İzmir’de Uluslararası Yangın Sempozyumu’ndan 21 Maddelik Çağrı: Yangın Güvenliğinde Kamu Yararı Esas Alınmalı

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile TMMOB’ye bağlı meslek odalarının iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi’nin sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride yangın mevzuatının güncellenmesinden itfaiye hizmetlerinin güçlendirilmesine, yapı güvenliğinden yeni enerji teknolojilerine kadar 21 başlıkta tespit ve öneriler kamuoyuyla paylaşıldı.

Ekim 22, 2026 - 12:40
İzmir’de Uluslararası Yangın Sempozyumu’ndan 21 Maddelik Çağrı: Yangın Güvenliğinde Kamu Yararı Esas Alınmalı

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine (TMMOB) bağlı ilgili meslek odalarının iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi, 17-18 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’deki MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Sempozyumun ardından yayımlanan 21 maddelik sonuç bildirisinde, yangın güvenliğinin yalnızca teknik bir konu olmadığı, insan yaşamını, çalışan sağlığını, kültürel mirası ve doğal varlıkları kapsayan kamusal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

Bildiride, yangın güvenliğinin geliştirilmesi için mevzuatın bilimsel ve teknik gerekliliklere uygun biçimde düzenlenmesi, denetimlerin güçlendirilmesi, mesleki yetkinliğin artırılması ve önleyici hizmetlere yeterli kamu kaynağı ayrılması gerektiği belirtildi.

Yangın Güvenliği Farklı Disiplinlerin Katılımıyla Ele Alındı

İki gün süren sempozyumda itfaiye hizmetleri, yapılarda yangın güvenliği, endüstriyel yangın ve patlama riskleri, elektrik kaynaklı yangınlar, yeni enerji teknolojileri, orman yangınları, çalışanların güvenliği ve eğitim konuları değerlendirildi.

Sempozyumla eş zamanlı düzenlenen sergide ise yangın güvenliği alanındaki ürün, hizmet ve teknolojiler tanıtıldı.

Kapanış kapsamında gerçekleştirilen “Gelişen Teknolojiler ve Değişen İhtiyaçlar Çerçevesinde Bina Yangın Yönetmeliği” başlıklı oturumda, Bakanlık ve meslek odası temsilcilerinin katılımıyla hazırlanmakta olan taslak yangın mevzuatı görüşüldü.

Meslek odalarının hazırladığı görüş ve sorular doğrultusunda yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında karşılaşılan belirsizlikler, güncel standartlarla uyum, mevcut yapıların güvenliği, yeni teknolojilerin oluşturduğu riskler, mesleki yetkinlik ve denetim süreçleri değerlendirildi.

“Yangın Güvenliği Politikalarında Kamu Yararı Esas Alınmalıdır”

Sonuç bildirisinin ilk maddesinde, yangın güvenliği politikalarının temelinde can güvenliği, güvenli çevrede yaşama hakkı ve güvenli çalışma koşullarının bulunması gerektiği ifade edildi.

Bildiride şu değerlendirmeye yer verildi:

“Can güvenliği, güvenli çevrede yaşama hakkı ve güvenli çalışma koşulları, yangın güvenliği politikalarının temelini oluşturmalıdır. Önleme, söndürme ve denetim hizmetlerine yeterli kamusal kaynak ayrılmalıdır.”

Güvenlik önlemlerinin maliyet ve süre gerekçeleriyle ertelenmesine yol açan uygulamaların giderilmesi istendi. Merkezi idare, yerel yönetimler, meslek odaları ve ilgili kuruluşlar arasında sürekli iş birliği kurulması gerektiği kaydedildi.

“Yangın Mevzuatında Katılımcı ve Şeffaf Süreç Yürütülmelidir”

Yeni yangın yönetmeliğinin hazırlanmasında ilgili meslek odalarının ve uygulayıcı kurumların görüşlerinin alınması gerektiği belirtilen bildiride, taslak düzenlemelerin teknik gerekçeleriyle birlikte değerlendirmeye açılması çağrısı yapıldı.

Bildiride, “Yeni yönetmelik çalışmaları, ilgili meslek odalarının ve uygulayıcı kurumların görüşleri alınarak sürdürülmelidir. Taslak metin, teknik gerekçeleriyle birlikte değerlendirmeye açılmalı; uygulama deneyimleri düzenlemelere yansıtılmalıdır.” ifadeleri kullanıldı.

Mevcut yapılar, ruhsatlandırılmış projeler ve yapımı devam eden binalar için geçiş hükümlerinin açıkça tanımlanması, yönetmeliğe eşlik eden uygulama kılavuzunun güncellenmesi ve hukuki niteliğinin belirlenmesi istendi.

Mevzuatlar Arasındaki Uyumsuzlukların Giderilmesi İstendi

Yangın, imar, yapı denetimi ve işyeri ruhsatlandırma düzenlemelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Yapı yüksekliği, bodrum kat, kaçış mesafelerinin ölçümü, çatı arası kullanımları ve yangın güvenlik holleri gibi konularda farklı yorumlara neden olan hükümlerin teknik çizimler ve örnek detaylarla açıklanması önerildi.

Bildiride, “İdareler arasındaki uygulama farklılıklarını ortadan kaldıracak ortak değerlendirme ölçütleri oluşturulmalıdır.” denildi.

Yangın Güvenliği Standartlarında Tasarım Bütünlüğü Vurgusu

Yönetmeliklerde atıf yapılan standartların sürümlerinin ve güncellemelerinin uygulamaya nasıl aktarılacağının belirlenmesi istendi.

Ulusal, Avrupa ve uluslararası standartların hangi koşullarda esas alınacağının açıkça tanımlanması gerektiği ifade edildi.

Algılama, söndürme ve duman kontrolü sistemlerinde farklı standartlardan seçilen hükümler nedeniyle tasarım bütünlüğünün bozulmasının önlenmesi, proje değerlendirmelerinin tutarlı teknik ölçütlere dayandırılması gerektiği kaydedildi.

“İtfaiye Görüşü Süreçleri Teknik Kapasiteyle Desteklenmelidir”

Sempozyum bildirisinde, itfaiye teşkilatlarının proje inceleme süreçlerindeki görev ve sorumluluklarına da yer verildi.

İtfaiye görüşünün kapsamının, yönteminin ve diğer denetim aşamalarıyla ilişkisinin açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtildi.

“Bu hizmetin gerektirdiği uzman personel, eğitim ve kurumsal altyapı sağlanmalıdır. Süreçlerin hızlandırılması, teknik incelemenin niteliği korunarak gerçekleştirilmelidir.”

İtfaiyenin uygunluk görüşü ile proje müelliflerinin ve diğer tarafların sorumluluklarının birbirine karıştırılmaması gerektiği vurgulandı.

Proje Müellifliği ve Mesleki Sorumluluklar Açıkça Tanımlanmalı

Yangın güvenliği hizmetlerinde mimarlık, elektrik ve makina mühendisliği başta olmak üzere ilgili disiplinlerin görev alanlarının belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Eğitim ve belgelendirme süreçlerinin meslek odaları ile üniversitelerin katkısıyla geliştirilmesi önerildi.

Tasarım, uygulama, devreye alma ve kabul aşamalarındaki beyanların içerikleri ile imza sorumluluklarının korunması, denetim aşamasındaki sorumlulukların belirsiz bir tek beyana indirgenmemesi istendi.

“Denetim, Sistemlerin Gerçek Çalışma Performansını Doğrulamalıdır”

Bildiride yangın güvenliği denetimlerinin yalnızca cihaz ve tesisatın varlığını kontrol etmekle sınırlı kalmaması gerektiği belirtildi.

“Denetimde cihaz ve tesisatın bulunmasıyla yetinilmemeli; sistemlerin yangın senaryosuna uygun çalışması ölçüm ve işlev testleriyle doğrulanmalıdır.”

Uygulama projeleri, saha uygunluğu, ekipman belgeleri ve kabul kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Denetimin teknik bağımsızlığının güçlendirilmesi ve meslek odalarının uzmanlık birikiminden yararlanılması önerildi.

Aktif ve Pasif Yangın Önlemleri Birlikte Tasarlanmalı

Yangından korunmada kaçış yolları, yangın bölmeleri, kapılar, şaftlar, malzeme seçimi ve taşıyıcı sistemlerin yangına dayanımının bütünleşik biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı.

Algılama, söndürme, duman kontrolü ve tahliye sistemlerinin yapıların pasif güvenlik önlemleriyle birlikte değerlendirilmesi istendi.

Yapı malzemeleri ve sistemlerinin yangın performansının doğrulanabilir belgelerle ortaya konulması, boru, kanal ve kablo geçişlerinde yangın bölmelerinin bütünlüğünün korunması gerektiği belirtildi.

Tarihi ve Mevcut Yapılarda Risk Temelli Çözümler Önerildi

Mevcut binalar, tarihi yapılar, küçük konaklama tesisleri ve kentsel dönüşüm uygulamalarında karşılaşılan teknik güçlüklerin risk temelli yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Performansa dayalı tasarım ve eşdeğer güvenlik çözümlerinin kabul koşulları ile hesap ve belgelendirme esaslarının tanımlanması istendi.

Tarihi yapılarda yangın güvenliği sağlanırken kültür varlıklarının korunmasının da gözetilmesi gerektiği kaydedildi.

Endüstriyel Tesislerde Yangın Riskleri Yeniden Değerlendirilmeli

Endüstriyel yapılarda faaliyet ve tehlike sınıflandırmalarının güncel işletme çeşitliliğine uygun hale getirilmesi gerektiği belirtildi.

Üretim hacimleri, proses alanları ve depolama düzenleri dikkate alınarak güvenli kaçış çözümlerinin geliştirilmesi istendi.

Bildiride, “Kullanım, üretim veya depolama biçimi değiştiğinde yangın riskleri ve koruma sistemlerinin yeterliliği yeniden değerlendirilmelidir.” ifadelerine yer verildi.

Kısmi yağmurlama sistemlerinin uygulanabileceği koşulların ve sınırların da açıklığa kavuşturulması önerildi.

Yangın Sistemlerinde Entegrasyon ve Senaryo Testleri Zorunlu Hale Getirilmeli

Yangın algılama sistemleri ile fanlar, damperler, kapılar, geçiş kontrol sistemleri ve asansörler arasındaki ilişkilerin sebep-sonuç matrisiyle tanımlanması gerektiği ifade edildi.

Elektrik ve mekanik projeler arasındaki bağlantıların birlikte değerlendirilmesi istendi.

Duman tahliye ve basınçlandırma sistemlerinde hesap, ölçüm, test, ayar ve dengeleme süreçlerinin belgelendirilmesi, kabul aşamasında bütünleşik yangın senaryolarıyla sistemlerin çalışmasının doğrulanması önerildi.

Yaşam Güvenliği Sistemlerinde Enerji Sürekliliği Sağlanmalı

Yangın pompaları ve diğer yaşam güvenliği sistemlerinin enerji beslemesi, yedekleme ve enerji transfer koşullarının açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulandı.

Kabloların, taşıyıcı sistemlerin ve geçişlerin yangın performansının birlikte değerlendirilmesi istendi.

Acil aydınlatma, yönlendirme, sesli tahliye ve acil durum asansörlerine ilişkin performans ölçütleri ile test ve kayıt yükümlülüklerinin tanımlanması gerektiği kaydedildi.

Söndürme Sistemlerinde Bakım ve Çevresel Güvenlik Vurgusu

Yangın söndürme sistemlerinde su kaynağı, depo, pompa ve borulamanın bütün olarak hesaplanması gerektiği belirtildi.

Yangın suyu rezervinin korunması, donma, korozyon ve sismik dayanım konularındaki uygulama esaslarının netleştirilmesi istendi.

Gazlı ve köpüklü söndürme sistemlerinde söndürücü madde seçimi, sistem uyumu, insan sağlığı ve çevresel etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Basınçlı tüplerin test ve bakım süreçlerinin izlenebilir hale getirilmesi önerildi.

“Yangından Korunma Sistemleri Kullanım Süresince Çalışır Durumda Tutulmalıdır”

Yangın güvenliği sistemlerinin bakım ve periyodik kontrollerine ilişkin sorumlulukların açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulandı.

Bildiride, “Bakım ve kontrolün kim tarafından, hangi yetkinlikle ve hangi yöntemle yapılacağı belirlenmelidir.” denildi.

Bina sahibi ve işletmecilerin sorumluluklarının açıklığa kavuşturulması, bakım, arıza, test ve uygunsuzluk kayıtlarının tutulması istendi.

Dijital takip sistemlerinin sahada yapılan çalışmaların doğrulanmasına ve eksikliklerin giderilmesine hizmet edecek biçimde geliştirilmesi önerildi.

Deprem Sonrası Yangın Güvenliği İçin Ayrı Düzenleme Çağrısı

Türkiye'nin deprem riski dikkate alınarak yangından korunma sistemlerinin deprem sonrasındaki işlevselliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Bildiride, “Deprem, taşıyıcı sistemde ağır hasar oluşmasa bile yangın kapıları, bölmeler, borulama ve su depolarının işlevlerini etkileyebilir.” değerlendirmesine yer verildi.

Yangın tesisatlarında sismik askılama, sabitleme ve esnek bağlantıların mühendislik hesaplarıyla projelendirilmesi gerektiği belirtildi.

Deprem sonrasında yangından korunma sistemlerinin kontrol edilmesi ve hasarlı bileşenlerin yeniden kullanımına ilişkin teknik ölçütlerin oluşturulması istendi.

Elektrikli Araçlar ve Batarya Sistemleri İçin Yeni Güvenlik Önlemleri

Elektrik kaynaklı yangınların önlenmesi için tesisatlardaki ark, kaçak akım, aşırı gerilim, bağlantı kusurları ve güç kalitesinden kaynaklanan risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Bildiride, elektrikli araç şarj altyapısı, batarya depolama sistemleri, veri merkezleri ve çatı güneş enerjisi uygulamaları için güvenli tasarım ve müdahale esaslarının oluşturulması çağrısı yapıldı.

Yeni enerji teknolojilerinin oluşturduğu risklerin yangın güvenliği mevzuatında dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Kimyasal Tesisler ve Madenlerde Risk Yönetimi Güçlendirilmeli

Kimyasal yangınlar, patlayıcı ortamlar ve madenlerdeki risklerin azaltılması için kimyasal envanterlerin ve güvenlik bilgi formlarının güncel tutulması gerektiği ifade edildi.

Uyumsuz maddelerin ayrılması, tutuşturucu kaynakların kontrol edilmesi ve patlayıcı ortamların sınıflandırılması istendi.

Bildiride, “Madenlerde erken uyarı, haberleşme ve tahliye kapasitesi güçlendirilmelidir. Tesislerin risk ve acil durum bilgileri, müdahale edecek kamu birimleriyle paylaşılmalıdır.” ifadelerine yer verildi.

Patlayıcı ortamlarda ekipman seçimi ve muayene işlemlerinin yetkin kişilerce yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

“İtfaiye Hizmetleri Ortak Standartlarla Güçlendirilmelidir”

Sonuç bildirisinde itfaiye teşkilatlarının personel, araç, ekipman, eğitim ve hizmet kalitesi bakımından ulusal asgari standartlara kavuşturulması gerektiği vurgulandı.

Yerel risklere göre yapılanmanın korunması, personel yetersizliklerinin giderilmesi ve itfaiyecilerin mesleki statü ile kariyer yapısının düzenlenmesi istendi.

Bildiride, “Merkezi idarenin kaynak desteği artırılmalı; kurumlar arasında görev paylaşımı, operasyonel komuta ve ortak haberleşme düzeni açıklaştırılmalıdır.” denildi.

İtfaiye Personelinin Sağlığı ve Güvenliği İçin Önlem Çağrısı

Yangına müdahale eden personelin eğitim, hazırlık, bakım ve fiilî müdahale süreçlerinin tamamında korunmasını sağlayacak düzenlemelerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi.

Göreve uygun kişisel koruyucu donanım, sağlık gözetimi, maruziyet kayıtları ve uygulamalı eğitimin sağlanması istendi.

Kirlenmiş koruyucu donanımın temizlenmesi, kullanım dışına çıkarılması ve güvenli bertarafına ilişkin süreçlerin planlanması gerektiği kaydedildi.

Bildiride, “Güvenli çalışma koşulları kurumsal sorumluluk olarak ele alınmalıdır.” ifadesi kullanıldı.

Orman Yangınlarında Önleme ve Ekolojik İyileştirme Birlikte Planlanmalı

İklim değişikliği ve ormanlarla yerleşim alanlarının iç içe geçmesinin yangın risklerini artıran unsurlar arasında bulunduğuna dikkat çekildi.

Risk haritalarının, tahliye planlarının, güvenli erişim yollarının ve su temini olanaklarının geliştirilmesi istendi.

Gönüllülerin yangınla mücadeleye katkısının eğitim ve kamu koordinasyonu içinde düzenlenmesi gerektiği belirtildi.

Yangın sonrası çalışmaların doğal yenilenme kapasitesine dayanması; erozyon, su kirliliği, habitat kaybı ve yerel halkın yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi önerildi.

Yangın Verileri ve Yapay Zekâ Önleyici Çalışmalarda Kullanılmalı

Bildirinin dijital uygulamalara ilişkin bölümünde, yangın ve patlama olaylarının ortak tanım ve sınıflandırmalarla kaydedilmesi gerektiği vurgulandı.

Olayların kök nedenlerinin belirlenmesi ve müdahalelerden çıkarılan derslerin ilgili kurumlarla paylaşılması istendi.

Elektronik proje yönetimi ve yapı bilgi modellemesi uygulamalarında disiplinler arası koordinasyon ile saha uygunluğunun gözetilmesi gerektiği ifade edildi.

Bildiride, “Yapay zekâ destekli araçlar güvenilir veri ve mühendislik denetimiyle kullanılmalı; kamuoyu yangın öncesinde, sırasında ve sonrasında doğru bilgilendirilmelidir.” denildi.

“Denetimin Kamusal Niteliği Korunmalıdır”

Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi'nin sonuç bildirisinin son bölümünde, yangın güvenliğinin geliştirilmesinin yalnızca mevzuat değişiklikleriyle sağlanamayacağına dikkat çekildi.

Bilimsel ve teknik gerekliliklerin uygulamada karşılık bulması gerektiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:

“Yangın güvenliğinin geliştirilmesi, mevzuatın bilimsel ve teknik gereklilikler doğrultusunda düzenlenmesi kadar, bu gerekliliklerin uygulamada yerine getirilmesini de zorunlu kılmaktadır.”

Önleyici hizmetlere yeterli kaynak ayrılması, uzmanlık ve mesleki yetkinliğin güçlendirilmesi, sorumlulukların açıklaştırılması ve denetimin kamusal niteliğinin korunmasının temel koşullar olduğu vurgulandı.

İzmir'de gerçekleştirilen sempozyumda ortaya konulan 21 maddelik tespit ve öneri, yangın güvenliği politikaları ile yeni mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere kamuoyunun bilgisine sunuldu.