Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Dünya yeniden kurulurken Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Sivas il teşkilatınca düzenlenen “Türkiye’nin Meseleleri ve Çözüm Yolları” programında dünya siyaseti, Gazze, ekonomi ve adalet başlıklarını değerlendirdi. Arıkan, Saadet Partisi’nin Türkiye Kalkınma Planı kapsamında 41 proje hazırladığını belirterek ekonomi ve kamu yönetimine ilişkin önerilerini açıkladı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, 17 Ağustos 2026’da Sivas’ta partisinin il teşkilatı tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Meseleleri ve Çözüm Yolları” programında konuştu. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarını küresel gelişmelerle birlikte değerlendiren Arıkan, Gazze başta olmak üzere çatışma bölgelerine, uluslararası sisteme, Türkiye ekonomisine, adalet tartışmalarına ve partisinin kalkınma projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Türkiye’nin meselelerini anlamak için dünyayı doğru okumalıyız”
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunların küresel sistemden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Arıkan, “Türkiye'nin meselelerini doğru anlamak istiyorsak, önce içinde yaşadığımız dünyayı doğru okumak zorundayız. Ekonomiden dış politikaya, üretimden teknolojiye, kültürden toplumsal hayata kadar Türkiye, küresel sistemin kurduğu baskı ve bağımlılık ilişkileri karşısında direnemiyor ve direkt etkileniyor.” dedi.
Geçmişte IMF ve Avrupa Birliği üzerinden yürüyen tartışmaların bugün farklı alanlara taşındığını ileri süren Arıkan, “Bugün isimler değişti, kurumlar değişti, araçlar değişti; ama bağımlılık ilişkisi hâlâ ortadan kalkmadı.” ifadesini kullandı. Arıkan, finans sisteminden teknoloji şirketlerine, enerjiden savunma sanayisine kadar farklı alanlarda yeni bağımlılık ilişkilerinin oluştuğunu savundu.
“Yeni Dünya Düzeni dedikleri kan ve gözyaşı düzeni oldu”
Dünyadaki silahlı çatışmalara dikkati çeken Arıkan, uluslararası düzenin barış ve insan hakları konusunda verdiği sözlerin karşılık bulmadığını öne sürdü.
Arıkan, “20. yüzyıl, iki büyük dünya savaşına tanıklık etti. Büyük felaketlerin ardından kurulan uluslararası düzen, yani ‘Yeni Dünya Düzeni’, insanlığa ‘barışı ve insan hakları’ vaat etti. Ama bugün görüyoruz ki barış sadece kâğıtlarda kaldı, gerçek dünyada yerini kana ve gözyaşına bıraktı.” diye konuştu.
2026 itibarıyla dünyada 80’den fazla aktif silahlı çatışma bulunduğunu ve bu çatışmalarda 250 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini söyleyen Arıkan, savaşların farklı isimlerle tanımlansa da sonuçlarının değişmediğini ifade etti.
“Dünya mazlumun kimliğini değiştirdi ama kaderini değiştiremedi”
Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Arakan ve Gazze üzerinden uluslararası müdahaleleri değerlendiren Arıkan, insan hakları söylemi ile sahadaki gelişmeler arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Arıkan, “Ne insan hakları savunucuları ne uluslararası kuruluşlar ne yayımlanan bildiriler ne alınan kararlar; Irak'ta Iraklıyı koruyabildi. Suriye'de Suriyeliyi, Afganistan'da Afgan'ı, Arakan'da Arakanlıyı, Gazze'de Gazzeliyi koruyamadı. Dünya, mazlumun kimliğini değiştirdi; ama mazlumun kaderini değiştiremedi.” dedi.
Gazze’de yaşananlara ayrıca değinen Arıkan, uluslararası toplumun insan hakları yaklaşımını eleştirerek, “Bu Gazzeli çocuğumuzun hakkı nerede?” diye sordu.
“Batı ‘gücü’ hak sebebi olarak görür”
Arıkan, konuşmasının uluslararası sistemle ilgili bölümünde Batı’nın hak anlayışına yönelik eleştirilerini sürdürdü. “Batı rekabeti, Doğu fazileti esas alır.” diyen Arıkan, kuvvet, menfaat, çoğunluk ve imtiyazın hak sebebi olarak görülmesinin küresel çatışmaların temelindeki sorunlardan biri olduğunu savundu.
ABD, Çin ve Rusya üzerinden örnekler veren Arıkan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin veto yetkisini de eleştirdi. Arıkan, “Unutmayalım: Firavunlar da ‘Biz imtiyazlıyız’ diyordu.” ifadelerini kullandı.
Kendi hak anlayışlarını da açıklayan Arıkan, yaşama, aklı koruma, mülkiyet, inanç hürriyeti, emek, adalet ve karşılıklı rızaya dayalı anlaşmalardan doğan haklara işaret etti.
Arıkan, “Dünyada Hakk'ın savunulması için hâlâ umut var. Dünyadaki tüm mazlum halklar için, mazlum İslam coğrafyası için, özellikle ülkemiz için müjdeler de vardır.” dedi.
“Dünya tarihi bir dönüm noktasına geldi”
Dünya siyasetinin tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir sisteme doğru ilerlediğini belirten Arıkan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan uluslararası yapının ekonomik ve siyasi eşitsizlikleri ortadan kaldıramadığını savundu.
ABD ile Çin arasındaki ekonomik ve siyasi rekabete dikkati çeken Arıkan, diğer ülkelerin iki güçten birinin yanında sürekli biçimde konumlanmak yerine farklı alanlarda değişken iş birliklerine yöneldiğini söyledi.
Arıkan, Hindistan-Pakistan gerilimi ve Suriye’deki gelişmelerin bu yeni yapıya örnek oluşturduğunu ifade ederek süreci “çift merkezli-çok kutuplu dünya” şeklinde tanımladı.
“Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor”
Yeni uluslararası sistemin Türkiye dahil birçok ülkeye daha etkin bir aktör olma imkânı sunabileceğini belirten Arıkan, “ABD ve Çin'in dışında Hindistan, İran, Rusya, Türkiye, Güney Afrika, Brezilya gibi ülkeler doğru işler yaparlarsa aktör konumuna yükselebilirler.” dedi.
Arıkan, “Dünya yeniden kurulurken, Türkiye'nin önünde de tarihi bir fırsat bulunuyor.” ifadesini kullanarak Türkiye’nin ABD ile Çin arasında seçim yapmak zorunda kalan veya Doğu ile Batı arasında sıkışan bir ülke olmaması gerektiğini savundu.
“AK Parti’nin ekonomi üçgeni: Enflasyon, faiz, vergi”
Türkiye’nin önündeki en önemli sorunlardan birinin ekonomi olduğunu söyleyen Arıkan, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Saadet Partisi’nin mevcut ekonomik yapıyı “AK Parti'nin Ekonomi Üçgeni” olarak adlandırdığını belirten Arıkan, üçgenin köşelerinde enflasyon, faiz ve verginin, merkezinde ise vatandaşın bulunduğunu söyledi.
Enflasyon tahminlerindeki değişikliklere değinen Arıkan, “2026'da yüzde 12 olması tahmin edilen enflasyon oranını yüzde 28'e çektiler. Bu nasıl sapma?” ifadelerini kullandı.
Faiz giderleri üzerinden de eleştirilerde bulunan Arıkan, bu yıl 2,7 trilyon lira düzeyinde faiz ödemesi yapılacağını, mevcut gidişata göre rakamın 2027’de 3 trilyon, 2028’de ise 3,3 trilyon liraya ulaşacağını öne sürdü.
Arıkan, Kurumlar Vergisi rekortmenleri arasında bankaların ağırlığına işaret ederek, “Sanayicisinin kazanamadığı bir ülke nasıl kalkınır? Nasıl mazlumlara umut olabilir?” diye konuştu.
Vergi yüküne de değinen Arıkan, “Enflasyon vatandaşın cebini eritiyor. Faiz üreticinin belini büküyor. Vergi de geriye kalanını alıyor.” dedi.
“Türkiye’de bir adalet krizi yaşanıyor”
Ekonominin yanında adalet alanında da sorun bulunduğunu savunan Arıkan, 2026 yılında kamuoyunun sıklıkla “operasyon” haberleriyle karşılaştığını söyledi.
Hukukun herkes için işlemesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “Her türlü yapı, her türlü yolsuzluk iddiası, her türlü kurum veya kişi, eğer varsa bir suçu hukuk önünde hesap vermeli.” dedi.
Arıkan, operasyonların siyasi ayrım gözetmeden yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Operasyon dediğiniz şey; iktidarın rakiplerine çevirdiği bir projektör değil, suç neredeyse orayı aydınlatan bir adalet ışığı olmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.
“Milletin cüzdanındaki terör ne zaman bitecek?”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, ekonomik sorunlara işaret ederek, “Milletin cüzdanındaki terör ne zaman bitecek?” diye sordu.
Enflasyon, faiz ve kentsel dönüşüm üzerinden sorular yönelten Arıkan, “Bu enflasyon terörü ne zaman bitecek? Bu faiz terörü ne zaman bitecek? Şehirlerimizi depreme dayanıklı hâle getirmesi beklenen kentsel dönüşümdeki bu rant terörü ne zaman bitecek?” ifadelerini kullandı.
“Devleti yeniden milletin devleti hâline getireceğiz”
Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda öncelikli alanlardan birinin adalet olacağını belirten Arıkan, kamu yönetiminde liyakat ve hukuk vurgusu yaptı.
Arıkan, “Kurumu kişiye, hukuku keyfe, yönetimi talimata teslim etmeyeceğiz. Hukuk devletini yeniden hâkim kılacağız. Ülke kararnamelerle değil, yasalarla yönetilecek.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında gerçekleştirilen kamu ihalelerini denetleyeceklerini söyleyen Arıkan, “Yolsuzlukla mücadele bakanlığı kuracağız.” açıklamasında bulundu. Geçmiş dönemlerde görev yapan bakan, milletvekili ve üst düzey bürokratların mal varlığı artışlarının hukuki çerçevede inceleneceğini ifade eden Arıkan, amaçlarının intikam değil kamu düzenini yeniden tesis etmek olduğunu söyledi.
“Türkiye Kalkınma Planımız hazır”
Arıkan, konuşmasının son bölümünde Saadet Partisi’nin ekonomi ve kalkınma programına ilişkin projelerini açıkladı. Türkiye’nin maden, enerji, tarım, insan kaynağı ve jeopolitik imkânlarının üretime dönüştürülmesi gerektiğini belirten Arıkan, “Türkiye Kalkınma Planımız kapsamında ülkemizin üretim altyapısını baştan sona yeniden inşa edecek tam 41 Master Proje hazırladık.” dedi.
Enerji alanında toryum reaktörleri kurulmasını, finansman alanında ise “Millî Faizsiz Kalkınma Bankası” oluşturulmasını planladıklarını açıklayan Arıkan, projelerin hangi bölgelerde uygulanacağı, sağlayacağı istihdam ve Gayrisafi Millî Hasıla’ya katkısının hesaplandığını söyledi.
Arıkan, “Türkiye Kalkınma Planımızla birlikte Türkiye'de 2,5 milyon insanımıza istihdam oluşturacağız.” dedi. Planın Gayrisafi Millî Hasıla’da 528 milyar dolarlık gelir artışı sağlamasını hedeflediklerini belirten Arıkan, Türkiye’yi dış ticaret açığı veren değil, ihracat fazlası veren bir ülke hâline getirmeyi amaçladıklarını kaydetti.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI