Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Hayvanların sağlığını, refahını ve yaşam kalitesini koruyalım”

Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede hayvanları korumanın yalnızca sevgi ve merhametle sınırlı olmadığını vurguladı. Yarsan, hayvan sağlığı ve refahının bilimsel bilgi, etik sorumluluk, hukuk ve toplumsal duyarlılıkla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek veteriner hekimlerin bu süreçte üstlendiği görevlere dikkat çekti.

Ekim 4, 2026 - 14:40
Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Hayvanların sağlığını, refahını ve yaşam kalitesini koruyalım”


Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, 4 Ekim 2026 Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla “Dünyayı Onların Gözünden Gör” temasıyla yayımladığı değerlendirmede, hayvanların yaşam hakkı, sağlığı, refahı ve korunmasına ilişkin mesajlar verdi. Yarsan, günün yalnızca hayvanların hatırlandığı sembolik bir tarih olarak görülmemesi gerektiğini belirterek insanların hayvanlara karşı etik, bilimsel, hukuki ve toplumsal sorumluluklarının bulunduğunu kaydetti.

Yarsan, Dünya Hayvanları Koruma Günü'nün amacını, “Yeryüzünde insanlardan başka canlılar olduğunu anlamak, onların yaşam alanlarına müdahale etmemek, yaşama hakkına saygı duymaktır.” sözleriyle ifade etti.

Hayvanları Korumak Merhametten Daha Fazlası

Hayvanların korunmasının çoğu zaman yalnızca “hayvan sevgisi” üzerinden değerlendirildiğine işaret eden Yarsan, çağdaş hayvan refahı anlayışının çok daha kapsamlı olduğunu vurguladı. Hayvan refahının bilimsel, etik, hukuki, ekonomik, kültürel ve toplumsal boyutları bulunan çok yönlü bir alan olduğunu belirten Yarsan, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün hayvan refahını, hayvanın yaşadığı ve öldüğü koşullarla ilişkili fiziksel ve zihinsel durumu olarak tanımladığını aktardı.

Hayvanların açlık, susuzluk ve yetersiz beslenmeden, korku ve stresten, aşırı sıcak, soğuk ve fiziksel rahatsızlıktan, ağrı, yaralanma ve hastalıklardan korunması gerektiğini kaydeden Yarsan, hayvanların aynı zamanda türlerine özgü normal davranışlarını gösterebilecekleri koşullarda yaşamalarının önem taşıdığını bildirdi.

Yarsan, “Hayvan koruma yalnızca ‘hayvana zarar vermemek’ değildir. Aynı zamanda hastalığı önlemek, gerektiğinde tedavi etmek, uygun beslemek, uygun barındırmak, acıyı azaltmak, çevresel koşulları iyileştirmek ve hayvanın davranışsal ihtiyaçlarını dikkate almak anlamına gelir.” değerlendirmesinde bulundu.

Hayvanları Koruma Düşüncesinin Tarihsel Köklerine Dikkat Çekti

Dünya Hayvanları Koruma Günü'nün tarihsel gelişimine de değinen Yarsan, İngiltere'de 1822 yılında hayvanların korunması, iyi koşullarda beslenmesi ve insanların hayvanlara iyi davranmasının sağlanması amacıyla “Hayvanları Koruma Birliği”nin kurulduğunu belirtti.

Türkiye'de hayvanseverleri bir araya getiren ilk resmî derneğin ise 1912 yılında İstanbul'da “Himaye-i Hayvanat Cemiyeti” adıyla kurulduğunu aktaran Yarsan, uluslararası ölçekte aynı amaçla faaliyet gösteren kuruluşların Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu çatısı altında birleştiğini bildirdi. Yarsan, 1931'de Floransa'da gerçekleştirilen toplantıda yok olma tehdidi altındaki hayvan türlerine dikkat çekmek amacıyla 4 Ekim'in Hayvanları Koruma Günü ilan edildiğini ifade etti.

Türk Kültürü ve İslam Medeniyetindeki Örneklere Yer Verdi

Hayvanlara yönelik saygı ve merhametin Türk toplumlarının tarihsel ve kültürel geçmişinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Yarsan, Türklerin bozkır kültüründe özellikle atın ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamın önemli bir parçası olduğunu kaydetti.

İslamiyet'in kabulünün ardından hayvanlara yönelik merhamet anlayışının dinî ve ahlaki ilkelerle güçlendiğini ifade eden Yarsan, “Her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır.” şeklindeki hadisin de bu yaklaşımın İslam ahlakındaki yerini ortaya koyduğunu belirtti.

Yarsan; hayvanların bakımı için vakıflar oluşturulması, aşırı yük altında çalıştırılmamaları, bakım ve beslenmelerine ilişkin hükümler getirilmesi ile hayvanlara zarar verilmesini önlemeye yönelik uygulamaları bu tarihsel anlayışın örnekleri arasında gösterdi.

Osmanlı'daki Hayvan Koruma Uygulamalarını Anlattı

Osmanlı döneminde hayvanlar ve ağaçlar için vakıflar kurulduğunu, kediler ve kuşlar için özel yapılar ile kuş köşkleri oluşturulduğunu aktaran Yarsan, sokak hayvanları için besleme günleri düzenlendiğini bildirdi. Bursa'da Gurabahane-i Laklakan adı verilen leylek bakımevlerinin kurulduğunu, Dolmabahçe'de kuş ve Üsküdar'da kedi hastanelerinin oluşturulduğunu belirten Yarsan, binek hayvanlarına aşırı yük yüklenmemesine ilişkin düzenlemelere de dikkat çekti.

Yarsan, III. Murad döneminde hazırlanan fermanda hamalların at, katır ve beygirlere taşıyabileceklerinin üzerinde yük yüklemelerinin yasaklandığını, hayvanların bakım ve beslenmesine ilişkin hükümlere uymayanların cezalandırılacağının bildirildiğini aktardı.

Modern Hayvan Koruma Hareketi ve Yasal Düzenlemeler

Türkiye'deki modern hayvan koruma hareketinin gelişiminde Osmanlı'nın son döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Yarsan, 1912'de İstanbul Himâye-i Hayvânât Cemiyetinin kurulmasıyla hayvanların korunmasına yönelik örgütlü sivil toplum hareketlerinden birinin ortaya çıktığını belirtti.

Yarsan, “Hayvanların korunması yalnızca günümüzün ortaya çıkardığı yeni bir toplumsal talep değildir. Türk toplumunda ve özellikle Osmanlı şehir kültüründe hayvanlarla birlikte yaşama, onları besleme, tedavi ettirme ve koruma düşüncesinin tarihsel kökleri bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Sokak hayvanları konusunun yalnızca hayvan sevgisi kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Yarsan; veteriner halk sağlığı, zoonoz hastalıklar, çevre sağlığı, hayvan refahı, nüfus yönetimi ve toplum güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğini bildirdi.

Türkiye'de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun alanın temel yasal düzenlemelerinden biri olduğunu hatırlatan Yarsan, 2024 yılında 7527 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin ardından Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği'nin 13 Aralık 2024'te yayımlandığını belirtti. Yarsan, düzenlemelerde sahipsiz hayvanların toplanması, bakımevlerine götürülmesi, rehabilitasyonu, barındırılması ve popülasyon kontrolüne ilişkin görev ve uygulamaların yer aldığını kaydetti.

“Veteriner Hekim Hayvanın Yalnızca Hastalığını Tedavi Eden Kişi Değildir”

Hayvanların korunmasında veteriner hekimlerin özel bir sorumluluğu bulunduğuna dikkati çeken Yarsan, “Veteriner hekim, hayvanın yalnızca hastalığını tedavi eden kişi değildir.” dedi.

Veteriner hekimlerin hayvan sağlığını koruduğunu, hastalıkları önlediğini, ağrı ve acıyı azalttığını ve hayvan refahını değerlendirdiğini belirten Yarsan; zoonoz hastalıkların kontrolü, hayvan popülasyonlarının sağlıklı yönetimi, bakım ve barınma koşullarının değerlendirilmesi, yaban hayvanlarının rehabilitasyonu, deney hayvanlarının refahı, gıda güvenliği ve halk sağlığı alanlarında da sorumluluk üstlendiklerini ifade etti.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün veteriner hekimleri hayvan sağlığı ve refahının korunmasındaki temel aktörler arasında değerlendirdiğini aktaran Yarsan, “Hayvan refahı veteriner hekimliğin tamamlayıcı bir alanı değil, mesleğin temel unsurlarından biridir.” değerlendirmesinde bulundu.

“4 Ekim Sembolik Bir Gün Olmamalıdır”

Yarsan, hayvanların korunmasının yılın yalnızca bir gününe bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, “4 Ekim, yılda bir kez hayvanları hatırladığımız sembolik bir gün olmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

Hayvanları sevmenin yanında onları anlamanın, korumanın yanında ihtiyaçlarını bilmenin ve tedavi etmenin yanında hastalanmalarını önlemenin esas olduğunu belirten Yarsan, “Hayvanı sevmek kadar onu anlamak, korumak kadar ihtiyaçlarını bilmek, tedavi etmek kadar hastalanmasını önlemek, beslemek kadar uygun koşullarda yaşatmak, merhamet etmek kadar bilimsel sorumluluk üstlenmektir.” dedi.

Veteriner hekimliğin hayvanların korunmasına ilişkin bilimsel ve mesleki dönüşümün merkezinde bulunduğunu ifade eden Yarsan, veteriner hekimlerin hayvanların ağrısını, hastalığını, korkusunu, stresini, davranışlarını ve yaşam kalitesini bilimsel yöntemlerle değerlendirebildiğine işaret etti.

Yarsan, 4 Ekim'in veteriner hekimler açısından taşıdığı mesajı şu sözlerle ifade etti:

“‘Hayvanları sevelim.’ değil; ‘Hayvanların sağlığını, refahını ve yaşam kalitesini bilimsel bilgi, etik sorumluluk ve toplumsal duyarlılıkla koruyalım.’”

Yarsan, mesajını hayvan sağlığı için çalışan, hayvan refahını koruyan, insan-hayvan-çevre sağlığının bütünlüğünü savunan veteriner hekimlere ve hayvanların korunmasına katkı sağlayanlara yönelik ifadeleriyle tamamladı.