baskentpostasi @ hotmail.com

Fütühat-i İslâmiyye müellifi Mekke Şafiî Reisüluleması Ahmed Zeyni Dahlan, «Hülefa-i Râşidînden sonra Kitap ve Sünnete en yakın devlet Osmanlı devletiydi» diye yazıyor...

Ünlü tarihçi Arnold Toynbee, “Eflatun’un ideal Cumhuriyet’ine, realitede (uygulamada) en fazla yaklaşabilmiş sistem, Osmanlı devletidir” diyor..

Böyle bir devletin kuruluş ve yükseliş devirlerindeki macerasını son derece kaliteli, dünya filimcileri ve yine dünya çapında dizi yapımcılarının beğeni ile izleyeceği bir kalitede yapmak gerekmez miydi?

Oysa ilk iki dizisini izlediğim “Kuruluş Osman” kesinlikle böyle yüksek kalitede bir film yahut tv dizisi değil... Tıpkı öncesindeki “Diriliş Ertuğrul” hattâ ondan bile daha kötü İslâmî açıdan...

Malezya Kraliçesi Azizah Aminah hanımefendi, sosyal medyada, “Kuruluş Osman” dizisinin izlenmesini tavsiye etmiş... Bu bizim için sağlam bir kriter olamaz…

Zira sayın kraliçenin beğenisi evrensel değildir, kendini bağlar. Hâkezâ, Payitaht Abdülhamid dizisi de öyle bahsettiği kadar kaliteli değil...

Bu tarihî yerli dizileri “Muhteşem Yüzyıl” rezaleti ile aynı derekeye indirdirdiğimi sanmayın... O dizi, yeterli olmasa da büyük tepki aldı ve zaten o yüzden ardından bu diziler (Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman ve Payitaht Abdülhamid) yapıldı...

“Muhteşem Rezalet” sonrası yapılan bu yenilerin en azından o rezalet diziden ahlâkî yönüyle farklı olmasını isterdik. Oysa bu yeni dizilerimizde de aynı laubalilik sergilenmekte...

“Muhteşem Rezalet”teki kadar olmasa da, padişahımızın zevce ve kerimeleri o günün (gerçek) tesettür ölçülerinden çok uzak, adeta bugünün (merhum Eygi üstadın deyişiyle) “süslüman” kadın ve kızarı tipinde...

Kadın ve erkeklerin birlikte oturup kalkmaları, haremlik-selâmlık olmayışı ayrı bir rezalet. Üstelik son derece rahat bir şekilde bir araya gelebiliyor, bugünün gençleri gibi rahatça flört edebiliyorlar...

Bunların hiçbiri merhum, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve nihayet Abdülhamid-i Sanî’nin mübarek duruşlarını ve muallâ İslâmî yaşayışını temsil etmiyor, edemez de...

O mübarek eşhas, dâmen-i muallâ (yüce bir námûs anlayışının sahibi) ve kürsî-i muallâ (yüce bir makam, mevki) sahibiydiler... Bu dizilerle onlara iftira atmış olduğunuzun farkında  mısınız?

Günün insanlarına hoş görünmek (popülizm yapmak) için tarihî gerçekleri çarpıtmak, İslâmdan taviz, ahlâkî olarak düşüklük, ilmî olarak komedyadır..

Kuruluş Osman... Bir devlet adamı düşünün... Gördüğü rü’yâ, Kur’ân’a edebi sayesinde ihsan edilmiş bir armağan ve kuracağı devletin müjdesi...

Gerek “Diriliş Ertuğrul”un Ertuğrul Gazi’si gerekse “Kuruluş Osman”ın Osman Gazi’si olsun, bir şeyhe intisabları olan takva ehli mübarek tarihî şahsiyetlerimizdiler...

Gel gör ki dizilerde neredeyse namaz bile kılmıyorlar!.. Kıldıklarında ise başlarında takke yahut sarıkları yok.. Oysa “Diriliş Ertuğrul”da kısmen görüldüğü gibi adamların normal kıyafetleri bile sarıklıdır...

Osmanlı devleti Şeriatla, Sünnetle, Tarikatla ve Namazla ayakta durmuştur. Dizilerinizde bunlar yoksa Osmanlı da yoktur!..

Neden daha önemli, mukaddem cihetler değil, bu şahsiyetlerin öncelikle aşkları dizilere damga vuruyor?

O zaman “yeni dizilerin Muhteşem Rezalet’tekilerden farkı ne?” diye sormazlar mı? Herkesin içinde, seferden dönen Ertuğrul karısına sarılarak hasret gideriyor!.. Hiç utanma, sıkılma yok mu sizde?

Bunların vebáli yok mu? Neden müdahale eden yok bu arsız, bu densiz sahnelere? Yoksa “buna şükredin” mi diyorsunuz? Yazık... 02.12.2019