CHP Genel Merkezi’nde “Sarı Zarf” Gerginliği Gazetecilerin Tepkisini Çekti Yıldız Yazıcıoğlu Hakkındaki İtham Krize Dönüştü
CHP Genel Merkezi’nde Müslim Sarı’nın basın toplantısının ardından yaşanan “sarı zarf” tartışması, gazetecilik mesleğine yönelik ithamlar nedeniyle geniş yankı uyandırdı. Tecrübeli gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu hakkında ortaya atılan iddia basın meslek örgütleri ve çok sayıda gazetecinin tepkisine neden olurken, CHP yönetimi söz konusu kişinin parti adına danışmanlık görevi bulunmadığını açıkladı. Olayın hukuki boyutunun nasıl şekilleneceği ve kurumsal özür taleplerinin karşılık bulup bulmayacağı merakla takip ediliyor.
Ankara’daki CHP Genel Merkezi’nde 11 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen basın toplantısının ardından yaşanan bir tartışma, gazetecilik mesleği ve basın özgürlüğü ekseninde yeni bir gündem oluşturdu. Kılıçdaroğlu ekibinin sözcüsü olarak açıklamalarda bulunan Müslim Sarı’nın toplantısı sonrasında koridorda yaşanan olayda, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu hakkında ortaya atılan bir iddia kamuoyunda geniş tartışmalara neden oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK'sında Parti Sözcüsü olarak görev yapan Müslim Sarı'nın basın toplantısının ardından gazetecilerle sohbet ettiği sırada, Sarı'nın danışmanı olduğu belirtilen bir kişi, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu'nu "sarı zarf almakla" itham etti
CHP Genel Merkezi'nde… pic.twitter.com/o64UNeJLPD — Medyascope (@medyascope) June 11, 2026
BASIN TOPLANTISININ ARDINDAN GERGİNLİK YAŞANDI
İddialara göre Müslim Sarı’nın kurultay süreci, Parti Meclisi gündemi, ihraçlar ve çeşitli siyasi başlıklara ilişkin değerlendirmelerinin ardından gazeteciler koridorda sohbet etmeye devam etti. Bu sırada Hüseyin Doğan isimli kişinin, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu’na yönelik olarak “Tabii sarı zarf alıyor, böyle sorular sorar.” ifadelerini kullandığı öne sürüldü.
Söz konusu ifade, gazeteciye maddi çıkar karşılığında hareket ettiği yönünde bir itham olarak değerlendirilirken, olay yerindeki gazeteciler tarafından tepkiyle karşılandı. Gazetecilerin, “Biz birbirimizi tanıyoruz, siz kimsiniz?” ve “Delil varsa yargıya gidin, töhmet altında bırakmayın.” şeklinde karşılık verdiği aktarıldı.
YILDIZ YAZICIOĞLU: “ÇİRKİN BİR İFTİRA”
Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, kendisine yönelik suçlamayı “çirkin bir iftira” olarak nitelendirerek hukuki süreç başlatacağını açıkladı. Yazıcıoğlu’nun kurumsal düzeyde özür beklentisini de kamuoyuyla paylaştığı belirtildi.
Ankara basın camiasında uzun yıllardır görev yapan Yazıcıoğlu’na çok sayıda gazeteci sosyal medya üzerinden destek verdi. Meslektaşları, Yazıcıoğlu’nun meslek yaşamı boyunca bağımsız habercilik anlayışıyla çalıştığını ve kamu yararı doğrultusunda soru sormayı sürdürdüğünü ifade etti.
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ
Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası başta olmak üzere çeşitli basın kuruluşları, gazetecilere yönelik mesnetsiz ithamların kabul edilemeyeceğini belirten açıklamalar yaptı.
Gazeteciler, kamu adına soru sormanın gazeteciliğin temel görevi olduğunu vurgulayarak, herhangi bir gazetecinin delil ortaya konulmadan hedef gösterilmesinin basın özgürlüğü açısından sakıncalı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
CHP’DEN AÇIKLAMA GELDİ
CHP İletişim Koordinatörü Ali Haydar Fırat, kamuoyuna yansıyan olayın ardından yaptığı açıklamada, adı geçen kişinin parti bünyesinde herhangi bir danışmanlık görevi bulunmadığını belirtti. Fırat, yaşanan gelişmeden duyulan rahatsızlığı ifade ederek gerekli adımların atılacağını kaydetti.
Olayın ardından bazı basın gruplarında yöneticilik yaptığı ileri sürülen kişinin gazetecilerin bulunduğu iletişim kanallarında çeşitli tasarruflarda bulunduğu yönündeki iddialar da kamuoyuna yansıdı.
CUMHA’DAN GAZETECİLİK MESLEĞİNE DESTEK VURGUSU
Türkiye’nin tarafsız haber ajansı CUMHA Cumhur Haber Ajansı, gazetecilere yönelik herhangi bir ithamın ancak somut delillerle ve hukuk çerçevesinde değerlendirilebileceğini, aksi durumda meslek mensuplarının zan altında bırakılmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.
CUMHA Genel Müdürü Can Uzunkök, “Yıldız Yazıcıoğlu Ankara gazeteciliğinin uzun yıllardır sahada görev yapan önemli duayen isimlerinden biridir. Gazeteciliğin özü soru sormaktır. Bir gazeteci gerektiğinde en zor soruları da sorar. Bu mesleğin kamu adına yürütülen denetim görevidir. Gazeteciler, siyasi aktörlerin hoşuna giden soruları sormakla değil, kamuoyunun merak ettiği soruları yöneltmekle yükümlüdür.” ifadelerini kullandı.
Uzunkök, “Gazetecilik satın alınabilecek bir meslek değildir. Gerçek gazeteciler, güç odaklarından bağımsız şekilde kamu adına görev yapar. Basın mensuplarına yönelik ithamların delilsiz şekilde dile getirilmesi hem mesleğe hem de kamuoyunun haber alma hakkına zarar verir. CUMHA olarak her zaman gazetecilerin yanında durmaya ve basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz.” dedi.
“GAZETECİLER AYNI GÖRÜŞTE OLMAK ZORUNDA DEĞİL, MESLEĞİN İTİBARI İÇİN OMUZ OMUZA DURMALIDIR”
Can Uzunkök, gazetecilik mesleğinin farklı düşüncelere ve yayın politikalarına sahip isimleri bir araya getiren ortak bir kamu görevi olduğuna dikkat çekerek, “Gazeteciler aynı görüşü paylaşmak zorunda değildir. Farklı siyasi değerlendirmelere, farklı yayın çizgilerine ve farklı dünya görüşlerine sahip olabilirler. Ancak bir gazetecinin mesleki itibarı hedef alındığında, tüm gazetecilerin ortak bir dayanışma göstermesi gerekir. Çünkü burada mesele kişilerden önce gazetecilik mesleğinin kendisidir. Bugün gazeteciler tarafından ortaya konulan güçlü dayanışma, mesleğe yönelik mesnetsiz ithamların karşısında ortak bir duruş sergilendiğini göstermiştir. Bu tablo, gazetecileri hedef almanın ya da delilsiz suçlamalarla yıpratmaya çalışmanın kabul görmeyeceğini de ortaya koymuştur. Basın camiasının verdiği bu birlik mesajının önemli bir farkındalık oluşturduğuna inanıyor, benzer olayların bir daha yaşanmamasını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP’de kurultay ve yönetim tartışmalarının sürdüğü bir dönemde yaşanan olayın, siyasi gündemin yanı sıra basın özgürlüğü ve gazetecilik etiği tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdığı değerlendiriliyor.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI