CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı: “Yatırım fonu krizi olmaktan çıkıp hızla bir yolsuzluğa doğru dönüşüyor”

CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, 24 Eylül 2026’da CHP Genel Merkezi’nde MYK toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında fon piyasasında yaşanan gelişmeler, Irak’la yürütülen temaslar, “Terörsüz Türkiye” süreci, Adalar Belediyesi başkan vekili seçimi ve parti içindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarı, 131 fon ve 7 portföy yönetim şirketini kapsadığını belirttiği süreç için CHP bünyesinde özel bir çalışma heyeti oluşturulduğunu açıklarken, kamu kurumlarının sorumluluğunun araştırılacağını ve suç duyurularının gündeme geleceğini söyledi.

Eylül 24, 2026 - 17:43
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı: “Yatırım fonu krizi olmaktan çıkıp hızla bir yolsuzluğa doğru dönüşüyor”


ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi Parti Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarının karşısına çıktı. Sarı’nın açıklamalarının ağırlıklı gündemini yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler oluştururken, “Terörsüz Türkiye” süreci, Irak’la yürütülen temaslar, Adalar Belediyesi başkan vekili seçimi ve CHP içindeki gelişmeler de ele alındı.

Sarı, konuşmasının başında Şanlıurfa’da meydana gelen depreme değinerek can kaybı yaşanmamasının sevindirici olduğunu belirtti. Depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Sarı, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı alınan önlemlerin ve eksikliklerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“YATIRIM FONU KRİZİ OLMAKTAN ÇIKIP YOLSUZLUĞA DOĞRU DÖNÜŞÜYOR”

MYK toplantısında en fazla üzerinde durulan konunun fon piyasasında yaşanan gelişmeler olduğunu açıklayan Sarı, CHP bünyesinde konunun uzmanlarından oluşan bir heyet kurulduğunu ve heyetin MYK’ya kapsamlı bir sunum yaptığını söyledi.

Sarı, “Bu mesele aslında bir yatırım fonu krizi olmaktan çıkıp hızla bir yolsuzluğa doğru dönüşüyor. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili bizim tespit ettiğimiz, bu sürecin içinde payı olan, ihmali olan, görmezden gelen bütün kurumları ifşa edeceğiz. Burada suç duyurularımız da olacak.” ifadelerini kullandı.

Sürecin 131 fon, 7 portföy yönetim şirketi ve yaklaşık 455 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendirdiğini belirten Sarı, dolaylı etkilerin ise çok daha geniş bir kesime ulaştığını savundu.

Sarı, Sermaye Piyasası Kurulu, Merkez Bankası, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul, aracı kurumlar ve diğer finansal kuruluşların süreçteki rollerinin incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

TERA PORTFÖY ÖRNEĞİNİ ANLATTI

Tera Portföy Birinci Serbest Fon üzerinden örnek veren Sarı, kapalı nitelikte oluşturulan bir fonda bazı şirketlerin hisse senetlerinin olağanüstü oranlarda değerlendiğini, ardından fonun 7 Temmuz 2025 tarihinden itibaren TEFAS üzerinden işlem görmeye başladığını söyledi.

Sarı, söz konusu işlemlerde gerekli izinlerin bulunmadığını öne sürerek Sermaye Piyasası Kurulunun müdahalesinin geciktiğini savundu.

Sarı, “Sermaye Piyasası Kurulu bunu görmemiş mi? Yoksa görmüş ama göz mü yummuş? Sonra iş açığa çıkınca Sermaye Piyasası Kurulu 11 Haziran 2026 tarihinde bu fona 4 milyon 435 bin lira ceza yazmış.” dedi.

Yaşananları “kurumsal çürüme” olarak nitelendiren Sarı, “Bu bir skandal. Bu skandal olmaktan öte bir yolsuzluk süreci. İnanılmaz boyutları olan ve önümüzdeki günlerde çok farklı boyutlarıyla ortaya çıkacak bir süreç.” ifadelerini kullandı.

“KÜLFET 827 MİLYAR LİRAYLA SINIRLI DEĞİL”

Fonların kapatıldığı tarihte toplam piyasa değerinin yaklaşık 827 milyar lira olduğunu belirten Sarı, ekonomik etkinin bununla sınırlı olmadığını savundu. Fonların portföylerindeki hisse senetlerinin değer kaybetmesinin piyasada likidite sorununa ve diğer hisselere yayılan satış baskısına neden olduğunu ileri sürdü.

Sarı, “Bunun külfeti bu fonların kapatıldığı günkü piyasa değeri olan 827 milyar lira değil. Bunun külfeti bundan çok daha fazla. Çünkü bunun ikincil etkileri var.” diye konuştu.

Borsadaki değer kayıplarının şirketlerin piyasa değerleri üzerinde önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Sarı, Türkiye Varlık Fonu üzerinden yaklaşık 50 milyar liralık alım yapıldığını da ileri sürdü.

Sarı ayrıca piyasadan çıkan yatırımcıların dövize yönelmesi halinde Merkez Bankası rezervleri ve faiz politikası üzerinde yeni baskılar oluşabileceğini savundu.

“FONLAR HANGİ DEĞERDEN TASFİYE EDİLECEK”

Fonların tasfiye yönteminin açıklığa kavuşturulmasını isteyen Sarı, yatırımcıların zararlarının hangi yöntemle karşılanacağının önemli bir soru olduğunu söyledi.

Sarı, “Bir başka sorum, bu fonlar nasıl tasfiye edilir? Hangi değerden tasfiye edilir? Bu fona yatırım yapmış olan insanların oluşan mağduriyetleri nasıl giderilir?” ifadelerini kullandı.

Fon portföylerindeki varlıkların değer kaybetmeye devam ettiğini savunan Sarı, tasfiye sonucunda oluşabilecek mali açığın ilerleyen dönemde kamu kaynağı kullanılması talebiyle TBMM gündemine getirilebileceğini ileri sürdü.

Sarı, “Gelip parlamentoya bir yasal düzenlemeyle burayı kapatmak için kamu kaynağı talep edilecektir. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu kabul etmemiz asla söz konusu değildir.” dedi.

MEHMET ŞİMŞEK’E SORULAR YÖNELTTİ

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in piyasadaki manipülasyon iddialarından haberdar olduğunu öne süren Sarı, kamu kurumlarının neden daha erken müdahale etmediğinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Sarı, Şimşek’e hitaben, “Bunun farkında olduğunuz halde ve bunu bildiğiniz halde neden bu konuya müdahale etmediniz? Ya da bu konuya müdahale etmek istediniz de yapamadınız mı? Sizi ne ya da kimler engelledi?” sorularını yöneltti.

CHP’nin konuyu takip etmek üzere bir heyet oluşturduğunu yineleyen Sarı, çalışmanın devam edeceğini ve yeni tespitlerin kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ KALICILAŞTIRILMALI”

MYK’da ele alınan diğer başlıklardan birinin “Terörsüz Türkiye” süreci olduğunu belirten Sarı, Irak’la yürütülen temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sarı, Irak’ta Sincar bölgesindeki silahlı yapıların tasfiyesi ve devlet otoritesinin güçlendirilmesine yönelik adımları olumlu değerlendirdiklerini söyledi.

Sarı, “Terörsüz Türkiye’nin sadece Türkiye sınırları içinde değil, Suriye’de, Irak’ta ve bütün çevre ülkelerde olumlu sonuçlar vermeye başladığını görüyoruz. Bu süreci önemsiyoruz.” dedi.

Sürecin yalnızca güvenlik ekseninde ele alınmaması gerektiğini ifade eden Sarı, “Bu meselenin kalıcı bir biçimde çözüme kavuşabilmesi için sadece devletin bekası ve güvenlik ekseninde görülmesinden öte; kültürel boyutuyla, ekonomik boyutuyla, kalkınma boyutuyla ele alınması ve bütünleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

ADALAR BELEDİYESİ SEÇİMİNİ ANLATTI

Parti içi gündemin önemli başlıklarından birinin Adalar Belediyesi başkan vekili seçimi olduğunu açıklayan Sarı, seçim öncesinde CHP’nin belediyenin yönetimini korumak amacıyla yürüttüğü çalışmalara ilişkin ayrıntılar paylaştı.

Sarı, ilk oylamaya katılmamalarının tutuklu, istifa eden ve yedek belediye meclis üyelerinin durumuyla bağlantılı olduğunu belirterek, seçim tarihinin pazartesiden çarşambaya taşınması sürecinde Yeni Parti yöneticileriyle temas halinde olduklarını söyledi.

CHP’li üç belediye meclis üyesinin AK Parti adayına oy verdiğini belirten Sarı, bu isimlerin disipline sevk edildiğini açıkladı.

Sarı, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Adalar Belediyesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalması için azami özeni ve azami çabayı gösterdik.” dedi.

Süreci yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı sıfatıyla kendisinin yürüttüğünü söyleyen Sarı, Yeni Parti’deki mevkidaşı Yaşar Tüzün ile sürekli iletişim kurduklarını belirtti.

Sarı, “Bu süreci tek başıma ben değil, Yeni Parti’deki mevkidaşım Yaşar Tüzün ile sürekli iletişimde kalarak, kararları ortak alarak, birlikte hareket ederek organize ettik, koordine ettik. Başarısız olduk. Ama bu işbirliği, bu birlikte hareket etme bilinci bizim açımızdan son derece önemlidir.” diye konuştu.

ÖZGÜR ÖZEL’İN AÇIKLAMALARINA YANIT

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP ile işbirliği yapılmadığı yönündeki açıklamalarına da yanıt veren Sarı, Adalar’daki süreçte iki siyasi yapı arasında koordinasyon bulunduğunu savundu.

Sarı, üye kayıt belgesi ve Adalar İlçe Seçim Kuruluna gönderilen yazıyı basın mensuplarına göstererek kararların Yaşar Tüzün ile yürütülen görüşmeler sonucunda alındığını öne sürdü.

Sarı, “Seçim tarihinin pazartesi değil de çarşamba günü yapılmasına biz birlikte karar verdik.” dedi.

Özel’in açıklamalarına tepki gösteren Sarı, “Özgür Özel ya yalan söylüyor ki ben yalan söylediğine inanmak istemiyorum ya da kendi genel başkan yardımcısının ne yaptığından haberi yok. O zaman da ortada büyük bir zafiyet var demektir.” ifadelerini kullandı.

Sarı, iki yapı arasındaki koordinasyonun gelecekte de gerekli olabileceğini belirterek, “Bu birlikte hareket etme duygusu önemlidir, değerlidir. Buna ihtiyaç duyacağız. Kimse bu zemine zarar vermesin.” diye konuştu.

BELEDİYE BAŞKANLARININ AYRILMASI İÇİN ÖZELEŞTİRİ ÇAĞRISI

Partiden ayrılan belediye başkanlarına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Sarı, yaşananların yalnızca siyasi aidiyet, soruşturmalar veya baskı iddialarıyla açıklanamayacağını söyledi.

Aday belirleme süreçlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sarı, “Bir özeleştiri yapmalıyız. Bu belediye başkanlarımızı kim seçti? Bunlara kim referans oldu? Hangi yöntemlerle seçildi?” ifadelerini kullandı.

Sarı, belediye başkanlarının adaylaştırılmasında sorumluluğu bulunan yöneticilerin siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunarak, “Eğer bunların hepsini tek tek biz seçtik diyorsanız, o zaman bunun sorumluluğunu da alın. Çıkın bir özeleştiri yapın.” dedi.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI MYK GÜNDEMİNE GELMEDİ

İstanbul İl Başkanlığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Sarı, konunun söz konusu MYK toplantısında görüşülmediğini açıkladı.

Sarı, daha önce genel başkana bu konuda yetki verildiğini belirterek, “MYK’da tartışmak isterse, konuyu MYK’nın gündemine getirmek isterse getirilir. Getirmedi ve MYK’da bu konu gündeme gelmemiş oldu.” ifadelerini kullandı.

İzmir ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının siyasi geleceklerine ilişkin soruya ise değerlendirme yapmak istemediğini söyleyen Sarı, “Belediye başkanları bağımsız olarak devam edebilir. Başka siyasal yolculuklara da çıkabilir. Bu konu onları ilgilendirir. Onların vereceği bir karardır.” yanıtını verdi.

MYK’da ayrıca milletvekillerinin çalışma programı, parti örgütlerinin saha faaliyetleri ve yerel yönetimlere ilişkin çalışmaların değerlendirildiğini açıklayan Sarı, farklı başlıklarda 78 sunum hazırlandığını ve milletvekillerinin parti politikalarına ilişkin değerlendirmelerinin alınacağını kaydetti.