İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Ortada terörist başının siyasetin merkezine taşındığı onursuz bir pazarlık var”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, ekonomi yönetimini ve “Terörsüz Türkiye” sürecini eleştirdi. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yeni bir yere taşındığı yönündeki açıklamalara tepki gösteren Dervişoğlu, “Ortada terörsüz bir Türkiye yok, terörist başının siyasetin merkezine adım adım taşındığı onursuz bir pazarlık var.” dedi. Erdoğan'ın kendi oluşturduğu bürokratik yapının etkisi altında kaldığını savunan Dervişoğlu, “Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Bu saatten sonra kral tutsak diyorum.” ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, fon mağduriyetleri, kamu kurumlarının denetim sorumluluğu, 2027 bütçesi ve demokratik yönetim tartışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenen partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomide yaşanan gelişmelerden sermaye piyasalarındaki fon mağduriyetlerine, İmralı sürecinden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne kadar birçok konuda iktidarı eleştiren Dervişoğlu, Türkiye'nin temel sorununun yönetim sistemi olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi oluşturduğu bürokratik yapının etkisi altında kaldığını öne süren Dervişoğlu, “Türkiye'yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor.” dedi.
“Dün Nerede Durduysak Bugün de Aynı Yerdeyiz”
İYİ Parti'nin kuruluş ilkelerine değinen Dervişoğlu, parti içi demokrasi ile ülke demokrasisinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
Dervişoğlu, “Biz bu yola, parti içinde demokrasi olmadan Türkiye'de demokrasi olmayacağına inanarak çıktık. Toplumu ikiye ayırıp yüzde 50 artı birin oyunu her şeyi yapmanın ruhsatı sayan anlayışa karşı durduk.” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin yönetim sisteminin değişmesi gerektiğini savunduklarını hatırlatan Dervişoğlu, “Milletimizin özgürlüğünü, refahını ve mutluluğunu bir kişinin ikbaline bağlayan bu sistemin değişmesi gerektiğini söyledik. Terörle müzakereye, teröristle mübadeleye karşı çıktık.” diye konuştu.
Siyasete duyulan güvenin azaldığını belirten Dervişoğlu, partisinin tutumunda değişiklik olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Dün nerede durduysak bugün de aynı yerdeyiz. Türkiye ve Türk milleti söz konusu olunca ne bir adım geri durur ne de yolumuzdan şaşarız. Bütünleyen, kucaklayan olmaya devam edeceğiz.”
“Fon Vurgunu Bir Kazanın Değil, Bir Çöküşün Adıdır”
Konuşmasının ekonomi bölümünde sermaye piyasalarında yaşanan fon mağduriyetlerini gündeme getiren Dervişoğlu, emekli bir öğretmenle yaptığı görüşmeyi anlattı.
Öğretmenin emeklilik ikramiyesini devlet denetimine güvenerek bir fona yatırdığını aktaran Dervişoğlu, kendisine yöneltilen “Devlet beni kimlerin eline bıraktı?” sorusunun milyonlarca vatandaşın endişesini yansıttığını söyledi.
Dervişoğlu, “O öğretmene Gazi Meclis'in kürsüsünden cevap veriyorum: Seni de milyonlarca vatandaşımızı da kimseye bırakmayacağız. Haklarınızı son kuruşuna kadar soracağız.” dedi.
Yaşananların yalnızca piyasa hareketleriyle açıklanamayacağını savunan Dervişoğlu, iktidarın denetim sorumluluğunu yerine getirmediğini ileri sürdü.
“Bize hâlâ bazı uygulamalarda hata edenler olacaktır diyorlar. Hata mı? Hata bir kere olur. Yıllarca göz göre göre büyüyen şeyin adı hata değil, düzendir. Ve o düzenin mimarı da bekçisi de 25 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iktidarıdır.” ifadelerini kullandı.
Borsada iki ayda 173 milyar dolarlık değer kaybı yaşandığını öne süren Dervişoğlu, bu gelişmelerin fabrikaları, işletmeleri, sigorta şirketlerini ve emeklilik fonlarını etkilediğini belirtti.
“SPK Neredeydi, MASAK Neredeydi?”
Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Takasbank'ın sorumluluklarını sorgulayan Dervişoğlu, geçmişte yaptığı uyarıların dikkate alınmadığını savundu.
22 Ekim 2025'te kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen manipülasyonların araştırılması gerektiğini söylediğini hatırlatan Dervişoğlu, 12 Kasım 2025'te de Hazine ve Maliye Bakanı ile SPK Başkanı'nı uyardığını belirtti.
Dervişoğlu, “Bu suskunluk, suça verilmiş açık bir izindir, dedim. Kulaklarını tıkadılar. SPK tehlikeyi görmezden geldi. Borsa İstanbul gözetim görevini yapmadı. BDDK sistemdeki riski seyretti. Takasbank koruma kalkanı indirdi.” diye konuştu.
Denetim süreçlerine ilişkin belgelerin açıklanmasını isteyen Dervişoğlu, şu soruları yöneltti:
“Fon fiyatları balon gibi şişerken SPK neredeydi? Offshore hesaplardan para yabancı yatırımcı kılığında ülkeye girerken MASAK neredeydi? Meclis'te araştırma komisyonu istediğimizde hayır diye kalkan o eller kimi koruyordu? Gecikmiş gözaltılar için neyi beklediniz? Listelerden isim mi ayıklıyordunuz?”
Kamu kurumlarının hazırladığı denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen Dervişoğlu, “Hangi tarihte hangi risk tespit edildi? Rapor kimin önüne kondu? Hangi işlem yapıldı, yapılmadıysa kim engelledi? Her belgenin tarihini, her kararın imzasını bu millet görecek.” dedi.
“Cumhurbaşkanının Verdiği Söz Yerine Getirilmedi”
Fon mağdurlarına yapılacağı açıklanan ödemelere de değinen Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekim ayında 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanacağını söylediğini hatırlattı.
Ödemelerin açıklanan tutarların altında kaldığını ileri süren Dervişoğlu, “Ekim bitti. Verilen nedir? En fazla 250 bin lira, ortalama 124 bin lira. Devletin zirvesinden verilen söz, üç kuruşluk ödemelerle kuşa çevrildi.” ifadelerini kullandı.
Mağdurların haklarının korunması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Bu para bir lütuf değildir; sizin göz yummanızla gasp edilen haktır. Bu hakkı teslim etmek de iktidarın namus borcudur.” dedi.
“Bu İktidar Artık Ekonominin Enkazını Yönetiyor”
Türkiye'deki üretim ve istihdam koşullarını da değerlendiren Dervişoğlu, işletmelerin finansman sıkıntısı yaşadığını savundu.
İstanbul Ticaret Odası üyelerinin bir bölümünün aidatlarını ödeyemediği veya faaliyetlerini durdurduğu için kayıtlarının askıya alındığını belirten Dervişoğlu, “Oda aidatını ödeyemeyen esnaftan istihdamı nasıl sürdürmesini bekliyorsunuz?” diye sordu.
Zeytin üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Dervişoğlu, görüştüğü bir üreticinin sözlerini şöyle aktardı:
“Zeytin o kadar ucuzladı ki artık dalından toplamaya bile değmeyecek hâle geldi. Tek tesellimiz, zeytinyağı fiyatlarındaki düşüş sonrası sahtesi bile aslından pahalıya mal olacağı için sahtekârlar üretmeye tenezzül etmez.”
Türkiye'nin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumuna ilişkin de uyarılarda bulunan Dervişoğlu, TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'in “Made in Europe” düzenlemelerine ilişkin değerlendirmelerini gündeme getirdi.
Dervişoğlu, Türkiye'nin bu düzenlemelerin dışında kalması durumunda otomotiv, çelik, alüminyum ve batarya sektörlerinde pazar kaybı yaşanabileceğini belirterek ekonomi ve dış politika yönetiminin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Gençlerin yurt dışına yönelmesini de eleştiren Dervişoğlu, “O gençler bu ülkeyi sevmedikleri için gitmiyor. Bu ülkede emeğin, liyakatin, dürüstlüğün karşılık bulmadığını gördükleri için gidiyor.” ifadelerini kullandı.
“2027 Bütçesi Çöküş Bütçesidir”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, bütçenin toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savundu.
İYİ Partili milletvekillerinin komisyondaki çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Dervişoğlu, “Komisyonda görüşülen 2027 bütçesindeki rakamlar çürümenin rakamları, Meclise getirilen bütçe çöküş bütçesidir.” dedi.
Dervişoğlu, “Bu bütçe millete sefalet, bir avuç rantiyeye servet vaat ediyor. Fon mağdurunun parasını bulamayan, esnafın kredisini çeviremeyen, emeklinin maaşını açlık sınırının altında bırakan bir iktidar, milletin bütçesini yapacak itibara sahip değildir.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kuracağız dediniz, yağma düzeni kurdunuz. Üretenin sırtına basılarak kurulan bu yağma düzeni, ilk sandıkta bu millet tarafından tarihe gömülecektir.” diye konuştu.
“İmralı'daki Yeni Yeri Adalet Bakanlığından Öğrenmedik”
Konuşmasının önemli bir bölümünü “Terörsüz Türkiye” sürecine ayıran Dervişoğlu, Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere taşındığı yönündeki açıklamalara tepki gösterdi.
Bu bilginin Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmadığını belirten Dervişoğlu, “Geçtiğimiz günlerde İmralı'daki terörist başının adada kendisi için yapılan yeni yerine taşındığını öğrendik. Bu haberi milletimize Adalet Bakanlığı vermedi. İmralı ulaklarından öğrendik.” dedi.
Ceza infaz uygulamalarının kanunlara uygun yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlünün cezasını nasıl çekeceğini idare değil, kanun belirler. Kanunda dayanağı olmayan bir uygulamayı fiilen yaşama geçiren her kim olursa olsun bunun bedelini er veya geç ama mutlaka öder.”
Sürecin kamuoyundan gizlendiğini ileri süren Dervişoğlu, komisyon toplantıları ve heyet görüşmelerine ilişkin şeffaflık çağrısında bulundu.
“Bu süreç başından beri milletten saklanarak yürütülüyor. Komisyon kapalı kapılar ardında toplanıyor, kararlar heyetlerin ağzından sızıyor, millete ise yalnızca olup biteni görüp kahretmek kalıyor.” ifadelerini kullandı.
“Ortada Terörsüz Bir Türkiye Yok, Onursuz Bir Pazarlık Var”
İmralı sürecindeki gelişmeleri sıralayan Dervişoğlu, “Önce umut hakkı dediler. Sonra Meclis'e gelsin, konuşsun dediler. Sonra statü dediler. Şimdi yeni yer diyorlar.” sözleriyle iktidarı eleştirdi.
Sürecin her aşamasında yeni düzenlemelerin gündeme geldiğini savunan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Her adımda bir kapı açılıyor, her kapıda millete bir şey değişmedi deniyor. Adına Terörsüz Türkiye dediler ama ortada terörsüz bir Türkiye yok, terörist başının siyasetin merkezine adım adım taşındığı onursuz bir pazarlık var!”
İYİ Parti'nin terörle mücadele konusundaki yaklaşımının değişmediğini belirten Dervişoğlu, “Biz Terörsüz Türkiye'nin ne olduğunu şehitlerimizden, gazilerimizden biliyoruz.” dedi.
Şehitlerin Fotoğraflarını Göstererek Tepki Gösterdi
Grup toplantısında şehit öğretmenler Neşe Alten ve Aybüke Yalçın'ın kabirlerinin fotoğraflarını gösteren Dervişoğlu, Öcalan'ın İmralı'daki koşullarına ilişkin iddiaları sert sözlerle eleştirdi.
Dervişoğlu, “Şehit öğretmen Neşe Alten ve babası hâlâ bu soğuk mezar taşının altında. Şehit öğretmen Aybüke Yalçın hâlâ bu karanfillerin altında. Şehit babası evladını özledikçe hâlâ bu taşa sarılıyor.” dedi.
Şehit ailelerinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onların yeri aynı ama katilini müstakil bahçeli eve aldınız, öyle mi? Yer utanıyor, gök utanıyor, millet utanıyor ama siz zerre utanmıyorsunuz. Yazıklar olsun!”
Dervişoğlu, iktidara yönelik eleştirisini “Şunu bilin ki az kaldı. Bu millet sizi sandığa; o cani teröristi de İmralı'ya gömecek.” sözleriyle sürdürdü.
“Türkiye'nin Asıl Krizi Yönetim Krizidir”
Ekonomi, adalet, spor ve toplumsal yaşamda ortaya çıkan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını savunan Dervişoğlu, bütün bu gelişmelerin mevcut yönetim anlayışıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Dervişoğlu, “Türkiye'nin bugün hayatın farklı alanlarında yaşadığı birbirinden bağımsız krizleri yoktur. Ekonomik kriz ile sosyal çürüme, sporda yaşanan kriz ile fon krizi, beyin göçü ile adaletsizlik duygusu aynı krizin görünümleridir.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştiren Dervişoğlu, “Türkiye'nin asıl krizi, tek adam keyfiliğine dayanan yönetim krizidir. Ekonomiyi, akademiyi, yargıyı, sporu, ahlakı ve hayatın daha nice alanını felç etmektedir.” dedi.
İYİ Parti'nin 2017 anayasa referandumuna yönelik itirazlar doğrultusunda kurulduğunu hatırlatan Dervişoğlu, partisinin temel hedefinin demokratik ve hukuk temelli bir yönetim sistemi olduğunu belirtti.
“Tek ve nihai amacımız gayet açıktır. İstibdada tevessül eden, ahlak yoksunlarının ve kifayetsiz muhterislerin ikbal kapısı olan bu tek adam rejimini sona erdirmektir.” diye konuştu.
“Erdoğan Kendi Yarattığı Bürokratik Çeteye Teslim Oldu”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi dönemlerini “çıraklık”, “kalfalık” ve “ustalık” ifadeleri üzerinden değerlendiren Dervişoğlu, bürokrasinin siyasi karar alma süreçlerinde belirleyici hâle geldiğini öne sürdü.
Dervişoğlu, “Çıraklık dediği ilk döneminde güya bürokratik oligarşiye karşı mücadele etti. Kalfalık dediği dönemde kendi bürokratik oligarşisini yarattı. Ustalık dediği bu dönemdeyse kendi yarattığı bürokratik çeteye teslim oldu.” dedi.
Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi gücüne ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye'yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Bu saatten sonra diyorum ki kral tutsak! Kral tutsak! Kral tutsaktır diyorum.”
Demokratik rekabetin zayıflatıldığını savunan Dervişoğlu, muhalefet, medya, iş dünyası ve sivil toplum üzerinde baskı oluşturulduğunu ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Muhalefetin muhtemel cumhurbaşkanı adayları ya tutuklanmakta ya da sindirilmekte, özgür medya ve iş dünyası üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir baskı kurulmakta, sivil toplum susturulmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Milletin İradesinin Yerine Bürokratik Vesayet Konuluyor”
Kamu görevlilerinin sorumluluğunun siyasi kişilere değil hukuka karşı olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, mevcut yönetim anlayışının bürokratik vesayet oluşturduğunu savundu.
Dervişoğlu, “Demokrasilerde siyasetçi yetkisini milletten alır, hesabını millete verir. Kamu görevlisi de kendisini atayanın şahsına değil, hukuka ve kamuya karşı sorumludur.” dedi.
Bürokrasinin seçim süreçleri üzerindeki etkisini sorgulayan Dervişoğlu, şu soruyu yöneltti:
“Eğer Erdoğan'a seçimi kaybettirecek bütün aktörleri bürokrasisi teker teker temizliyor ve Erdoğan'ın yolunu açıyorsa, Erdoğan'ı yeniden cumhurbaşkanı olarak halk mı seçmiş olacak, yoksa bürokrasi mi?”
Dervişoğlu, “Kamu yetkisini iktidarın devamı için kullanan, bunun karşılığında da kamuya hesap vermekten kurtulan yapıdır zaten bürokratik oligarşi dediğimiz şey.” ifadelerini kullandı.
“İktidar İçinde Bir İktidar, Devlet İçinde Bir Devlet Var”
Devlet yönetimindeki yetki ve sorumluluk ilişkilerini eleştiren Dervişoğlu, siyasi iktidarın kendi içinde farklı güç odakları oluşturduğunu öne sürdü.
“Bugün siyaset içinde bir siyaset vardır, yönetim içinde bir yönetim vardır. İktidar içinde bir iktidar, devlet içinde bir devlet vardır.” diyen Dervişoğlu, bunun sürdürülebilir olmadığını savundu.
Dervişoğlu, “Vesayete karşı gelip daha beter bir vesayet, yıkımın üstüne gelip daha beter bir yıkım, krizden sonra gelip daha beter bir kriz, ayrımcılığın üzerine gelip daha beter bir ayrımcılık bıraktılar.” dedi.
İktidarın kendi içindeki sorunların ülkenin yönetimini de etkilediğini ileri süren Dervişoğlu, “İktidar kendi kendini yiyor. Kendi partilisini, kendi bürokratını, kendi seçmenini ve nihayetinde Türkiye'yi tüketiyor.” ifadelerini kullandı.
“Bu Soygunun Neresinde Kim Varsa Ortaya Çıkarılmalıdır”
Fon mağduriyetleri ve kamu kaynaklarına ilişkin iddiaların TBMM tarafından araştırılması gerektiğini belirten Dervişoğlu, siyasi ve bürokratik sorumluların belirlenmesini istedi.
“50-60 vekil, valiler, hâkimler, yüksek bürokratlar bu işin içinde deniyor. Listeler elinizde ise milletten niye saklıyorsunuz? Kimdir bunlar? Suçtan muaf, cezadan münezzeh olanlar mı?” diye soran Dervişoğlu, iddiaların açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu.
Dervişoğlu, “Siyasetin, bürokrasinin, atanmışın, seçilmişin içinde bu soygunun neresinde kim varsa ortaya çıkarılmalıdır. Bunun adresi de harp yönetmiş, sulh kararı vermiş, bir devlet kurmuş bu Gazi Meclis'tir.” dedi.
1950 yılında iktidarın seçim yoluyla el değiştirmesini hatırlatan Dervişoğlu, kamu görevlilerine ve iktidar milletvekillerine sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısı yaptı.
“Yarın tarih bu günleri yazarken yalnızca soyanların değil, susanların adını da yazacaktır.” ifadelerini kullandı.
“İYİ Parti Olduğu İçin Bu Süreçler Sorgulanıyor”
Partisinin Türkiye siyasetindeki rolüne değinen Dervişoğlu, İYİ Parti'nin kuruluşundan itibaren iktidarın politikalarına karşı demokratik mücadele yürüttüğünü söyledi.
Dervişoğlu, “İYİ Parti kurulduğu için artık parlamentoda iktidar partisi çoğunluğu kazanamamaktadır. İYİ Parti kurulduğu için iktidar kendisini sersemleten 2019 seçim yumruklarını yemiştir.” ifadelerini kullandı.
İmralı süreci ve fon mağduriyetlerine yönelik eleştirilerinin süreceğini belirten Dervişoğlu, “Benim genel başkanı olduğum İYİ Parti budur. Bu milletin oylarıyla taltif edip Meclise soktuğu İYİ Parti budur. Bundan sonra da böyle olacaktır.” dedi.
Siyasi çizgilerinin değişmeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, “Dünya döner, biz dönmeyiz yolumuzdan.” ifadesini kullandı.
“Ne Töremizden Ne Türklüğümüzden Ne de İnsanlığımızdan Vazgeçeceğiz”
Konuşmasında Orhun Yazıtları'na da atıfta bulunan Dervişoğlu, devletin temel niteliklerinin ve millet iradesinin korunması gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu, “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe Türk milletinin ilini ve töresini kimse bozamaz.” sözlerini hatırlattı.
Siyasi mücadelelerinin temelinde hukuk, demokrasi ve millî egemenlik ilkelerinin bulunduğunu belirten Dervişoğlu, “Ne töremizden ne Türklüğümüzden ne de insanlığımızdan vazgeçeceğiz.” dedi.
Dervişoğlu, “O emekli öğretmenin hakkını soracak olan biziz. Şehit anasının evladının kanını pazarlığa düşürtmeyecek olan biziz.” ifadelerini kullandı.
“7 Kasım'da Trabzon'da Olacağım”
Konuşmasının son bölümünde partisinin programına ilişkin bilgi veren Dervişoğlu, 7 Kasım Cumartesi günü Trabzon'da düzenlenecek mitinge katılacağını açıkladı.
Dervişoğlu, “Hafta sonu 7 Kasım Cumartesi günü Trabzon'da olacağım. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve ihanete bayrak açacağız. Tüm vatandaşlarımızı mitingimize davet ediyorum.” dedi.
“COP31'de İklim Politikalarımızı Açıklayacağız”
Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, İYİ Parti'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını kamuoyuna sunacağını bildirdi.
Dervişoğlu, “COP31 Zirvesi başladığında İYİ Parti iktidarında ülkemizin iklim değişikliğine nasıl hazırlanacağını manifestomuzla kamuoyuna ilan edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti'nin ekonomi, çevre, hukuk ve kamu yönetimi başta olmak üzere Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmeye hazır olduğunu savunan Dervişoğlu, siyasi mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.
“Ben dünya makamları için hiç kimseyle pazarlık yapmadım, yapmam. Ben memleket hayrına olduğunu düşündüğüm bir konuyu birileri rahatsız olur korkusuyla konuşmaktan vazgeçmedim, vazgeçmem.” diyen Dervişoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“İsteyen yapay gündemlerle kendine yol açmakla meşgul olabilir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Bu mücadeleyi, ta ki bu ülkenin hakiki kurtuluş güneşi bu büyük milleti ısıtana kadar, son nefese, son nefere kadar da sürdüreceğiz.”