görevine son verip yeni kurulu bu gece kurabilir. Bunların hepsi yetkisinde.” dedi.
“Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil”
SPK yönetiminde değişiklik yapılması gerektiğini söyleyen Babacan, bunun kişilerin suçlu olup olmadığı tartışmasından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yaşanan durumu trafik kazası örneğiyle anlatan Babacan, “Şu anda bu işi yönetenler büyük bir kazaya uğradı. Güveni yeniden oluşturmak istiyorlarsa, şu anda yeniden güven diyorlarsa bu işten yakından ya da uzaktan sorumluluğu olan, suçlu olsun olmasın, masum olsun kasıtlı olsun fark etmez. Kadro değişmesi lazım.” diye konuştu.
Babacan, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil.” değerlendirmesinde bulundu.
“Mehmet Bey’in bu işlerden haberdar olmaması diye bir şey düşünemiyorum”
Kadro değişikliğinin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i kapsayıp kapsamaması gerektiği sorusunu da yanıtlayan Babacan, sorunların yaklaşık iki yıldır kendisine aktarıldığını söyledi.
Babacan, “Mehmet Bey’in bu işlerden haberdar olmaması diye bir şey düşünemiyorum. Çünkü bütün bunlar bana geliyorsa… Bütün bu olanlar ta 2 yıldır bana gelip insanlar dert anlatıyorsa, ‘Böyle sıkıntı var, böyle problem var’ falan. Ben de anlatanlara diyorum ki ‘Bunu bana anlatmayın. Gidin, sorumlu bakan orada, cumhurbaşkanı orada.’” ifadelerini kullandı.
“Erdoğan’a tavsiyem: Kimsenin gözünün yaşına bakmasın”
Fonlardaki sorunların daha önce bilinip bilinmediğine ilişkin soruya Babacan, sorunların bilinmemesinin mümkün olmadığını savunarak yanıt verdi.
Kurumların güçlü kadrolarla yönetilmesinin önemine işaret eden Babacan, “Kadro sağlamsa korkmayın. Arada çürükler olsa sağlamlar çürükleri temizler yani. Ama çürük var ama ‘Bu çürük acaba şunun akrabası mı, bunun arkadaşı mı, acaba partide şu mu…’ Bu şüpheler olursa yönetilemez bu iş yani.” dedi.
Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın piyasaların güvenini yeniden oluşturmak konusunda bir tercih yapması gerektiğini savunarak, “Benim eski bir çalışma arkadaşı olarak ve bütün bu işin mevzuatını, yasalarını çıkarmış, sistemi ilk kurmuş insan olarak kendisine tavsiyem budur: Kimsenin gözünün yaşına bakmasın.” ifadelerini kullandı.
“Yargı yönetemez, yargı denetler”
Sorunun yalnızca yargı süreçleriyle yönetilemeyeceğini ileri süren Babacan, Devlet Denetleme Kurulunun devreye alınmasını ve ayrıca özel bir görev gücü oluşturulmasını istedi.
Babacan, “Bu sadece yargı denetimiyle olmaz. Yargı yönetemez, yargı denetler. Şu anda yargıya yönettirmeye çalışıyorlar bu işi. Asıl krizin çözülmesiyle ilgili hangi mekanizma kuruldu, hangi yeni görevlendirmeler yapıldı? Sıfır. Hiçbir şey yok.” dedi.
Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107’nci maddesindeki piyasa dolandırıcılığı düzenlemesine de değinen Babacan, “Sermaye piyasasının uzmanı Sermaye Piyasası Kurumudur ve onun kuruludur. Oradaki yetişmiş kadrolardır. Sorumluluk oradadır yani. Problem varsa mesele oradan yargıya intikal eder.” ifadelerini kullandı.
“Özel bir görev gücü gerekir”
Fon sorunlarının yönetimi için sermaye piyasaları ve bankacılık alanında deneyimli kişilerden oluşan 7-8 kişilik tam yetkili bir görev gücü kurulmasını öneren Babacan, kriz yönetiminin önleme, kriz anı ve kriz sonrası olmak üzere üç aşamada ele alınması gerektiğini söyledi.
Babacan, “Şu an krizin ortasındayız. Artık önlemler olmamış. Krizin ortası. Bu krizi yönetmek için ve kriz sonrasını çözümlemek için özel bir görev gücü gerekir. Bu görev gücünün tam yetkili olması gerekir.” diye konuştu.
Bu yetkinin mevcut sistemde Cumhurbaşkanı tarafından verilebileceğini söyleyen Babacan, Devlet Denetleme Kurulunun geçmişe dönük inceleme yapmasını, oluşturulacak görev gücünün ise mevcut krizin yönetimi ve çözümü üzerinde çalışmasını önerdi.
“56 milyar dolar sadece faiz ödeyebilen bir devletin, 20 milyar dolarlık sorunu çözebilmesi lazım”
Fonlarda yaşanan kaybın büyüklüğüne ilişkin değerlendirmesinde Babacan, devlet bütçesinden yapılan faiz ödemeleriyle karşılaştırma yaptı.
Babacan, “Gerçekten bu seneki bütçede bugünün kurlarıyla tam 56 milyar dolar faiz ödeyen bir devlet var şu anda. Sadece devletin ödediği 56 milyar dolar faizi devlet ödüyor.” dedi.
Babacan, “56 milyar dolar sadece faiz ödeyebilen bir devlet, 20 milyar dolarlık sorunu çözebilmesi lazım. O açıdan büyük değil ama şahıslar bazında 70 bin lira bugün bir esnafımız için büyük paradır. Öbür tarafta bir sanayicimiz için 50 milyon lira, 70 milyon lira büyük paradır.” ifadelerini kullandı.
“Çözüm reçetesinin raporunu yazarız, göndeririz”
İktidarın politikalarına ortak olmayacağını belirten Babacan, çözüm sürecine teknik destek vermeye hazır olduklarını söyledi.
Babacan, “Çözüm reçetesinin raporunu yazarız, göndeririz, isim isterlerse veririz. Çünkü bu bizim hepimizin memleketi.” diye konuştu.
“Küçüklere öncelik vermede de bir adalet var”
Ödemelerde küçük yatırımcılara öncelik verilmesini savunan Babacan, yatırım tutarı arttıkça bilgiye ve finans kuruluşlarının üst düzey yöneticilerine erişim imkânının da arttığını ifade etti.
Babacan, “Para büyüdükçe bilgiye ulaşmak kolaylaşıyor. Dolayısıyla orada da küçüklere öncelik vermede de bir adalet var yani. Büyüdükçe ‘Ben bunu bilmiyordum kardeşim’ deme şansı daha azalıyor. Çünkü büyük para sahibinin daha çok bilgi sahibi olması beklenir.” dedi.
“Faizsiz bir sistem diye güvenip de bugüne kadar mağdur olan milyonlar var”
Programda faizsiz finansman modelleriyle faaliyet gösteren yapılara ilişkin soruyu da yanıtlayan Babacan, bu konunun fon meselesinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Babacan, “O Katılım Evim’nin ve diğer tür modeller, onlar bambaşka bir hikaye. Bambaşka, ayrı bir olay. Bu fon işiyle bunları karıştırmamak lazım. Onu apayrı, hatta ayrıca bir incelemek lazım.” ifadelerini kullandı.
Dini hassasiyetleri nedeniyle faizsiz olarak sunulan sistemlere yönelen vatandaşlara dikkat çeken Babacan, “Orada biraz bir de bizim faizden korkan, dini inançları sebebiyle sadece faizsiz olduğu için oraya giden insanlar var. Bunlara da çok yazık oluyor ve bu faizden korktuğu için sırf bu faizsiz bir sistem diye güvenip de bugüne kadar mağdur olan milyonlar var bu ülkede.” dedi.
“Ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum”
Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinde bulunması halinde nasıl hareket edeceği sorulan Babacan, “Ben zaten ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum.” yanıtını verdi.
2008-2009 küresel finans krizini hatırlatan Babacan, Türkiye’de bankacılık sisteminin o dönemde ciddi bir kriz yaşamamasını 2001 sonrasında oluşturulan düzenleyici yapı, kurallar ve kadrolarla ilişkilendirdi.
Babacan, “Bir, sağlam kurallar, ilkesi koyduk mevzuatla. İki, dürüst, ehil, çalmayan, çaldırmayan kadroları işbaşına koyduk. Şeffaf ve her an hesap verebilir de bir sistem kurduk.” ifadelerini kullandı.
“Siyasette hedefiniz doğru olacak”
Programın son bölümünde siyaset anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, siyasetin toplumun duygu ve önceliklerini dikkate almasının yanı sıra öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Babacan, “Siyasette hedefiniz doğru olacak ama o hedefe doğru attığınız her bir adım da helal ve doğru adımlardan oluşacak.” dedi.
Siyasi başarı uğruna doğru olduğuna inanmadığı görüşleri savunmayacağını belirten Babacan, “Yarın evlatlarımın yüzüne bakarken, milletin yüzüne bakarken, yarın bir emeklimizin yüzüne bakarken içimde şu rahatlık olmak zorunda: Ben seni aldatmadım, söyledim. Her şeye inanarak konuştum. Doğru bildiğimi konuştum.” ifadelerini kullandı.