Boykotu Kim Delecek ?

Dr. Abdürrahim Şen Yazdı…
Gazze aylardır bombalanıyor. Adeta yok ediliyor. ABD ve İngiltere nakliye helikopterleri ve kargo uçaklarıyla bölgedeki üslerinden “İsrail”e aralıksız sevkiyat yapıyor. ABD’nin, 7 Ekim’den bu yana “İsrail”e 230 kargo uçağı ve 20 gemi dolusu top mermisi, zırhlı araç ve mühimmat gönderdiği bildiriliyor.

Yahudi varlığının saldırıları o kadar yoğun ki, Gazze’ye sadece 100 gün içinde 30 bin bomba ve mermi atmış. Bu rakam, ABD’nin, işgali sırasında 6 yıllık süre içinde Irak’a attığı mühimmatın tam 8 katı. 6 yılda Irak’a atılandan 8 kat fazlası, 100 gün içinde Gazze’ye atılmış. Gerisini siz düşünün… Böyle bir barbarlık, böyle bir vahşet görülmemiştir.

Gazze, ağır bombardımanla birlikte bir de kronik gıda yetersizliği sorunu ile karşı karşıya. Çeşitli kurumlarca hazırlanan raporlarda, Gazze’de “kıtlık” uyarısında bulunuluyor. Gazze’deki nüfusun tamamı, kriz düzeyinde açlıkla karşı karşıya. 576 bin kişinin ise durumu ‘felaket’ seviyesinde.

Yahudi varlığı, ağır bombardımanla diz çöktüremediği Gazze halkını açlıkla diz çöktürmeye çalışıyor. Her gün aklın sınırlarını zorlayan bir barbarlıkla karşımıza çıkıyor. Kronik açlık yaşayan kardeşlerimize havadan konserve görünümlü patlayıcılar atıyor. Açlığını bastırmak için konserveleri açanlar, özellikle bunu fark edemeyen çocuklar, kahpe bir yöntemle katlediliyor.

Kardeşlerimiz bu kronik açlığı yaşarken, Refah sınır kapısında binlerce TIR bekliyor. Tonlarca gıda çürümeye terk ediliyor. “İsrail” istemediği için kardeşlerimiz açlık ve susuzluktan kırılıyor.

Ey yöneticiler! Siz Allah’tan korkmuyorsunuz, bunu anladık; kuldan (halklarınızdan) da mı utanmıyorsunuz? Siz de “İsrail”in suyunu, meyvesini, sebzesini, yakıtını kessenize! Ulaştırma Bakanı utanmadan, arlanmadan “her gün limanlarımızdan ortalama 8 geminin “İsrail”e gittiğini” söyleyebiliyor. Nebilerden insanlığa miras kalmış sözlerden biri; “Hayâ etmiyorsan dilediğini yap!” sözüdür. Hayasızlıkta sınır tanımıyorlar artık.

Bu çağın yöneticilerinde Mekke cahiliye toplumunda olan hayâ ve ar duygusunun bile kalmadığını düşünüyorum zaman zaman. Zira malum, o boykot yıllarında akrabalarının açlık ve sefalete terk edilmelerine müşrik oldukları halde gönülleri razı gelmemişti.

 

Örneğin; Hakîm b. Hizam, Şam’dan getirdiği buğday yüklü develerden birini, muhasaraya alınan mahallenin girişine getirdi ve devenin arkasına vurarak Müslümanlara doğru deveyi sevk etti. Onlar da devenin üzerindeki buğdayı aldılar. Bir başka gece deveye un yükleyip mahalleye doğru salmıştı. Yine bir başkası; Hişam b. Amr, Müslümanlara yardım ediyordu. Müşrikler bunu öğrendiklerinde onu tehdit ettiler. Hişam, tehditlere pabuç bırakmadı, yardım etmeye devam etti. Müşrikler ona linç girişiminde bulundular. Ebû Süfyan onu ellerinden aldı; “Bırakın adamı! Akrabalarına iyilik etmiş! Ne var bunda?” diyerek, Hişâm’a destek oluyor, boykota karşı duruyordu.

İslam âleminde 57 ülkeden biri bile çıkıp “Ablukayı tanımıyorum!” diyerek havadan, karadan veya denizden Gazze’ye bir şekilde gıda ulaştırmıyor. Türkiye isterse bunu tek başına yapabilir. Maalesef Türkiye yönetimi, Gazze’ye değil halkların tepkisine meydan okurcasına her gün 8 gemiyi “İsrail”e ulaştırıyor.

Kıtlık sebebiyle Gazze’de kardeşlerimiz, “Kedi eti yemek caiz midir?” gibi sorularına fetvalar aramaya başladı. Bu ne utanç verici bir şeydir. İbnu Ömer RadiyAllahu Anh anlatıyor: “Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam buyurdular ki: “Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemesi için de onu salıvermemişti.” [Buhârî) Bakınız, kadın, hapsettiği ve beslenmesine izin vermediği bir tek kediden dolayı cehenneme giriyor. Beslenmelerine izin verilmeyen 570 bin kardeşimizi ölümün eşiğine getiren bu ablukayı kırmayan, bu boykotu delip geçmeyen yöneticiler… Onları öylece izleyenler? Şu haberden korkmalıyız:

[يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَز۪دٍ] “O gün cehenneme: ‘Doldun mu (ve doydun mu?)’ diye(seslene)ceğiz. O da; ‘Daha var mı?’ diyecektir.” (Kâf Suresi 30)