Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz!”

Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Mekke Anlaşması'na sert tepki gösterdi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Husilere karşı hazırlandığını savunan Özdağ, iktidarın Gazze politikasını ve dış politika tercihlerini eleştirdi. Türkiye'nin başka ülkelerin bölgesel hesaplarına göre hareket edemeyeceğini belirten Özdağ, anlaşmaya ret oyu vereceklerini açıkladı.

Kasım 5, 2026 - 10:39
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz!”

Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın görüşüldüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, iktidarın Orta Doğu politikalarını ve savunma alanındaki uluslararası iş birliklerini eleştirdi.

Anlaşmanın Yemen'deki Husilere karşı oluşturulduğunu ileri süren Özdağ, Türkiye'nin bağımsız dış politika anlayışından uzaklaşmaması gerektiğini belirterek, “Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz; peki, o bağımsızlığa göre hareket edelim.” ifadelerini kullandı.

“İSRAİL GAZZE'YE SALDIRIRKEN SİZ NE YAPTINIZ?”

7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'de yaşanan gelişmelere değinen Özdağ, iktidarın İsrail'in Filistin, Lübnan ve Golan Tepeleri'ne yönelik politikaları karşısındaki tutumunu sorguladı.

İsrail'in bölgedeki faaliyetlerinin Türkiye açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirildiğini belirten Özdağ, iktidara şu soruları yöneltti:

“İsrail'i en büyük tehlike olarak görmüyor musunuz? En büyük tehlike olarak görüyorsunuz. O zaman İsrail Gazze'ye saldırırken, İsrail Lübnan'a saldırırken, İsrail Golan Tepeleri'ni işgal edip ve sizin iktidarınızda buraları ilhak ederken siz ne yaptınız?”

Özdağ, Türkiye'nin Filistin konusunda daha etkin bir diplomatik ve savunma politikası geliştirmesi gerektiğini savundu.

“BU ANLAŞMA HUSİLERE KARŞI YAPILMAKTADIR”

Mekke Anlaşması'nın bölgesel güvenlik iş birliğinin ötesinde küresel güç mücadelesiyle bağlantılı olduğunu öne süren Özdağ, anlaşmanın arka planında ABD'nin Orta Doğu politikalarının bulunduğunu iddia etti.

ABD'nin Çin'in yükselişini sınırlandırmaya yönelik stratejilerinin bölgedeki savunma anlaşmalarına da yansıdığını savunan Özdağ, anlaşmanın hedefinde Yemen'deki Husilerin bulunduğunu söyledi.

Özdağ, “Bu anlaşma Husilere karşı yapılmaktadır. Husiler kimdir? Husiler, İsrail'e karşıdır; Husiler, Filistin'in yanındadır, sizin olamadığınızdan çok çok fazla Filistin'in yanındadır.” dedi.

İktidarın Filistin konusunda benzer bir uluslararası savunma iş birliği oluşturmadığını savunan Özdağ, Kudüs ve Gazze üzerinden eleştirilerini sürdürdü.

“Hani savunmayı gelin Filistin'le ilgili yapalım. Hani ne oldu bu Kudüs anlaşması? Nerede o devletler, Türkiye nerede?” sözleriyle iktidarın Filistin politikasını sorguladı.

“BİZ TAŞERON MUYUZ? BİZ BAĞIMSIZ BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİYİZ!”

ABD'nin Orta Doğu'daki stratejik hedeflerini eleştiren Özdağ, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın açıklamalarına da değinerek Türkiye'nin başka ülkelerin bölgesel politikalarına göre hareket etmemesi gerektiğini ifade etti.

Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husilerle yaşadığı güvenlik sorunlarının Türkiye'nin dış politika önceliklerini belirlememesi gerektiğini savunan Özdağ, anlaşmanın ekonomik ve askerî boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özdağ, “Suudi Arabistan'ın problemi Husilerdir ve Husilere karşı Suudi Arabistan'ın petrodolarlarını kullanmak istiyorlar, hem Pakistan'a karşı hem de Türkiye'ye karşı kullanmak istiyorlar. Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz; peki, o bağımsızlığa göre hareket edelim.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde kendi millî çıkarlarını esas alması gerektiğini belirten Özdağ, dış politika kararlarının ülkenin bağımsızlığı ve uzun vadeli güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“BU 86 MİLYON BURAYI ZENGİN YAPAR”

Konuşmasında Türkiye'nin ekonomik ve demokratik yapısına da değinen Özdağ, güçlü bir dış politikanın hukuk devleti, ekonomik kalkınma ve toplumsal refahla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, eğitimde fırsat eşitliği, gelir dağılımında adalet ve kamu yönetiminde şeffaflık çağrısında bulunan Özdağ, Türkiye'nin kendi insan kaynağıyla ekonomik ve teknolojik gelişimini sağlayabilecek kapasitede olduğunu belirtti.

Özdağ, “Ne Pakistan'a ihtiyacınız kalır ne Suudi Arabistan'a ihtiyacınız kalır ne Amerika Birleşik Devletleri'ne ihtiyacınız kalır; bu 86 milyon burayı zengin yapar, bilgi toplumu ve teknoloji toplumu yapar.” dedi.

Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltmasının yolunun demokratik kurumları güçlendirmekten, bilimsel üretimi artırmaktan ve ekonomik kaynakları etkin kullanmaktan geçtiğini savundu.

“MUHALEFETLE BERABER OLMADINIZ”

İktidarın ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde tutarlı bir dış politika çizgisi izleyemediğini ileri süren Özdağ, uluslararası gelişmeler karşısında alınan kararların muhalefetle yeterince istişare edilmediğini söyledi.

Özdağ, Türkiye'nin güvenliğini ve geleceğini ilgilendiren dış politika meselelerinde iktidar ile muhalefet arasında daha güçlü bir diyalog kurulması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanının kritik dış politika kararlarında muhalefet partilerinin görüşlerini de alması gerektiğini ifade eden Özdağ, “Muhalefetle beraber olmadınız.” sözleriyle iktidarın karar alma anlayışını eleştirdi.

SİYASİ PARTİLER KANUNU VE DEMOKRASİ ELEŞTİRİSİ

Türkiye'deki siyasi sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, Siyasi Partiler Kanunu'nu ve siyasi partilerdeki lider hâkimiyetini eleştirdi.

Parti içi demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Özdağ, Türkiye'de iktidar ve muhalefetin demokratik standartların geliştirilmesi konusunda ortak bir başarı ortaya koyamadığını ifade etti.

Demokratik kurumların güçlendirilmesinin yalnızca iç politika açısından değil, Türkiye'nin uluslararası alandaki bağımsız hareket etme kapasitesi bakımından da önem taşıdığını vurguladı.

“BU ANLAŞMAYA RET OYU VERİYORUZ ÇÜNKÜ TÜRKİYE'NİN GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

TBMM Genel Kurulundaki konuşmasının sonunda Mekke Anlaşması'na yönelik itirazlarını yineleyen Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye'nin bölgesel çatışmalarda başka ülkelerin stratejik hedefleri doğrultusunda hareket etmemesi gerektiğini savundu.

Anlaşmaya karşı çıkmalarının gerekçesini Türkiye'nin geleceği ve bağımsız dış politika anlayışı olarak açıklayan Özdağ, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu anlaşmaya ret oyu veriyoruz çünkü Türkiye'nin geleceğini düşünüyoruz ve sizi millete havale ediyorum, Allah'a havale ediyorum.”