odogan @ soninternethaber.com

Vekil imamların 4/b dediği 5510 sayılı Kanunun (yani sosyal güvenlikle ilişkili olma durumlarının) 4/b kapsamında olmaları durumudur. Devlet memurları kapsamında 657 sayılı devlet memurları kanunu ile aynı değildir.

Yani 4/C´lilerin geçiş yapacağı 4/B 657 sayılı kanunun 4/B maddesinde belirtilen istihdam şekli vekil imamların 4/B´si ise 5510 sayılı Kanunun sigortalı sayılmalı hali ve şekline ilişkin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (b) bendidir.

Sağlıktaki vekil uygulaması da benzer nitelikte, onlar da dün açıklanan geçiş imkanının dışındalar... Sosyal güvenlikte de vekil imamlarla benzer durumdadırlar...

Zira kadrosuz usta öğreticiler, ek ders ücreti karşılığı çalışan öğretmenler, kalkınma ajanslarında görev yapan sözleşmeliler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında görev yapan ücretli öğretmenler, Suriyeli çocukların eğitiminde görev alan geçici Türkçe öğretmenleri gibi oldukça kapsamlı ve sayısı büyük bir beklenti kitlesi var. Eğer ki bunlardan birine kadro verilirse bu saydığımız diğer alanlara da vermemiz gerekiyor gibi fikri yapı hükümet tarafından düşünülüyorsa 450 Bin kişiyi memnun ettik ama sizi memnun etmeyi düşünmüyoruz demektir.

Peki sayıları toplamda 3 Bin civarında olan Vekil imamlar, Kuran Kurslarında görevlendirilmiş olan Fahri Kuran Kursu Hocaları bu durumdan dolayı kendilerini nasıl hissediyorlardır? Bunu düşünen var mı?

Diyanet İşleri Başkanlığında şu anda 20 Bin´e yakın fahri/geçici Kur´an Kursu Öğreticisinin görev yapmaktadır.

 “KPSS ve DHBT sınav yeterlilikleri olan ve her yıl göreve başlamadan önce Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan mülakatta başarılı olan adaylar arasından seçilen, dolayısıyla her türlü yeterliliğe sahip bu çalışanlar asıl ile aynı işi yapmasına rağmen Fahri Kur´an Kursu Öğreticileri asgari ücretin 1300 TL olduğu bir dönemde 800 TL civarında bir ücret almaktadırlar ve sigortaları sadece 12 gün yatmaktadır.

Dolayısıyla fahri çalışanlar yatırılmayan günlerdeki sigorta primlerini kendileri yatırmak zorunda kalmakta bir çok haktan mahrum olarak din hizmetini en iyi şekilde vermeye çalışmaktadırlar.

Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı´nda vekil statüde çalışan 3 Bin civarında Cami görevlisi yani İmam Hatip ve Müezzin Kayyım mevcuttur. Asil de aranan şartların tamamını taşımak kaydı ile görevlendirilen bu personelin kadroya alınması gerekmektedir. Öyle ki, vekil kadroda çalışanlar birçok hak kaybı ve mağduriyetler yaşamaktadırlar. Örneğin vekil çalışanların izin hakkı bile bulunmamakta sağlık raporuyla izin alsalar dahi izinli oldukları günler ücretlerinden kesilmektedir.

Bu gerçeklere rağmen gözlerimizi kapattığımızda kulaklarımız çınlamayacak mı?

Hak adına haksızlığa karşı gelmekse gayemiz kurulan sistemin haksızlığı karşısında ne söylene bilir?

Sabah camilerine giden vekiller acaba bugün görevden alınır mıyım korkusuyla ne kadar özverili olabilir. Aldıkları ücreti sadece yol ücretlerine harcayan fahri ve vekiller ne kadar verimli olabilir?

Hükümet erkanının tamamıyla görüşüldüğü halde, Yetkili sendikanın bütün görüşmelerinde talep edildiği halde hükümet tarafından bu kişiler görmezden gelinirse işte o zaman yürekler yanar.

Bugün Ak Parti tarafından yüzbinler sevindirildi. Yüzbinleri sevindiren lider! Bu çocuklarımızı unutur mu?

Ak Parti hükümetleri döneminde halkımızı asla üzmeyeceğiz diyen kıymetli siyasetçiler, bu kardeşlerimizi üzecek mi?

Sendikalar görüşme trafiğinde, sendikalar talep eden merciler, bugün son kez bu kadroyu verin bir daha size böyle bir talep getirmeyeceğiz diyen Diyanet-Sen´in talebi karşılık bulmayacak mı?

Bütün olanlara rağmen, üzülenlerin çığlığı acı olur, üzülenlerin gözyaşları unutulmaz, üzülenlerin duaları kabul olur…