İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu: “Türkiye'nin nüfus sorunu, aile kurmayı güven içinde planlayamamaktır”
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Türkiye’de düşen doğurganlık hızı, çocuk ve yaşlı nüfus oranları, evlilik ve boşanma verileri üzerinden iktidarın aile politikalarını eleştirdi. Gençlerin ekonomik belirsizlik, konut, eğitim, bakım hizmetleri ve gelecek kaygısı nedeniyle aile kurmayı ertelediğini belirten Ofluoğlu, İYİ Parti’nin konut, kreş, sosyal destek ve bakım hizmetlerine ilişkin önerilerini açıkladı.
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, 29 Eylül 2026 tarihinde Türkiye’nin nüfus yapısı ve aile politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğurganlık hızındaki gerilemenin yalnızca demografik göstergeler üzerinden okunamayacağını belirten Ofluoğlu, aile kurma kararında ekonomik şartlar, konut maliyetleri, eğitim, çocuk bakım hizmetleri ve geleceğe duyulan güvenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ofluoğlu, “Bugün Türkiye'nin çocuk nüfusunu konuşacağız. Ama sadece kaç çocuğumuzun doğduğunu değil, neden daha az doğduğunu konuşacağız. Sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatı konuşacağız. Çünkü nüfus meselesi aslında bir güven meselesidir.” ifadelerini kullandı.
Gençlerin çocuk sahibi olma kararını verirken yalnızca bugünkü ekonomik koşulları düşünmediğini kaydeden Ofluoğlu, “O çocuğu nasıl bir ülkede büyüteceğini, nasıl bir evde yaşayacağını, nasıl bir eğitim alacağını, güven içinde büyüyüp büyüyemeyeceğini ve geleceği düşünüyor.” dedi.
“İnsanlar neden aile kurmayı erteliyor?”
Türkiye’nin nüfus sorununa ilişkin temel sorunun, insanların neden daha fazla çocuk sahibi olmadığı üzerinden kurulamayacağını savunan Ofluoğlu, “İnsanlar neden aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı her geçen gün daha fazla erteliyor?” sorusunun yanıtlanması gerektiğini ifade etti.
Ofluoğlu, “Mesele çocuk istememek değil. Mesele, insanların aile kurabilecekleri, çocuklarını güven içinde büyütebilecekleri ve gelecekten umut duyabilecekleri şartların artık Türkiye’de kendilerine sunulmamasıdır.” diye konuştu.
Nüfusun yenilenme düzeyinin 2,1 olduğunu hatırlatan Ofluoğlu, AK Parti’nin iktidara geldiği dönem ile günümüzdeki demografik göstergeleri karşılaştırdı. Ofluoğlu’nun paylaştığı verilere göre, toplam nüfus yaklaşık 65 milyondan 86 milyona çıkarken toplam doğurganlık hızı 2,38’den 1,42’ye geriledi. Canlı doğan bebek sayısının 1 milyon 229 binden 895 bin 374’e düştüğünü aktaran Ofluoğlu, evlenen çift sayısının 544 binden 552 bine, boşanan çift sayısının ise 90 binden 193 bine çıktığını belirtti.
Ofluoğlu ayrıca yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 6’dan yüzde 11,1’e yükseldiğini, 0-14 yaş grubundaki çocuk nüfus oranının ise yüzde 29’dan yüzde 20,4’e gerilediğini söyledi.
Demografik fırsat penceresine dikkat çekti
TÜİK’in 2023-2100 dönemini kapsayan nüfus projeksiyonlarına değinen Ofluoğlu, mevcut demografik eğilimlerin Türkiye açısından uzun vadeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Ofluoğlu, “Çalışma çağındaki nüfusun en üretken, bağımlı nüfusun ise en az olduğu dönemi ifade eden demografik fırsat penceresi, 2030'un ilk yarısında tamamen kapanacaktır.” ifadelerini kullandı.
2030 yılı için doğurganlık hızının 1,35 seviyesinde öngörüldüğünü aktaran Ofluoğlu, mevcut eğilimlerin sürmesi durumunda yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun yaklaşık 76,7 milyon seviyesine gerilemesinin beklendiğini söyledi.
Ofluoğlu, “Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir. Bunlar Türkiye'nin geleceğine dair çok önemli bir uyarıdır. Ancak bu tabloyu yalnızca doğan çocuk sayısıyla açıklayamayız. Nüfus politikası sadece demografi değildir. Aynı zamanda ekonomi, sosyal devlet, istihdam ve en önemlisi aile politikasıdır.” dedi.
“İnsanlar önce bir hayat kurmayı hedefliyor”
Aile kurma çağındaki gençlerin yüksek konut maliyetleri, hayat pahalılığı, düşük veya düzensiz gelir, çocuk bakım giderleri ve kreş ihtiyacıyla karşı karşıya bulunduğunu savunan Ofluoğlu, ailelerin çocuklarının eğitiminden ileride ev sahibi olabilmesine kadar uzun vadeli koşulları değerlendirdiğini kaydetti.
Ofluoğlu, “Bazı aileler ikinci çocuğu istemedikleri için değil, sahip oldukları bütün imkânları ilk ve maalesef son çocuğun geleceğine ayırabilmek için çocuk sayısını artıramıyor.” ifadelerini kullandı.
Eğitim, güvenli çevre, şiddet, bağımlılık ve dijital tehditlerin de anne ve babaların kararlarında etkili olduğunu belirten Ofluoğlu, “İnsanlar çocuk sahibi olmaktan değil, çocuklarını belirsizlik içinde büyütmekten endişe ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Sloganları değil, sonuçları konuşma zamanıdır”
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesini ve 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonunu da değerlendiren Ofluoğlu, iktidarın açıkladığı programların vatandaşların günlük hayatındaki karşılığının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Ofluoğlu, “Bugün artık sloganları değil, sonuçları konuşma zamanıdır. Çünkü milletimiz artık açıklanan programları değil, kendi hayatındaki değişimi görmek istiyor. Aile kurmak kolaylaştı mı? Çocuk yetiştirmenin yükü hafifledi mi? Ailelerin hayatında gerçekten ne değişti?” diye konuştu.
Aile politikasının yalnızca daha fazla çocuk sahibi olunması yönünde çağrı yapılmasına indirgenemeyeceğini belirten Ofluoğlu, “İktidarın görevi, aile kurmayı kolaylaştırmak; çocuk sahibi olmayı güvenli, sürdürülebilir ve umut veren bir hayat tercihine dönüştürmektir.” ifadelerini kullandı.
Evlilik kredisi ve doğum yardımlarını eleştirdi
Evlenecek çiftlere sağlanan faizsiz ve iki yıl geri ödemesiz evlilik kredilerine değinen Ofluoğlu, 200 bin ile 250 bin lira arasındaki desteğin güncel ev kurma maliyetleri karşısında yetersiz olduğunu savundu.
Doğum yardımlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ofluoğlu, “İlk doğumda tek seferlik 5 bin lira, ikinci doğumda her ay 1500 lira, üçüncü çocuktan sonra ise çocuk okula başlayana kadar her ay 6500 lira ödeniyor. Bir çocuğun aylık bez ve mama parasına dahi yetmez bu miktar.” dedi.
Ofluoğlu, eski hükümlülere yönelik iş kurma hibelerine ilişkin açıklanan tutarları da eleştirerek, aile kuracak gençlere verilen desteklerle bu programlar arasında karşılaştırma yaptı. Konuşmasında bazı fonlara ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialara da değinen Ofluoğlu, söz konusu iddialar üzerinden hükümetin kaynak kullanımını eleştirdi.
İYİ Parti'nin nüfus ve aile politikası önerileri
İYİ Parti’nin yalnızca mevcut uygulamaları eleştirmediğini, alternatif politikalar da hazırladığını belirten Ofluoğlu, “Biz yalnızca eksikleri göstermek için değil, çözüm üretmek için siyaset yapıyoruz. İYİ Parti olarak, Türkiye'nin nüfus geleceğini güvence altına alacak önerilerimizi milletimizin takdirine sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ekonomik belirsizliğin aile kurmanın önündeki temel engellerden biri olduğunu belirten Ofluoğlu, genç aileler için erişilebilir konut modellerinin yaygınlaştırılmasını, aile odaklı sosyal desteklerin güçlendirilmesini ve çocuk sahibi ailelere yönelik ekonomik desteklerin artırılmasını önerdiklerini açıkladı.
Çocuk ve diğer bakım hizmetlerinin sosyal devlet politikası kapsamında ele alınması gerektiğini vurgulayan Ofluoğlu, “Kreş hizmetlerini ülke genelinde yaygınlaştıracak, çocuk bakımına erişimi kolaylaştıracak ve yaşlı ile engelli bakım hizmetlerini güçlendirerek bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarında kalmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.
Ofluoğlu, nüfus politikasının yalnızca doğum oranlarını yükseltmeye yönelik teşviklerden oluşmaması gerektiğini belirterek, “Nüfus politikası sadece doğumu artırmayı değil; aile kurmayı kolaylaştırmayı, çocuk büyütmeyi güvenli hâle getirmeyi ve geleceğe güven duyan bir toplum inşa etmeyi hedeflemelidir.” ifadelerini kullandı.