Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Aydın’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye ekonomisinden çiftçilerin ve esnafın yaşadığı sorunlara, fon yolsuzluğu iddialarından anayasal düzene, Abdullah Öcalan’ın durumundan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Özdağ, ekonomik krizin üreticileri ve sanayicileri ağır biçimde etkilediğini belirterek iktidarın ekonomi ve hukuk politikalarını eleştirdi, seçim ittifaklarına ilişkin de mesajlar verdi.

Ekim 26, 2026 - 14:05
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Aydın’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Denizli ve Aydın ziyaretlerinde çiftçilerin, sanayicilerin ve esnafın yaşadığı sorunları yerinde gözlemlediklerini belirten Özdağ, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu savundu.

Basın toplantısının ardından sağlık durumuna ilişkin bilgi de veren Özdağ, “İlk manşeti veriyorum şimdi size. Ümit Özdağ, basın toplantısından sonra hastaneye gidip serum aldı. Evet, buradan hastaneye gideceğim ve serum alacağım. Çünkü iki günlük bir Aydın ziyaretimiz var. Üç gün Denizli'deydik ve Ege Bölgesi'nde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Üzüm üreticisi ürününü satamıyor, zeytinlikler el değiştirme noktasında”

Denizli’de üzüm üreticilerinin, Aydın’da ise zeytin ve incir üreticilerinin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten Özdağ, tarım sektöründeki fiyat düşüşlerine dikkat çekti.

Özdağ, “Türkiye'nin her yerinde gördüğümüz ekonomik buhranın yıkıcı sonuçlarını Aydın'da da gördük. Dün Denizli'de çiftçinin nasıl büyük bir ızdırap içerisinde tükenmişliğe doğru yürüdüğü ifade edildi arkadaşlarımız tarafından. Ağustos'ta kesilmesi ve toplanması gereken üzümler toplanmamış. Üzüm üreticisi üzümlerini satamıyor. İki sene önce 30 lira olan üzüme iki hafta önce 6 lira, dün de 4 lira fiyat verdiler.” dedi.

Aydın’daki üreticilerin de benzer sorunlarla karşılaştığını ifade eden Özdağ, “Peki, Aydın'da durum farklı mı? Hayır. Zeytin üreticisi isyanı yaşıyor ve zeytinlikler çok ucuz rakamlara el değiştirebilecek duruma gelmiş. Keza incir üreticisi masraflarını ödeyemez durumda.” açıklamasında bulundu.

“Türkiye sanayisizleşiyor, fabrikalar yurt dışına taşınıyor”

Türk sanayisinin üretim ve istihdam kaybıyla karşı karşıya olduğunu savunan Özdağ, tekstil sektöründeki gelişmelere işaret etti.

Özdağ, “Sadece çiftçi değil, aynı zamanda sanayici de ağır bir baskıyla karşı karşıya. Türkiye sanayisizleşiyor. Sanayi işçisi sayısı azalıyor. Sanayi küçülüyor. Tekstil sanayi geçen sene 360 bine yakın işçisini kaybetti. Fabrikalarımız Mısır'a taşınıyor. Fas'a, Cezayir'e, İtalya'ya ve İspanya'ya giden Türk tekstil fabrikaları var.” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’nin ticaret politikalarının da Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu öne süren Özdağ, “Avrupa Birliği'nin Hindistan'la imzaladığı serbest bölge anlaşmasından sonra Hindistan'ın Avrupa piyasalarına girmesi, Türk sanayisi için ağır bir darbe oluşturmaya başladı. Çin mallarına karşı Avrupa piyasasını korumak için çıkartılan 'Made in Europe' politikası, Türk sanayi ürünlerini de ağır şekilde vuruyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ticaret Bakanlığını da eleştiren Özdağ, Avrupa Birliği tarafından talep edilen çalışmaların yerine getirilmemesinin Türk iş dünyasını zor durumda bıraktığını savundu.

“Esnaf son iki yılı hayatının en kötü dönemi olarak görüyor”

Türkiye genelinde esnafın satışlarının ciddi oranda düştüğünü belirten Özdağ, ziyaret ettiği işletmelerde ekonomik daralmanın etkilerini gözlemlediklerini söyledi.

Özdağ, “Türkiye'nin neresine gidersek gidelim, 10 milyon insanımızı aileleriyle birlikte oluşturan esnafın, esnaflığa başladığından bugüne ister 60 sene olsun, ister 40 sene, ister 5 sene, ister 15 sene, son iki seneyi esnaflık hayatının en kötü ve katlanılmaz iki senesi olarak nitelendirdiğini görüyoruz.” dedi.

Sektörlere göre iş kayıplarının değiştiğini ifade eden Özdağ, “İşlerin geçen seneye göre en az yüzde 50 düştüğünü ifade ediyorlar. Bu, bazı sektörlerde daha da yükseliyor. Şerbetli tatlılarda yüzde 70-80 düşüş olduğu, pasta sektöründe yüzde 60 civarında işlerin düştüğü ifade ediliyor.” açıklamasında bulundu.

“Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz”

Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve dar gelirli vatandaşların geçim sıkıntısına dikkat çeken Özdağ, ekonomik sorunların toplumun geniş kesimlerini etkilediğini savundu.

Özdağ, “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz. Milyonlarca emekli, dul ve yetimin sayıları 17 milyona yaklaşıyor. Bunlar açlıkla mücadele ederken 11 milyon asgari ücretli 28 bin liraya hayata tutunmaya çalışıyor. Bir de bu ülkenin foncuları var, rantçıları var. Bunlar, bu güzel ülkenin soyulan zenginliklerini yurt dışına transfer edenler.” ifadelerini kullandı.

“Fon yolsuzluğu, soygunun ne kadar utanmazca olabileceğini gösterdi”

Kamu kaynaklarının kullanımı ve fon soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, kamu yönetiminde liyakat eksikliği bulunduğunu ileri sürdü.

Özdağ, “Nasıl büyük bir soygunun olduğunu, vatandaşın parasının nasıl soyulduğunu, Türkiye'nin zenginliklerinin nasıl soyulduğunu biliyorduk. Kamu-Özel İş Birliği anlaşmalarıyla nasıl ödenmemesi gereken rakamların ihalelerde transfer edildiğini biliyorduk. Ama şu fon yolsuzluğu, soygunun ne kadar utanmazca olabileceğini, hayalin dahi ötesine geçtiğini gösterdi.” dedi.

İktidarın geçmişte dile getirdiği devlet yönetimi anlayışını eleştiren Özdağ, “İktidara gelirken ne demişlerdi? 'Biz devleti şirket gibi yöneteceğiz.' Evet, devleti şirket gibi bile yönetmediniz. Hiçbir şirket böyle yönetilmez. Çünkü bir şirketin ayakta kalması için liyakat sahibi insanları seçer, şirket yöneticileri görevlendirir. Aksi halde şirketler batar. Ama siz bir devleti liyakatsiz insanlarla yönettiğiniz için, partizanca yönettiğiniz için ülkenin gelmiş olduğu nokta budur.” ifadelerini kullandı.

“Anayasal düzene geri dönüş istiyoruz”

Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin zedelendiğini savunan Özdağ, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini belirtti.

Özdağ, “Yapılması gerekenler çok açık ve basittir. Anayasal düzene geri dönüş istiyoruz. Evet, anayasa iktidar tarafından askıya alınmıştır. Normalde askeri darbe dönemlerinde anayasalar askıya alınır. Ama şimdi anayasa iktidar tarafından askıya alınmıştır. Neden böyle söylüyorum? Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor da onun için.” dedi.

Anayasa’nın eşitlik ilkesine dikkat çeken Özdağ, “Anayasal düzene dönün. Anayasa'nın 10. maddesini uygulayın. Yani herkes yasalar önünde, siyasi görüşü, dini görüşü ne olursa olsun eşit olsun. Düşman ceza hukuku uygulamasından vazgeçin.” çağrısında bulundu.

Gözaltı uygulamalarına ilişkin iddialara da değinen Özdağ, “İnsanlar, bir suç kendilerine atfedildiğinde onun somut ne olduğunu bilmek zorundadır. Düşman ceza hukuku uygulamalarına son verin.” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkede iktidara ve muhalefete ayrı yasalar mı uygulanıyor”

Fon soruşturmalarında adı geçen kişilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini savunan Özdağ, soruşturmalarda eşitlik ilkesinin gözetilmediğini ileri sürdü.

Özdağ, “Foncuları korumayın. İsimlerini bütün millet öğrensin. Muhalif birisini soruşturduğunuz zaman nasıl her şeyi yayınlıyorsunuz? Hani onunla ilgili her belge açıklanıyor. Açıklanmaması gereken şeyler bile açıklanıyor. Ama foncuların birisini polis kameraları bize göstermedi gözaltına alınırken. Bu ülkede iki tane halk mı var? İktidar halkına ayrı yasalar, muhalefet halkına ayrı yasalar?” diye konuştu.

Fon soruşturmasının ekonomik etkilerine de değinen Özdağ, yolsuzluk iddialarının gerçek boyutlarıyla ortaya çıkarılmamasının Türkiye’nin uluslararası yatırım piyasalarındaki konumunu olumsuz etkileyebileceğini savundu.

“Çiftçi açlıkla, sanayici tasfiyeyle, esnaf yoklukla sınanıyor”

Ekonomik sorunların temelinde yanlış yönetim anlayışının bulunduğunu ileri süren Özdağ, “Sadece günübirlik dövizin iniş çıkışını ekonomi zanneden bir anlayışla yönetilince Aydın'da da Denizli'de de çiftçi açlıkla, sanayici tasfiyeyle, esnaf ise yoklukla sınanmak zorunda kalıyor.” ifadelerini kullandı.

“Türk milleti seçim zamlarıyla kandırılmayacak”

İktidarın seçim öncesinde sosyal yardımlar ve maaş artışları üzerinden seçmen desteği sağlamaya çalışacağını iddia eden Özdağ, anayasa değişikliği tartışmalarına da değindi.

Özdağ, “Gelinen noktada ekonomiyi düzeltemeyeceğine inanan iktidar da anlaşılan seçimleri kazanmak için iki şeye umut bağlıyor. Ne yapıp yapıp siyasi tavizlerle dış borç bulup bütçeye sosyal yardımlar için büyük para koymak, emekli maaşlarını üç ay iyi hissedecek şekilde artırmak, bir de DEM'in istediği değişiklikleri yaparak anayasada, yani Anayasa'nın 42. ve 66. maddelerini değiştirip anayasadan Türklüğü çıkartıp Türkçe eğitimin önünü açıp oradan alacakları oyla seçimi tekrar kazanmak.” değerlendirmesinde bulundu.

Seçmenlerin bu politikalara destek vermeyeceğini savunan Özdağ, “Türk milleti buna müsaade etmeyecek. Türk milleti, seçimden üç ay önce yapılan seçim zamlarıyla kandırılmayacak bu sefer. Türk milletini korkutup yıldırmak için yapılan bu baskıların hesabını milletimiz sandık başında soracak.” dedi.

“Sadece muhalefet belediyelerinde yolsuzluk olacağına kimse inanmıyor”

Basın toplantısında Kuşadası Belediyesi’ne yönelik rüşvet operasyonu kapsamında yöneltilen soruyu yanıtlayan Özdağ, soruşturmalarda siyasi ayrım yapılmaması gerektiğini belirtti.

Özdağ, “Şimdi desem ki olması gereken, adalete teslim olmaları. Gitsinler, ifade versinler. Öte yandan, adaletin olmadığını kendimiz söylüyoruz. Evet, nedense hiçbir iktidar yanlısı belediyede operasyon yapılmıyor.” ifadelerini kullandı.

Muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmaları değerlendiren Özdağ, “Ben CHP'li veya Yeni Partili belediyelerde yolsuzluk olduğunu ya da olmadığını söylemiyorum. Oluyordur veya olmuyordur, bilmiyorum. Ama sadece muhalefette yolsuzluk olacak ve iktidar belediyeleri ise pirüpak olacak. Buna kimse inanmıyor. Onun için bu tür tek taraflı yapılan operasyonların millet vicdanında karşılığı yok.” dedi.

“Germencik'teki üreticileri ziyaret edeceğiz”

Aydın’ın Germencik ilçesinde jeotermal enerji santralleri ve kuyularına ilişkin üretici şikâyetlerinin sorulması üzerine Özdağ, parti yöneticilerinin bölgeye ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı.

Özdağ, “Germencik'e de gidecek arkadaşlarımız. Özcan Pehlivanoğlu, Genel Başkan Yardımcımız, muhakkak ziyaret edecektir. Mahmut Karaaslan yine Ege Bölgesi'nde çalışmaları sürdürüyor. Onlar da üretici arkadaşlarımızı ziyaret edecekler.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı sorusuna dikkat çeken yanıt

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik stratejilerinin belirlenip belirlenmediği sorulan Özdağ, adaylık tartışmalarına esprili bir yanıt verdi.

Özdağ, “Çok zor bir soru sordunuz. Açıklarsak adamı tutuklarlar. Geçici olarak size açıklayalım, sizi tutukladıktan sonra gerçek adayımızı çıkartırız. Ne dersiniz?” diye konuştu.

“Özgür Özel'e ikinci çağrım, listeyi açıklamayacaksanız bize verin”

Fon soruşturmasında adı geçtiği öne sürülen kişilere ilişkin listeler hakkında konuşan Özdağ, Zafer Partisi’nin elinde böyle bir liste bulunmadığını söyledi.

Özdağ, “Yeni Parti genel başkan yardımcıları, genel başkan değil ama genel başkan yardımcıları, fondakilerin listesinin kendilerinde olduğunu açıkladılar. Biz de öyle öğrendik. Sonra ben bir başka partinin genel başkan yardımcısıyla sohbet ederken dedi ki 'Hocam, bizde de var listeler. Bizim genel başkan da zamanı gelince açıklayacak.' Bizde yok, bak, söyleyeyim. Bizde yok.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e çağrıda bulunan Özdağ, “İktidarın neden açıklamadığını anlıyorum. Ama Sayın Özgür Özel'in neden açıklamadığını anlamıyorum. Onun için Özgür Bey'e sesleniyorum. Diyorum ki, Özgür Bey, siz açıklamayacaksanız bize verin, biz açıklarız. Bu ikinci çağrım.” dedi.

Listelerin açıklanmamasına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu savunan Özdağ, “Hem 'Bunlar bizde var.' deyip hem de iktidara 'Sen açıkla.' diyorsanız orada başka bir pazarlık var demektir. Millet böyle pazarlıklar istemiyor. Neyin pazarlığını yapıyorsunuz? Açık açık söyleyin millete. Benim elimde olsaydı ben hemen açıklardım.” değerlendirmesinde bulundu.

“Abdullah Öcalan serbest bırakılmıştır”

Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsüne ilişkin görüşleri sorulan Özdağ, Öcalan’ın fiilen serbest bırakıldığını iddia etti.

Özdağ, “Bunu tekrar değerlendirecek bir şey yok. Serbest kalmıştır Abdullah Öcalan. Bir mahkûm hapishanede olur. Öcalan nerede? Villada. Bir mahkûmun statüsü bellidir, komisyon üyesi olamaz. Öcalan komisyon üyesidir. Hem komisyon üyesi hem mahkûm olunamayacağına, hem mahkûm olup villada yaşanamayacağına göre Abdullah Öcalan serbest bırakılmıştır.” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın İmralı’daki durumuna ilişkin iddialarını sürdüren Özdağ, “Türk milleti bunun farkına varmak durumundadır artık. Zannediyorlar ki İmralı'da olunca serbest kalmadı. Hayır, İmralı'da artık Öcalan kendisine tahsis edilmiş adada siyasi çalışmalarını yürütüyormuş. Hukukçular önümüzdeki günlerde görüşmelere başlayacakmış. Dünyanın değişik yerlerinden gazeteciler gelecek, onlarla görüşecekmiş.” dedi.

“Türkiye-Azerbaycan ilişkileri başka ülkelerle karşılaştırılamaz”

Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşandığı belirtilen diplomatik gerginliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, iki ülke arasındaki ilişkilerin korunması gerektiğini vurguladı.

Özdağ, “Azerbaycan'la olan ilişkilerimiz başka bir ülkeyle karşılaştırılabilecek ilişkiler değildir. Üzerinde hassasiyetle durulmalı. Türkiye'den bazı sorumsuz açıklamalar yapıldı, resmi gayriresmi iktidar trolleri ve kardeş Azerbaycan aşağılanmaya çalışıldı. Biz de buna Zafer Partisi olarak ağır bir tepki verdik.” ifadelerini kullandı.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bozulmasının başka ülkelerin çıkarlarına hizmet edebileceğini savunan Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasındaki telefon görüşmesini olumlu değerlendirdi.

Özdağ, “İlişkilerde yapıcı olmak Türkiye'ye yakışan bir şeydir ve doğrusunu yapmıştır Erdoğan telefon ederek. Ayın 29'unda Ankara'da yapılacak toplantıda İlham Aliyev'in muhakkak bulunmasının bu krizin aşılmasında önemli bir faktör olduğu açıktır.” dedi.

“Ege'de askeri tedbirler alınırken terör tehdidi unutulmamalı”

Tunceli’den Aydın’ın Söke ilçesine komando birliği sevk edildiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Özdağ, Ege’de Yunanistan ile yaşanabilecek olası gerilimlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti.

Özdağ, “Tunceli'den Ege'de Yunanistan'la çıkacak bir çatışmada caydırıcı olması için en deneyimli komando birliklerimizden birisi getirildi. Bu, Yunanistan'ın Ege'de hangi maceralara girebileceğinin bir göstergesidir. Ama burada dikkatli de olmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

1987 yılında Ege’de yaşanan krizi hatırlatan Özdağ, “85-86'da komandolar PKK'yı yok olma noktasına getirmişlerdi. Kriz çıkınca o sene komando birliklerimiz Güneydoğu'ya yazın yollanmadılar, Ege Denizi'ne yollandılar. O, PKK'nın dirilmesi için bir fırsat oldu o sene.” dedi.

PKK’nın silah bırakmadığını savunan Özdağ, “Şimdi burada ölçülü davranmak lazım. PKK silah bırakmadı. PKK'nın Türkiye içerisinde üç ile sızdığına dair bilgi var. Eylem arayışı içerisinde olduğuna dair bilgiler geliyor. Terör örgütü, terör örgütü olmaya ve terörünü yapmaya devam ediyor. Silahlarını vermiyor.” açıklamasında bulundu.

“Suriyelilerin Türkiye'ye entegrasyonu politikasını eleştiriyoruz”

Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Özdağ, hükümetin geri dönüş politikalarının beklentileri karşılamadığını ileri sürdü.

Özdağ, “6 Haziran 2026'da Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, 'Türkiye'de 2,3 milyon Suriyeli kaldı. Artık onları almayacağız, Türkiye'ye entegre edeceğiz. Türkiye'de kalacaklar.' diye açıklama yaptı. Zafer Partisi'nin yıllardan beri gündeme getirdiği konuda haklı çıktığını gördünüz mü?” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki Suriyeli nüfusunun açıklanan rakamlardan daha yüksek olabileceğini iddia eden Özdağ, “2025'te Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okuyan Suriyeli sayısı 777 bin 444'tü. Bunların bir annesi, bir babası olsa zaten 2 milyon 300 binden fazla oluyor.” dedi.

“Gülistan Koçyiğit sahte hassasiyetlerle Türk milletini kandıramaz”

DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Koçyiğit’in Türk askerlerinin Yemen’e gönderilmesine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Özdağ, sert eleştirilerde bulundu.

Özdağ, “Bu insanların bu tür provokasyonlarından bıktık yıllardan, on yıllardan beri. Samimiyetsizliklerinden bıktık. Ellerinde Türk askerinin kanı vardır bu siyasi yapıların. 'Arkamızda PKK terör örgütü var.' diye siyaset yapmadılar mı? Şimdi sahte hassasiyetlerle bizi de kandıramazlar, Türk milletini de kandıramazlar.” ifadelerini kullandı.

“Atatürk Cumhuriyeti'nden taviz vermeyenler seçim ittifakında birleşmeli”

Basın toplantısının son bölümünde seçim ittifaklarına ilişkin soruyu yanıtlayan Özdağ, Atatürkçü ve Türk milliyetçisi siyasi çevrelerin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini söyledi.

Özdağ, “Biz Atatürk'te birleşelim diyoruz. Bunun dışında bir çözüm de görmüyoruz. Atatürk Cumhuriyeti'nden taviz vermeyen bütün vatanseverleri, Atatürkçüleri, Türk milliyetçileri bir seçim ittifakında bir araya gelmeliyiz. Bu kadar. Bunun detayları ancak seçim sath-ı mailine girince konuşulur.” ifadeleriyle ittifak yaklaşımını açıkladı.