İpek Yolu Sanata Davet Sergisi Pekin'de Açıldı: Çin, Türkiye ve Özbekistan'ın Sanat Gelenekleri Aynı Çatıda Buluştu
Çin’in başkenti Pekin’de 18 Ekim’de açılan İpek Yolu Sanata Davet Sergisi, Çin, Türkiye ve Özbekistan başta olmak üzere farklı ülkelerin sanat geleneklerini bir araya getirdi. Sergide, geleneksel Çin resmi, Türk minyatürü, İslam sanatı, tezhip ve seramik eserleri aracılığıyla medeniyetler arasındaki tarihsel bağlar ele alındı.
Çin’in başkenti Pekin’de, “Fırça ve Boya Kuzey ile Güneyi Buluşturur, Sanatın Yolu Geçmiş ile Bugünü Birleştirir” İpek Yolu Sanata Davet Sergisi, 18 Ekim’de Ulusal Dış Kültür Ticareti Merkezi’nde ziyarete açıldı. Hebei Üniversitesi Kültürlerarası İletişim Araştırma Merkezi ile Hebei Eyaleti Kültür Endüstrisi Geliştirme Araştırma Merkezi tarafından ortaklaşa düzenlenen sergi, farklı medeniyetlerin sanat birikimini İpek Yolu’nun tarihsel ve kültürel mirası üzerinden bir araya getirdi.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu öğretim görevlisi Dr. Lei Chuanyi, Türkiye ve Özbekistan’dan sanatçılarla birlikte sergiye katıldı. Dr. Lei Chuanyi, Çin İslam Minyatür Okulu’nun kurucusu Ali Leigong’un eserleri ve öğrencilerinin de yer aldığı heyete başkanlık etti.
Açılışta Kültürlerarası Diyalog Vurgusu
Açılış töreninin sunuculuğunu Hebei Üniversitesi Kültür Endüstrisi Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Du Hao üstlendi. Çin Dışişleri Bakanlığının eski Asya Dairesi müşaviri ve Çin–ASEAN Merkezi Hazırlık Ofisi Başkanı Li Tao ile merkez başkanı Prof. Dr. Bai Gui, törende yaptıkları konuşmalarda serginin sanatsal değerini ve kültürel önemini değerlendirdi.
Konuşmalarda, “insanlığın ortak kadersel topluluğu” anlayışının benimsenmesi, Çin ile diğer ülkeler arasındaki sanat alışverişinde ortak noktaların derinlemesine araştırılması ve kültürlerarası diyaloğun kapsamının genişletilmesi gerektiği vurgulandı.
Dört Farklı Bölümden Sanat Gelenekleri Buluştu
Hat sanatı, resim, seramik ile saray eşyaları ve giyim olmak üzere dört bölümden oluşan sergide, farklı medeniyetlerin sanatsal üretimleri bir arada sunuluyor. Çin hat ve resim sanatı, Batı Asya minyatürleri ve Çin mavi-beyaz porselenleri, İpek Yolu boyunca gelişen kültürel etkileşimin örnekleri olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Hat sanatı bölümünün teması “Mürekkep ve Fırça Dünyayı Tanır” olarak belirlendi. Bu bölümde yer alan eserlerde medeniyetlerin karşılıklı öğrenilmesi, insanlığın ortak değerleri ve farklı güzelliklerin uyum içinde bir arada bulunması anlayışı öne çıkıyor. Eserler, Çin’in geleneksel kültürünün günümüzdeki anlamını sanat aracılığıyla yorumluyor.
Resim bölümünün teması “Fırça ve Boya Büyük Birliği Çizer” olarak açıklandı. Türkiye, Özbekistan ve Bangladeş gibi ülkelerden eserlerin yer aldığı bölümde geleneksel Çin gongbi ve xieyi resimleri, geleneksel İslam minyatürü, çağdaş Türk minyatürü, tezhip ve Batı resmi bir araya getirildi.
Farklı teknik ve üslupları buluşturan eserler, Avrasya coğrafyasında yüzyıllar boyunca gelişen sanatsal ilişkileri görünür kılıyor. Sergi, geçmişten günümüze uzanan kültürel bağların resim ve süsleme sanatları üzerinden incelenmesine imkân sağlıyor.
Seramik bölümünün teması ise “Sırlı Renkler Dünyayı Aydınlatır” olarak belirlendi. Bu bölümde ağırlıklı olarak Ming ve Qing hanedanları dönemlerine ait mavi-beyaz porselenler sergileniyor. Porselenlerin desenleri ve biçimleri, kültürel alışverişin ve farklı medeniyetlerin birbirinden etkilenmesinin izlerini taşıyor.
Dr. Lei Chuanyi: “Hakikat, Tek Bir Medeniyete Ait Değildir”
Dr. Lei Chuanyi, serginin resim bölümü için kaleme aldığı ön sözde, sanatın farklı medeniyetleri ortak değerler etrafında buluşturan yönüne dikkat çekti. Dr. Lei, önsözünde şu ifadeleri kullandı:
“Hakikat tek bir medeniyete ait değildir; tüm insanlığın ortak manevi arayışı ve değer temelidir. Ancak güneş ışığı farklı camlara düştüğünde, birbirinden farklı göz alıcı renklere kırılır. Asya kıtasının iki ucunda yer alan ve zengin İpek Yolu sanatı birikiminden beslenen Çin resmi ile minyatür sanatı, tam da bu anlayışı yansıtmaktadır.”
Sergide Çinli, Türk ve Özbek sanatçıların farklı türlerdeki eserlerinin bir araya getirildiğini belirten Dr. Lei, geleneksel Çin resminden İslam minyatürüne, çağdaş Türk minyatüründen tezhibe uzanan sanat geleneklerinin aynı bölümde buluştuğunu ifade etti.
Dr. Lei, minyatür ve ebru gibi sanat biçimlerinin Çin sanatıyla tarihsel bağlantılar taşıdığını belirterek saray nakkaşhanelerinin gelişimi, murakka olarak bilinen albüm koleksiyonculuğunun yaygınlaşması ve Chinoiserie sanat anlayışının ortaya çıkışına dikkat çekti.
Fars ve Türk halklarının resim ve kitap süsleme sanatlarının Yuan ve Ming hanedanları döneminde Çin resminden ve süsleme motiflerinden etkilendiğini kaydeden Dr. Lei, sergideki eserlerin bu etkileşimin somut örneklerini oluşturduğunu vurguladı.
Dr. Lei, eserlerin yalnızca Çin ile Orta ve Batı Asya arasındaki uzun süreli kültürel ilişkileri ortaya koymadığını, aynı zamanda farklı medeniyetlerin sanat ve estetik alanlarında birbirini nasıl etkilediğini ve ortak üretim alanları oluşturduğunu da gösterdiğini belirtti.
Türk, Çinli ve Özbek Sanatçılar Aynı Sergide
Sergiye Çin’den akademisyenler, sanatçılar, kültür araştırmacıları ve kamu kurumlarının eski yöneticileri katıldı. Katılımcılar arasında Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Propaganda Bölümü Kültür Sistemi Reformu ve Kalkınma Ofisinin eski müdür yardımcısı ve birinci derece müfettiş Gao Shusheng, Çin Çalışanlar Kültür ve Spor Derneği Başkan Yardımcısı Ge Haiying, Çin Eğitim Derneği Uluslararası Eğitim Şubesi Genel Sekreteri Zhang Dongsheng ve Liangqing Kitabevi sahibi Jin Liyan yer aldı.
Pekin Dil ve Kültür Üniversitesi Ülke ve Bölge Araştırmaları Enstitüsü İran Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Wang Zezhuang, Hebei Üniversitesi Kültürlerarası İletişim Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Jin Qiang, gongbi ressamı Ma Xiaomei, Uygur minyatür ressamı Nuobeiti ve genç ressam Ma Xi de sergiye katılan isimler arasında bulundu.
Türkiye’den Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehnaz Biçer, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslam Sanatları Araştırma Merkezi Müdürü Betül Bilgin, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Doktora Öğretim Üyesi Seher Aşıcı ve Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Gurbetçi etkinlikte yer aldı. Özbek minyatür sanatçısı Jahongir Ashurov da sergiye katılan sanatçılar arasında bulundu.
Yuvarlak Masada Geleneksel Sanatların Geleceği Ele Alındı
Sergi kapsamında gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısında, Çin’in geleneksel kültürü ile Asya’nın ve dünyanın diğer ülkelerinin kültürel mirasları arasındaki ortak noktalar değerlendirildi. Katılımcılar, farklı sanat gelenekleri arasındaki benzerliklerin araştırılması, gençlerin kültürel miras çalışmalarına katılımının artırılması ve geleneksel sanatların gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi konusunda görüş birliğine vardı.
Gerçek sanat eserlerinin bir araya getirildiği serginin, farklı halkların ve dönemlerin estetik anlayışlarını yakından tanımaya imkân sağladığı belirtildi. Eserlerin yerinde incelenmesi ve akademik diyalog yoluyla sanat geleneklerinin kültürel içeriğinin ve çağdaş değerinin birlikte ele alınması hedeflendi.
İpek Yolu sanatını ortak bir kültürel bağ olarak kullanan sergi, Çinli ve yabancı sanatçıları, uzmanları ve akademisyenleri aynı platformda buluşturdu. Etkinlikle sanat alışverişi aracılığıyla halklar arasındaki yakınlaşmanın desteklenmesi ve medeniyetlerin karşılıklı öğrenmesi yoluyla kültürel anlayışın derinleştirilmesi amaçlandı.