CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı”
CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarında kamusal sorumluluk, Tarım ve Orman Bakanlığının hazırlıkları ve tarımsal ithalat verilerini değerlendirdi. Sarıbal, 2026'nın ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lira olduğunu belirterek ekonomi politikalarını eleştirdi.
CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarına karşı alınan önlemlerden tarımsal ithalata, üretim maliyetlerinden ekonomi politikalarına kadar çeşitli başlıklarda açıklamalarda bulundu. Orman yangınlarını önleme sorumluluğunun yurttaşların duyarlılığına bırakılamayacağını belirten Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığının personel, altyapı, hava aracı ve önleyici ormancılık kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Sarıbal, tarımsal dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmesinde ise 2026 yılının ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin 168 milyar lirada kaldığını ifade etti.
“Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı” diyen Sarıbal, uygulanan ekonomi politikalarının yerli tarımsal üretim üzerindeki etkilerini eleştirdi.
“Ormanları koruma sorumluluğu yurttaşa bırakılamaz”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde artan yangın riskine ilişkin, “En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir” açıklamasını değerlendiren Sarıbal, yurttaşların dikkatli davranmasının önemli olduğunu ancak bunun kamusal hazırlığın yerine geçirilemeyeceğini kaydetti.
Sarıbal, “Vatandaşlarımız elbette duyarlı olacak, kendi sorumluluklarını yerine getirecek. Ama bu şu demek değildir: Vatandaşlarımız dikkat ederlerse orman yangınları çıkmaz. Asla böyle bir şey yok” diye konuştu.
İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgârın yangın riskini artırdığını belirten Sarıbal, enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarındaki eksikliklerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
2025'te 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü
Orman Genel Müdürlüğü verilerine işaret eden Sarıbal, 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktığını ve 81 bin 473 hektar orman alanının zarar gördüğünü aktardı. Yangınların 1.012'sinin çıkış nedeninin belirlenemediğini, bu yangınlarda zarar gören alanın 37 bin 626 hektara ulaştığını bildirdi.
Sarıbal, “Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil; 3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Açıkça itiraf ediliyor ki orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamalarına da değinen Sarıbal, 2010-2019 döneminde yılda ortalama 7 bin hektar orman alanı yanarken, 2020-2025 döneminde yıllık ortalama kaybın 49 bin hektara çıktığını belirtti. Buna göre yıllık ortalama yanan alan yaklaşık yedi kat arttı.
12,5 milyon hektarlık alan yüksek risk altında
Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmesine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alanın yangına hassas bölgelerde bulunduğunu aktaran Sarıbal, Akdeniz, Ege ve Marmara'daki riskli alanların uzun süredir bilindiğini söyledi.
Yangın çıkmadan önce yol kenarları, enerji nakil hatları, yangın emniyet şeritleri ve müdahale altyapısının hazır hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir” dedi.
Enerji hatlarına ilişkin denetim çağrısı
Açıklamada aktarılan verilere göre enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısındaki payı yaklaşık yüzde 7 olurken, bu yangınlarda zarar gören alanın toplam yanan alan içerisindeki payı yaklaşık yüzde 25'e ulaşıyor.
Sarıbal, “Kentin merkezinde, rantın yüksek olduğu yerde enerji hatlarını yer altına alıyorlar. Mesele orman olunca enerji şirketleri ve Bakanlık bu işin üzerine yeterince gitmiyor” ifadelerini kullanarak, ormanlık alanlardan geçen kritik enerji hatlarının yer altına alınmasını istedi.
900 bin hektar orman alanına ilişkin izinlere dikkat çekti
Yaklaşık 900 bin hektar, başka bir ifadeyle 9 milyon dekar orman alanının madencilik, enerji, turizm, taş ocağı, ulaşım ve atık tesisleri gibi faaliyetlere ilişkin izinlere konu edildiğini belirten Sarıbal, ormanlara yurttaş girişinin sınırlandırıldığı dönemlerde ticari faaliyetlerin sürdürülmesini eleştirdi.
Sarıbal, “Madenciler orada, enerji şirketleri orada, turizmciler orada ama halka yasak. Niye? Halk suçlu. Ormanların yangın sebebi halk olacak; böyle bir şey olamaz” dedi.
Orman köylüsü, küçükbaş hayvancılık ve geleneksel ormancılık faaliyetlerinin dışlanırken ticari faaliyetlerin genişlemesinin yangın riskini azaltmadığını savunan Sarıbal, verilen izin ve tahsislerin yeniden değerlendirilmesini istedi.
“Orman işçileri geçici istihdamla çalıştırılamaz”
Yangınlarla sahada mücadele eden orman işçileri ve kamu çalışanlarına değinen Sarıbal, havadan müdahalenin tek başına yeterli olmadığını, yangının zeminde yer ekiplerinin çalışmasıyla söndürüldüğünü söyledi.
Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve sahayı tanıyan personelden oluşması gerektiğini ifade eden Sarıbal, çalışma süreleri, ücretler, özlük hakları ve kişisel koruyucu donanımların yapılan işin tehlikesine göre düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Sarıbal, “Bakanlığın bu işi geçici istihdamla değil, sahici bir kadrolaşmayla; uzman, eğitimli ve tecrübeli insanlarla yapması gerekir” dedi.
Bakanlığa personel ve hava aracı soruları
Sarıbal, yüksek yangın riski açıklanan Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa'da kaç kadrolu orman işçisi ve teknik personelin hazır bekletildiğini sordu. Personelin eğitim, tecrübe, iş güvenliği malzemesi, araç ve gereç açısından yeterliliğinin açıklanmasını isteyen Sarıbal, müdahaleye hazır uçak ve helikopter sayısının da kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.
Enerji nakil hatları ve yol kenarlarının son bakımlarının yapılıp yapılmadığını soran Sarıbal, yangın emniyet yollarındaki yanıcı madde yükünün azaltılması ile orman köyleri ve yerel yönetimlerle tahliye ve ilk müdahale planlarının hazırlanması konusunda da Bakanlıktan bilgi istedi.
Sarıbal, 1.012 yangının çıkış nedeninin belirlenememesinin, Bakanlığın inceleme, denetim ve uzman kadro kapasitesinin değerlendirilmesini gerektirdiğini savundu.
“Yangın bütçesi Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılamaz”
Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesinin güçlendirilmesini isteyen Sarıbal, “Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesi güçlendirilmelidir. Daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Bütün bunlar Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılmamalıdır” diye konuştu.
Sarıbal; yüksek riskli bölgelerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmesi, kapatılan veya işlevsizleştirilen eğitim merkezlerinin yeniden açılması, enerji hatlarının denetlenmesi, tahliye planlarının hazırlanması ve yangınların çıkış nedenlerinin belirlenmesi için bağımsız ve bilimsel bir inceleme sistemi kurulması gerektiğini kaydetti.
“Üretimde rekor deniliyor, ithalat büyüyor”
Tarım politikalarına da değinen Sarıbal, iktidarın “üretimde rekor” söylemi ile dış ticaret verileri arasında çelişki bulunduğunu savundu. Mazot, gübre, enerji, sulama ve finansman maliyetlerindeki artışların yerli üreticiyi zorladığını söyledi.
Açıklamada paylaşılan verilere göre son bir yılda amonyum nitrat gübresinin fiyatı yüzde 71, amonyum sülfat gübresinin fiyatı yüzde 59,4, 20.20.0 kompoze gübrenin fiyatı yüzde 35,4, mazot fiyatı ise yüzde 43,6 arttı.
Sarıbal, “Dışarıdan ithalat, içerideki üretimden daha ucuz hale getirildi. Bunun sorumlusu bizzat iktidar ve yakın dönemde Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarıdır” ifadelerini kullandı.
Buğday ithalatında yüzde 150 artış
Açıklamada yer alan verilere göre 2026'nın ilk altı ayında buğday ithalatı, geçen yılın aynı dönemindeki 1 milyon 329 bin 3 tondan 3 milyon 331 bin 700 tona yükseldi. Buğday ithalatına ödenen tutar da 343 milyon 86 bin dolardan 856 milyon 796 bin dolara çıktı. Miktar ve değer bakımından artış yaklaşık yüzde 150 olarak hesaplandı.
Mısır ithalatı 3 milyon 458 bin 391 tondan 4 milyon 374 bin 514 tona yükselirken, ödenen tutar 881 milyon 461 bin dolardan 1 milyar 106 milyon 293 bin dolara çıktı.
Toplam hububat ithalatı miktar olarak yaklaşık yüzde 59 artışla 7 milyon 908 bin 504 tona, ithalat için ödenen tutar ise yüzde 54 artışla 2 milyar 82 milyon 53 bin dolara ulaştı.
Yağlı tohum ve küspe ithalatı arttı
Yağlı tohum ithalatına ödenen tutarın 2025'in ilk yarısındaki 1 milyar 543 milyon 185 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 998 milyon 325 bin dolara çıktığı belirtildi. Artış yüzde 29 olarak kaydedildi.
Ayçiçeği tohumu ithalatı 730 bin 137 tondan 977 bin 433 tona, ödenen tutar ise 493 milyon 691 bin dolardan 748 milyon 344 bin dolara yükseldi.
Küspe ithalatı 1 milyon 138 bin 887 tondan 1 milyon 602 bin 884 tona çıkarken, ödenen tutar yüzde 55 artarak 558 milyon 97 bin dolara ulaştı. Soya küspesi ithalatı ise 602 bin 390 tondan 1 milyon 84 bin 878 tona yükseldi.
Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1,17 milyar dolar
Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen toplam tutarın 2025'in ilk yarısındaki 977 milyon 631 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 173 milyon 867 bin dolara çıktığı belirtildi.
Kırmızı et ithalatı 34 bin 951 tondan 43 bin 995 tona yükseldi. İthalata ödenen tutar ise 248 milyon 19 bin dolardan 436 milyon 868 bin dolara çıkarak yaklaşık yüzde 76 arttı.
“İthalata 410 milyar, çiftçiye 168 milyar lira”
Paylaşılan verilere göre seçilmiş bitkisel ürünlerin ithalatına 2026'nın ilk altı ayında 8 milyar 105 milyon 982 bin dolar, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1 milyar 173 milyon 867 bin dolar ödendi. Toplam tutar 9 milyar 279 milyon 849 bin dolar olarak hesaplandı.
Dolar kuru 44 lira kabul edildiğinde bunun yaklaşık 408,3 milyar liraya karşılık geldiğini belirten Sarıbal, konuşmasında rakamı yaklaşık 410 milyar lira olarak ifade etti.
Sarıbal, “İthalata yaklaşık 410 milyar lira veriyoruz. Peki bu iktidarın çiftçiye ayırdığı para ne kadar? 168 milyar lira” dedi.
“Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı”
Meyve ve sebze fiyatlarında üretici kaynaklı düşüşlerin enflasyonla mücadelede başarı olarak gösterilemeyeceğini savunan Sarıbal, ithalat ve düşük fiyat politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade etti.
Sarıbal, “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Ama bildiğim bir şey var: Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı. Vahşi liberal politikalara bu halkı, bu ülkeyi teslim etti” diye konuştu.
Sarıbal açıklamasını, “Bu düzen değişecek; hakkaniyetli, adil, halktan, ülkeden, emekçiden, çiftçiden ve topraktan yana yeni bir düzen elbet kurulacak” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI