İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “İktidardan kelle değil hesap vermesini istiyoruz”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis’te yaptığı açıklamalarda fon vurgununa ilişkin iddiaların yalnızca mali değil, sistem ve denetim mekanizmaları açısından ele alınması gerektiğini söyledi. Dervişoğlu, siyasi partilerin eşit üyeyle temsil edileceği araştırma komisyonu çağrısı yaparken, yürütülen süreç, MGK, anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin tartışmaları da değerlendirdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yeni yasama yılı öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bahçesinde Sözcü TV, Koza TV ve Halk TV’nin canlı yayınlarına katılarak gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, fon vurgununa ilişkin iddialardan yürütülen sürece, anayasa değişikliği tartışmalarından olası Cumhurbaşkanlığı adaylıklarına kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmeler yaptı.
“Türkiye bir sistem krizi tartışmasının içine çekildi”
Fon krizine ilişkin soruyu yanıtlayan Dervişoğlu, konuyu daha önce gündeme getirdiklerini belirterek, “2025 yılının Kasım ayında bu konuya işaret ettik. Plan Bütçe Komisyonundaki sözcülerimiz konuyu dile getirdikten sonra Hazine ve Maliye Bakanı'nın da borsada birtakım spekülasyonlar olduğuna dair itirafları oldu. Üzerine gidilmesi gerekliliğine işaret etti ama anlaşılan o ki o günden bugüne atılması gereken doğru adımlar atılmadı. Türkiye bugün bir mali kriz gibi görünen ama aslında bir sistem krizi gibi algılanabilecek bir tartışmanın içine çekildi.” dedi.
İYİ Parti’nin meseleyi magazinel boyutuyla değerlendirmediğini kaydeden Dervişoğlu, denetim mekanizmalarının ve hukuki sürecin incelenmesi gerektiğini söyledi. Dervişoğlu, “Meseleyi sistem açısından ele alıyoruz. Meselenin denetleme mekanizmaları açısından ele alınmasının icap ettiğine inanıyoruz. İşin bir hukuki boyutu var. Bu hukuki boyutun atlanmaması gerektiğini ve burada siyasi kayırmacılık yapılmasına izin verilmemesi hususunda da uyarılarımızı ifade ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Bu bir örgütlü suç”
Küçük yatırımcıların haklarının zarar gördüğünü daha önce de dile getirdiğini belirten Dervişoğlu, partisinin konuyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
Dervişoğlu, “Bence bu tek başına işlenebilecek bir suç değil, bu bir örgütlü suç. Bir belediyedeki imar yolsuzluğuna suç tanımlamasını yapıyorsunuz ancak bu ülkenin milyarlarca doları hortumlanıyor, ki bu vatandaşın cebinden çıkıyor, bunun münferit suç olarak ele alabilmeniz mümkün değil. Devleti yönetenlerden bu konuda ciddiyet sergilemelerini istiyoruz.” diye konuştu.
“Kelle değil hesap vermelerini istiyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklamalarına değinen Dervişoğlu, sorumluluğun birkaç kişiyle sınırlandırılmasına karşı olduklarını ifade etti.
Dervişoğlu, “Kimisi nefsine uymuş olabilir, kimisi hırslarına yenik düşmüş olabilirmiş. Biz konuyla ilgili iktidardan kelle değil hesap vermesini istiyoruz. Konuyu soruşturması ve araştırması gerekenlerin de kimler olduğuna bakmak gerekir.” dedi.
Denetim kurumlarının yapısına ilişkin eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, aynı kişilerin farklı kamu kurumlarında görev üstlenmesinin etkili bir denetim mekanizmasının oluşturulmasını engellediğini savundu.
“Cumhuriyet tarihinde kamu gözetiminde gerçekleştirilen en büyük soygundur”
Fon vurgununa ilişkin iddiaları “Cumhuriyet tarihinde kamu gözetiminde gerçekleştirilen en büyük soygun” sözleriyle nitelendiren Dervişoğlu, “Bunun kendi başına işlenen suç olabileceğini de asla düşünmüyorum. Dolayısıyla iktidara tekraren sesleniyorum. Birkaç kişiyi sorumlu atfederek bu suçu münferit bir suç gibi tanımlayabilmek mümkün değildir. Bizim iktidardan istediğimiz münferit suç kapsamında birkaç kelleyi vermesi değil, özüyle köküyle hesap vermesidir.” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin denetim mekanizmaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, muhalefetin sistem değişikliği döneminde bu konudaki eleştirilerini dile getirdiğini söyledi.
“Türkiye’nin ekonomi alanındaki bayrağına leke düşürülmüştür”
Konuşması sırasında Türk lirasını gösteren Dervişoğlu, “Bir ülkenin parası, ekonomi alanındaki bayrağıdır. Bu paranın üzerindeki iki imza bugün tutuklu. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomi alanındaki bayrağına leke düşürülmüştür.” dedi.
Sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Bu meselenin sorumluları kimse, buna himaye alanı açanlar kimse, ‘bu bendendir’ diye dokunmayanlar kimse hepsi hesap vermelidir.” ifadelerini kullandı.
SPK’nın isteğe bağlı iade hesabını değerlendirdi
Sermaye Piyasası Kurulu’nun fonlardan elde edilen kazançların iadesine yönelik “İsteğe Bağlı İade Hesabı” uygulamasına da değinen Dervişoğlu, bunun hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını savundu.
Dervişoğlu, “Bu durum suçu kaldırmaz. Dolayısıyla işi hem hukuk boyutuyla ele alıp sorumluları adalet huzuruna çıkarmak mecburiyetindeyiz hem de sistem yönüyle ele almamız sağlanmalı. Çünkü bu sistemden kaynaklı olarak denetim mekanizmaları da bağımsız olması gerekirken iktidar elitlerine teslim edilmiş. Bu süreci tamamıyla ifşa edeceğiz.” dedi.
“MGK’nın karar kuruluna dönüştürülmesi Anayasa'ya aykırıdır”
“Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, silah bırakıldığına ilişkin bir gelişmenin devletin yetkili kurumları tarafından açıklanması gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu, “Örgütün silah bırakmak gibi bir eylemi yok. Milli Güvenlik Kurulunca yapılan açıklamada da meselenin takip edildiğini ve gözlendiğini söylüyorlar. Silah bırakıldığına dair emareler söz konusu olmuş olsa, devletin en yetkili kurumlarının bunu açıklaması gerekir.” ifadelerini kullandı.
MGK’nın anayasal konumuna dikkat çeken Dervişoğlu, “Milli Güvenlik Kurulu Anayasa'ya göre bir tavsiye kuruludur. Dolayısıyla Milli Güvenlik Kurulu’nun bu konuyla alakalı karar kuruluna dönüştürülmesi de Anayasa'ya aykırıdır.” diye konuştu.
Eşit üyeli komisyon çağrısı
TBMM’de kurulması gündeme gelen izleme komisyonunun yapısına ilişkin konuşan Dervişoğlu, siyasi partilerin milletvekili sayılarına göre temsil edilmesine karşı çıktı.
Dervişoğlu, “Bir izleme yapılmadan izleme yapılmış gibi, silah bırakılmadan silah bırakılmış gibi gösterilebilir. Biz süreç komisyonuna katılmamıştık. Şimdi de izleme komisyonu kurulacak.” dedi.
Komisyon için farklı bir temsil modeli öneren Dervişoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan siyasi partilerin eşit sayıda üye ile katılacağı bir izleme komisyonu kurabilirler. Bu makul olabilir.” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, karar nisabının belirli partiler tarafından şekillendirilmesi halinde kamuoyunu yanıltabilecek kararların gündeme gelebileceğini savundu.
Erdoğan’ın olası yeniden adaylığına ilişkin açıklama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Dervişoğlu, seçimin olağan takviminin 7 Mayıs 2028 olduğunu söyledi.
Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı’nın cumhurbaşkanlığı süresi bittikten sonra görev müddetinin tamamlanmasına bir hafta ya da 15 gün kala yapılan seçim, yenilenmiş seçim olarak tarif edilmez. Anayasanın arkasına dolanma olarak tarif edilir.” görüşünü dile getirdi.
Seçimin Nisan ayına alınmasına ilişkin tartışmalara da değinen Dervişoğlu, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açmaya yönelik bir yöntem olacağını savundu.
“Millet omuzlarıma bir sorumluluk yüklerse bundan kaçmam”
Kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı sorulan Dervişoğlu, adaylık tartışmaları için erken olduğunu belirtti.
Dervişoğlu, “Siyasi partiler iktidar olmak için kurulur. Bu sistemin bir handikabı var. Bu sistemden kurtulmak için öncelikle Cumhurbaşkanı’nın değiştirilmesi gerekir.” dedi.
Adaylık tartışmalarının sistem değişikliği tartışmalarının önüne geçirilmesini doğru bulmadığını kaydeden Dervişoğlu, “Tarih ve millet omuzlarıma bir sorumluluk yüklerse bundan da kaçmayacağımın bilinmesini istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Mansur Yavaş açıklaması
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın olası Cumhurbaşkanlığı adaylığı da Dervişoğlu’na soruldu.
Dervişoğlu, kamuoyu araştırmalarına atıfta bulunarak Yavaş hakkında değerlendirmede bulundu ve adaylık kararının kendisine ait olduğunu vurguladı. Dervişoğlu, “Bu onun kendi kararına bağlıdır. Siyasi kişiliklere daha yol devam ederken, daha karar verme aşamasına gelmemişken ‘Sen bu konuyla ilgili kararını ver ve stratejini açıkla’ deme hakkına hiç kimse sahip değildir.” dedi.
T24 için verilen kapatma kararına tepki
T24 için verilen kapatma kararına ilişkin konuşan Dervişoğlu, yayın kuruluşlarının kapatılmasına yönelik adımları eleştirdi.
Dervişoğlu, “Kamuoyunu bilgilendirmekle görevli yayın kuruluşlarının kapatılmasına yönelik adımların atılmasını şiddetle kınıyorum.” ifadelerini kullanırken, yayın kuruluşlarının da Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alarak yayın politikalarını belirlemeleri gerektiğini söyledi.
Vahap Seçer’in gözaltına alınmasını değerlendirdi
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gözaltına alınmasına da değinen Dervişoğlu, belediyelere yönelik operasyonlar üzerinden fon vurgununa ilişkin iddialarla karşılaştırma yaptı.
Dervişoğlu, “Belediyelere yöneltilmiş örgütlü suçlardan bahsediliyor. O suçlarla ilgili iddialardan bahsediliyor ama milletin gözünün önünde bu fakir ülkenin vatandaşlarının milyarlarca doları çalınıyor. Hiç kimse ona örgütlü suç muamelesi yapmıyor.” ifadelerini kullandı.
“Kimden oy aldılarsa ona hesap verecekler”
Milletvekili transferleri hakkındaki soruyu da yanıtlayan Dervişoğlu, partisinden ayrılan milletvekilleri konusunda bugüne kadar açıklama yapmadığını söyledi.
Dervişoğlu, “İçimde bir şey biriktirmiyorum. Kimden oy aldılarsa, ona hesap verecekler. Türkiye'nin konuşulması icap eden bunca sorunu varken, birkaç ahlaksızın siyasi transferini konu başlığı yapmayı anlamlı bulmuyorum.” dedi.
“Mevcut düzeni tahkim edecek bir anayasa değişikliğinin yanında olmayız”
Anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin partisinin yaklaşımını açıklayan Dervişoğlu, “Mevcut düzeni tahkim edecek bir anayasa değişikliğinin yanında olmayız. Bilakis karşısında oluruz.” ifadelerini kullandı.
Yeni anayasa tartışmalarının içeriğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunan Dervişoğlu, “Ne istiyorsunuz? Üniter yapımızın mı sorgulanmasını istiyorsunuz? Milli kimliğimiz mi sorgulansın? Dilimiz mi sorgulansın? Bu anayasayla neyi yapamıyorsunuz da yenisini arzuluyorsunuz?” diye konuştu.
Televizyon yayınlarının ardından gazetecilerin fon vurgununa ilişkin kurulabilecek Meclis komisyonuyla ilgili sorularını da yanıtlayan Dervişoğlu, TBMM’de grubu bulunan bütün siyasi partilerin eşit sayıda üye vereceği bir araştırma komisyonunun kurulması gerektiğini yineledi.