dzat @ soninternethaber.com

Hayata yüklenen anlam kadar güzelliğin tarifi de insanına göre farklılık arz ediyor. Dolaysı ile herkese göre her olay, her ifade ya da anlam yüklenen konu her ne ise aynı tanıma karşılık gelmiyor.  Size güzel olan başkasına çirkin, başkasına güzel olan ise size anlamsız gelebiliyor. Birinin hayatı kendine göre mutlu iken, diğerine göre mutsuz ve umutsuz, bir diğerin ki dışarıdan mutsuz gibi görünürken o hayatın kahramanlarına umut dolu olabiliyor.  Bu kavramlar soyut ve göreceli olduğundan herkesin hayata bakış acısana göre de çeşitlilik ve değişiklik arz ediyor…

Hayattı güzel yaşamak için pozitif olmalı, iyi niyet içerisinde yaklaşım sergilemeliyiz.  Mutlu olabilecek bir imkânı ve kişiyi yakalamışsak şayet; o şartlar içinde mutlu olma gayreti içinde olmalıyız. Atalarımız gül dikensiz olmaz demişler. Gülü dikensiz ararsanız basit bir mesele yüzünden tüm mutluluğunuzu kaybeder, siz ve etrafınızdaki herkes mutsuzluğunuzun gölgesinde buz tutar! Bu nedenle hayat, insana her zaman güzel imkânlar sunmayacağı için, sevdiklerinizin kıymetini er ya da geç en acımasız haliyle hissettirecektir…

Evet, hayatımızda ilkelerimiz olmalı, sadece yaşarken değil, öldükten sonra da gök kubbede hoş bir seda aksedebilmeli. Şairin dediği gibi arkanızdan; “Gök kubbede kalan hoş bir seda imiş” denilsin istiyorsanız, sizden geriye neyin kalacağını yine sizlerin belirlediğini unutmayınız. Soralım kendimize; hoş sedamı, yoksa boş bir dünya mı kalacak? Siz geçici şu dünya hanından gittiğinizde yakın ve uzak çevreniz sizin için ne diyecek? Bir boşluk mu bırakacaksınız ardınızdan, yoksa iyi ki gitti de kurtulduk mu denilecek? Özlenecek kadar sevildiniz mi, sizi anacak dostlarınız bulunacak mı? Öyle ya! Bir de tersinden anılmak var! Geride kırık kalpler, incinmiş gönüller bırakmışsanız üzdüğünüz kadar da arkanızdan laf-söz edilecektir. Rahmetle mi anılacaksınız,  yoksa başka şekilde ifadeler mi kurulacak ardınızdan?

Gidişlerin, kopuşların her türlüsü insanda bir acı tortu bırakıyor hiç kuşkusuz. Ancak geride kalanlar, siniz hayat boyu bıraktığınız izlerle de yakından alakalıdır. Yapıp ettiklerinizle insanlara çektirmişseniz pek de hayırla anılmayacağınız gerçek değil midir? Evet, her kaybın ardından biraz daha hayat gerçeği ile yüzleşmekteyiz. Ne yazık ki, geçmişte yaşanmış kötü hatıralar ölümlere rağmen unutulmuyor. İnsanların kalbini kırmışsanız ölümünüzün ardından dahi kalpler yumuşatılamazken, sadece susup rahmet dilemek ve ibret almak insana kalan acı tecrübe oluyor. Hatta yıpranmış ilişkiler, cenazenize bile kimlerin gelip gelmeyeceği noktasında daha hayatta iken vasiyetlerle belirlenmiyor mu? Böylesi manzaralar yıpranmış hayat ilişkilerine örnek! Hiç birimiz böylesi bir sonu istemeyiz değil mi? Sadece istememekle değil, hayatı güzel yaşamakla bunun elde edileceğini de bilmeyenimiz yoktur…

Üç günlük dünyada basit menfaatler, anlamsız öfkeler, gereksiz kıskançlıklar hayatı yaşanmaz hale getirirken, tarafların ziyan etmesine de sebep oluyor. Şayet bir gün hem dünyada hem de öbür dünyada iflas edenlerden olmak istemiyorsak; kendimize çeki düzen verebilmek adına halen bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum.

Mademki, öldüğümüzde bizimle gelecek olanlar sadece yapıp ettiklerimiz, öyle ise basit menfaatlerin bize hiçbir fayda temin etmeyeceğini de bildiğimize göre, ne diye bu ziyanlar!

Çok yazık ki, dünya içinde bulunduğumuz gerçekleri unutturarak bizi bizden çalıyor! Mutlu bir hayat yaşama imkânımız varken, daha fazlasını isteyerek hiçbir şey elde edemediğimiz ve tüm güzellikleri mahvettiğimiz ortadadır. Ondan sonra da yeniden farklı güzellikler aramaya kalkışarak ömür tüketiyoruz. Elimizdeki güzelliklerle yetinmemek, nimetleri tepmek, yeni güzelliklerin kapısını da kapatmaya neden olmaz mı? Bir nefeslik ömür için birliktelikleri bitirmeye, arkadaşlıkları ve dostlukları söndürmeye, sevgileri ve aşkları tüketmeye değiyor mu hiç?  O nefes “tık” deyip kesilse şuan; götüreceğimiz ne var ileriye? Ya geride; birkaç damla gözyaşı bir fatihadan başka. Bu nedenle bilinçlenmek için algı merkezimizin açık tutulması gerektiğine inananlardanım...

Büyüklerin ifadesiyle; “Siz doğduğunuzda herkes gülüyorken, siz ağlıyordunuz. Öyle bir hayat sürün ki, öldüğünüzde herkes ağlarken siz gülenlerden olun!”

Hayatı güzel yaşayıp, güzel anılmak dileğiyle.