YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko: “160 yıllık Kızılay’ın itibarı AKP iktidarları döneminde yerle bir edildi”

YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Türk Kızılay Kanunu Teklifi’ne tepki göstererek Kızılay’a tanınması öngörülen ayrıcalıkların denetim ve hesap verebilirlik açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu. Kızılay’ın 6 Şubat depremlerinde yaşanan tartışmalar nedeniyle güven kaybına uğradığını belirten Kanko, kamu kaynaklarının kullanımı, sosyal yardım verilerinin korunması ve kan hizmetlerinin maliyetleri konusunda iktidardan açıklama istedi.

Ekim 22, 2026 - 16:58
YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko: “160 yıllık Kızılay’ın itibarı AKP iktidarları döneminde yerle bir edildi”

YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen Türk Kızılay Kanunu Teklifi üzerine yaptığı konuşmada, Kızılay’ın kurumsal yönetimini ve iktidarın yardım kuruluşuna yönelik politikalarını eleştirdi. Kızılay’ın AKP iktidarları döneminde ciddi bir güven ve itibar kaybı yaşadığını savunan Kanko, yeni düzenlemenin şeffaflık ve denetim sorunlarını gidermek yerine kuruma yeni ayrıcalıklar tanıdığını ileri sürdü.

Kızılay’ın milletin bağışlarıyla ayakta duran köklü bir yardım kuruluşu olduğunu vurgulayan Kanko, “Kızılay milletin vicdanıdır, dayanışmanın simgesidir. Ancak bugün milletin bağışlarıyla ayakta duran bu köklü kurumun nasıl yönetildiğini, kaynaklarının nereye harcandığını ve kime hangi ayrıcalıkların tanındığını sorgulamak zorunda kalıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“DEPREMDE YARDIM BEKLEYEN MİLLET, KIZILAY’A DUYDUĞU GÜVENİ KAYBETTİ”

6 Şubat 2023 depremlerinde yaşanan tartışmaların Kızılay açısından önemli bir güven sınavına dönüştüğünü belirten Kanko, Genel Kurul kürsüsünden Sabiha Gökçen Havalimanı’nda LÖSEV, UNICEF ve Kızılay’a ait bağış kutularının bulunduğu bir fotoğraf gösterdi.

Depremlerin ardından Kızılay’ın kamuoyundaki konumunun tartışılır hâle geldiğini savunan Kanko, şunları söyledi:

“6 Şubat depremlerinden sonra Kızılay'ın içine düşürüldüğü tabloyu hepimiz gördük. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda LÖSEV, UNICEF ve Kızılay'a ait bağış kutularının bulunduğu görüntü bile kamuoyundaki güven tartışmalarının sembolü hâline gelmiştir.”

Kızılay’a yapılan bağışların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Kanko, “Bir zamanlar milletimizin tereddütsüz bağış yaptığı Kızılay'ın bugün güven araştırmalarında sorgulanan bir kuruluş hâline gelmesi son derece düşündürücüdür.” dedi.

Kanko, yardım faaliyetlerinin ticari çıkarlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Vatandaş Kızılay'a bağış yaparken bir şirkete kazanç sağladığını değil, ihtiyaç sahibi bir insana yardım ettiğini düşünür. Milletin dayanışma duygusu ticari ayrıcalıkların gerekçesi hâline getirilemez.” değerlendirmesinde bulundu.

“KIZILAY’A AYRICALIK VAR, DENETİM YOK! BU NASIL KANUN?”

Türk Kızılay Kanunu Teklifi’nde kuruma tanınması öngörülen yetkilerin denetimine ilişkin düzenlemelerin yeterince açık olmadığını savunan Kanko, özellikle kamu kaynaklarının kullanımı ve ihalesiz alım hükümlerine dikkat çekti.

Kanko, “Kanuna ayrıcalıkları yazmışsınız ama hesap verme sorumluluğunu açıkça düzenlememişsiniz. Yetki veriyorsunuz, denetimin nasıl işleyeceğini söylemiyorsunuz.” sözleriyle düzenlemeyi eleştirdi.

Kızılay’ın bazı şirketlerinden ürün ve hizmet alımlarının ihalesiz yapılabilmesine ilişkin hükümlerin yalnızca afet dönemlerini kapsamadığını belirten Kanko, şu soruları yöneltti:

“Kızılay'ın bazı şirketlerinden ürün ve hizmetlerin ihalesiz alınmasının önünü açıyorsunuz. Üstelik bunu yalnızca afet anlarıyla sınırlamıyor, afet öncesi hazırlık dönemini de kapsama alıyorsunuz.”

“Peki, hazırlık döneminin sınırını kim belirleyecek? Acil durum kriterini kim koyacak? Fiyatların uygunluğunu kim denetleyecek? Ortaya çıkabilecek kamu zararının hesabını kim verecek?”

Teklifte bu soruların yeterince yanıtlanmadığını savunan Kanko, “Kanunlar temenni metni değildir! Kamu parasının harcandığı her yerde şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik zorunludur.” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİN VERGİLERİYLE ALINAN KAMU MALLARI İKTİDARIN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR”

Kamu kurumlarına ait makine, teçhizat ve çeşitli malzemelerin Kızılay’a bedelsiz devredilmesine yönelik düzenlemeleri de gündeme taşıyan Kanko, kamu varlıklarının hangi şartlarda devredileceğinin kanunda açıkça belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Kanko, “Bu mallar iktidarın şahsi mülkü değildir. Bunlar işçinin, memurun, emeklinin, esnafın ve milyonlarca vatandaşımızın vergileriyle alınmıştır.” dedi.

Kamu kaynaklarının kullanımında keyfî uygulamalara izin verilmemesi gerektiğini belirten Kanko, “Hangi kamu malının, hangi gerekçeyle, kimin kararıyla ve ne kadar süreyle devredileceğini açıkça belirlemek zorundasınız.” ifadelerini kullandı.

Kanko, kamu varlıklarının millet adına yönetildiğini vurgulayarak, “Milletin parasını harcarken milletin denetiminden kaçamazsınız. Kamu kaynaklarını kullanmanın ilk şartı hesap verebilmektir.” diye konuştu.

“YOKSUL VATANDAŞIN BİLGİLERİ ŞİRKETLERİN VE SİYASETİN MALZEMESİ OLAMAZ”

Kanun teklifinde sosyal yardım verilerinin paylaşılmasına ilişkin düzenlemelere de değinen Kanko, ihtiyaç sahibi vatandaşların kişisel bilgilerinin korunmasının önemine dikkat çekti.

Sosyal yardım alan kişilerin ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin bilgilerin hassas nitelikte olduğunu belirten Kanko, “Sosyal yardıma muhtaç vatandaşlarımızın bilgileri son derece hassastır. Bu insanların ekonomik ve sosyal durumları hiçbir şekilde ticari veya siyasi amaçlarla kullanılmamalıdır.” dedi.

Verilere erişim yetkisinin kötüye kullanılmasının önlenmesi gerektiğini ifade eden Kanko, iktidara şu soruyu yöneltti:

“Bugün bu verilere erişim yetkisi verirken yarın bunların şirketlerle paylaşılmasının ya da seçim propagandasında kullanılmasının önünü açmayacağınızın güvencesi nedir?”

Sosyal yardımların siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı olduklarını vurgulayan Kanko, “Yoksulluk bir seçim malzemesi değildir! Vatandaşın çaresizliği üzerinden siyaset yapılmasına kapı aralanamaz.” ifadelerini kullandı.

Kanko, sosyal yardımların devletin ve toplumun dayanışma sorumluluğunun bir parçası olduğunu belirterek hiçbir vatandaşın mağduriyetinin pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi.

“GÖNÜLLÜ VERİLEN KANIN MALİYETİNİ KİM, NASIL HESAPLIYOR?”

Hekim kimliğiyle kan bağışı ve sağlık hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri de değerlendiren Prof. Dr. Mühip Kanko, gönüllü bağışlanan kanın hastalara ulaştırılması sürecinde ortaya çıkan maliyetlerin nasıl belirlendiğinin açıklanmasını istedi.

Kanko, “Vatandaşımız hiçbir karşılık beklemeden kan bağışında bulunuyor. Peki, gönüllü bağışlanan bu kanın hastaya ulaşıncaya kadar ortaya çıkan maliyeti nedir?” diye sordu.

Kan bileşenlerinin bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden karşılanmasına ilişkin uygulamaların mali boyutunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunan Kanko, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bedeller nasıl belirleniyor? Kamu hastanelerine ne kadar ek yük getirilecek? SGK üzerinden yapılacak ödemelerin hesabını kim verecek?”

Kamu hastanelerinin mali sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Kanko, “Zaten mali sorunlarla karşı karşıya bulunan kamu hastanelerinin üzerine yeni yükler getiriyorsanız bunun maliyetini de açıklamak zorundasınız.” dedi.

Sağlık hizmetlerinin finansmanında hesap verebilirliğin önemine işaret eden Kanko, “Sağlık hizmetlerinde şeffaflık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“AFET EMEKÇİSİNİN HAKKINI DESTEKLİYORUZ, DENETİMSİZ AYRICALIKLARI DEĞİL”

Afetlerde görev yapan personele tazminat ödenmesine ilişkin düzenlemeyi desteklediklerini açıklayan Kanko, çalışanların haklarının korunması ile Kızılay’a tanınması öngörülen kurumsal ayrıcalıkların birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kanko, “Afetlerde canını ortaya koyan emekçilerimizin haklarını koruyan her düzenlemeyi destekleriz. Ancak çalışanlara hak tanınmasını gerekçe göstererek Kızılay'a denetimden uzak ayrıcalıklar verilmesini kabul edemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Kızılay şube başkanlarının sosyal yardım vakıflarında görev almasına ilişkin düzenlemelere de değinen Kanko, olası çıkar çatışmalarının önlenmesi için açık kurallar oluşturulması gerektiğini söyledi.

Kanko, “Sosyal yardımlar kişisel inisiyatiflere değil, adil, nesnel ve denetlenebilir kurallara dayanmalıdır.” dedi.

“KIZILAY’IN İTİBARINI KURTARMAK İSTİYORSANIZ ÖNCE HESAP VERİN”

Kızılay’ın toplum nezdindeki güvenini yeniden kazanabilmesi için kurumsal yönetimde şeffaflığın sağlanması gerektiğini vurgulayan Kanko, şirket hesaplarının, bağışların, harcamaların ve kamu alımlarının düzenli olarak açıklanması çağrısında bulundu.

Kanko, “Bu kurumun itibarını yeniden güçlendirmek istiyorsanız önce şeffaflığı sağlayacaksınız. Kızılay şirketlerinin hesaplarını, toplanan bağışları, yapılan harcamaları ve kamu alımlarını düzenli olarak kamuoyuna açıklayacaksınız.” dedi.

Yeni yetkilerin ancak etkili denetim mekanizmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kanko, “Güven isteyen önce hesap verebilmeli, yetki isteyen önce sorumluluğunu kabul etmelidir.” ifadelerini kullandı.

TBMM’nin yasama ve denetim sorumluluğuna dikkat çeken Kanko, “Meclisin görevi kanundaki boşlukları alkışlamak değil, o boşlukları gidermektir.” sözleriyle milletvekillerine seslendi.

Kanko, Kızılay’ın herhangi bir siyasi iktidarın veya çıkar grubunun kontrolünde olmaması gerektiğini savunarak, “Kızılay hiçbir siyasi iktidarın, hiçbir şirketin ve hiçbir çıkar grubunun kurumu değildir. Kızılay milletindir. Milletin kurumu da milletin denetimine açık olmak zorundadır.” dedi.

KANKO’DAN TBMM KÜRSÜSÜNDE FATMA KAPLAN HÜRRİYET’E ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI

Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının sonunda İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in tutuklu olduğunu belirterek yargı sürecine ilişkin eleştirilerini de dile getirdi.

Hürriyet’in 87 gündür tutuklu bulunduğunu ifade eden Kanko, tutukluluğun haksız ve hukuksuz olduğunu savundu.

Kanko, “87 gündür tutuklu bulunan İzmit Belediye Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet'in haksız ve hukuksuz biçimde özgürlüğünden mahrum bırakıldığını bir kez daha ifade etmek istiyorum.” dedi.

Hürriyet’in ailesinden ve yakınlarından ayrı kaldığını belirten Kanko, “Çocuğundan, ailesinden ve sevdiklerinden ayrı bırakılan belediye başkanımızın yaşadığı bu süreci kabul etmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kanko, konuşmasını “Fatma Kaplan Hürriyet'e özgürlük çağrımızı Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir kez daha yineliyorum.” sözleriyle tamamladı.