ayzengin @ soninternethaber.com

Mağdur Ediliyor Algısı

Sayın Cumhurbaşkanım,                       

Halkımız, şahsınızda devleti destekledi. Muhtemelen bundan sonraki olağanüstü durumlarda da halkımız, devletin arkasında duracak ve var gücüyle destekleyecektir, Suriye ve Libya konularında olduğu gibi… Derdimizi anlatabilmek için geçmişe dönelim ve ikili oynayan bürokratların durumunu arz edelim:

Halkımız diyor ki bugüne kadar ben gerekeni yaptım. Siyasi teşkilatlar ve siyasi bürokratlar, hep zenginlerin peşinde koştu ama halkın dertlerini görmemezlikten geldi… Ekonomik sorunlar ve FETO ile ilgili bazı algılar kafa karıştırmaktadır. Bu nedenle halkımız AK Parti’ye, İstanbul ve Ankara seçimleri ile bir uyarı verdi... Söz konusu uyarıya rağmen siyasi bürokratlar konusunda bazı sorunlar, halkın kafasını meşgul etmektedir. Nedir bu sorunlar? Açıklayalım:

Sorun 1

Bazı siyasilerin ve bürokratların himayesinde FETÖ’ nun üst kademesindeki yöneticilerden,   Ekrem Dumanlı, Hakan Şükür, Arif Erdem, Emre Uslu, Hamdi Akın İpek, Abdullah Aymaz, Şerif Ali Tekalan, Tarik Toros,  Savcı Zekeriya Öz ve savcı Celal Kara Avrupa’ya elini kolunu sallaya sallaya gittiklerini herkes biliyor… Buna benzer bürokratların yüzünden hem annenin hem de babanın işsiz kalması, çocukların devlete bakış açılarını olumsuz şekilde gelişmesine neden oldu. Buna benzer ailelerin ekonomisi berbat hale gelmesine neden olan siyasiler ve bürokratlar konusunda herhangi bir işlem yapılmadığı düşünülüyor…  FETÖ nun yöneticilerine ulaşılamayınca bizim çocuklar mağdur ediliyor algısı toplumda gittikçe yerleşiyor… 

Sorun 2

Haklı veya haksız alt tabakadaki memurlar, FETÖ zanlısı diye tutuklanıyor. Tutuklananlardan bir kısmı suçludur hele Bylock kullandığı için daha çok suçludur.  Ancak bazı siyasiler ve bürokratlar, kendilerini kanıtlamak için başkalarının mağdur olmasına neden olmaktadır. Başkalarını mağdur eden siyasilerin ve bürokratların tespit edilmesi bekleniyor…

Sayın Cumhurbaşkanım,

Halkımız, devletini çok sever ve en zor şartlar altında devleti için canını verir. Atatürk, Anadolu’da Milli Mücadeleyi başlattığında, 15 Temmuz Akşamı darbe girişiminde, Suriye ve Libya konularında halkımız, gerekeni yaparak “devlet esastır, gerisi teferruattır” anlayışını çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

15 Temmuz gece Saat 23 den,  gündüz 07 ye kadar birinci köprüde idik. Halkın üzerine nasıl ateş edildiğini, uçakların tehditkâr uçuşlarını çıplak gözle gördük. 15 Temmuz akşamı birinci köprüde toplanan halkın içinde siyasetçi aradım. İstanbul Milletvekili Azmi Ekinci Bey, birinci köprüde saat yediye kadar halkımızla beraberdi… Azmi Ekinci gibi birçok siyasiyi,  halkın içinde görmek isterdik ama göremedik…

 Ancak 15 Temmuz akşamı, evinden dışarı çıkmaya cesaret edemeyen ikiyüzlü bürokratlar ve siyasiler, yerlerini korudukları iddia edilmektedir.  Kendilerini kanıtlamak için FETÖ zanlısı diyerek Anadolu insanının tutuklanmalarını sağlayan siyasiler ve bürokratlar, zaman zaman devleti, halka şikâyet ederek hain plânını sinsice uyguluyor…

 Batı gibi Sükûti-ı Hayale uğrayan söz konusu bürokratlar ve siyasiler, Reis bizim liderimizdir, canımızı veririz diğer taraftan da tutuklamaların neticesinde, “bakın devlet haksızlık yapıyor görüyorsunuz değil mi?” veya “Ben FETÖ’cu değilim, Allah belalarını versin ama suçsuz yere bu kadar insan tutuklanmaz” diyerek devleti, halka şikâyet ettiklerini ayan beyan herkes görüyor… Söz konusu bu muhteremler, AK Parti yöneticilerine de, tutuklananlar suçludur, acımayın, hepsinin kellesini alın diyerek koltuklarını muhafaza ediyor. İşte bu siyasiler ve bürokratlar, kendilerini kanıtlamak için ona buna çamur atarak bazı suçsuz insanların mağduriyetine yol açtığı kanaati yaygınlaşıyor…

 Sayın Cumhurbaşkanım, bir hikâye ile yazıma son vereceğim.

 Padişah, mutfağa gider, aşçıya sorar.

Yemeklerden ne vardır?
Efendim, Patlıcan
Padişahın yemekten hoşlandığını gören aşçıbaşı,

Padişahım, patlıcan çok iyi yemektir. Her hastalığa iyi gelir. Sayılamayacak kadar faydaları vardır.
Ver bakalım bir patlıcan.
Padişah, patlıcanı yer.

Çok güzel oldu, elinize sağlık.
Bir hafta sonra tekrar mutfağa gider…

Aşçıbaşı, ne yemeği vardır.
Patlıcan
Padişahın pek memnun olmadığını gören aşçıbaşı,

Efendim, patlıcan yenmez. Zararlı bir yemektir. 
Aşçıbaşı, aşçıbaşı !.. Geçen hafta patlıcan çok iyi idi de bir haftada ne çabuk yoldan çıktı…
Efendim ben patlıcanın değil padişahın yalakasıyım…

Sayın Cumhurbaşkanım,

 Bir zamanlar FETÖ’nün etrafında bulunan cepleri kabarık kişiler, zavallı Anadolu insanını FETÖ’nün yurtlarına gönderdiler. Şimdi aynı insanlar,  iktidar partisine yaranmak için FETÖ’nün yurtlarına gönderdikleri Anadolu insanını ihbar ederek yoluna devam ediyor…

 Anadolu insanını FETÖ zanlısı diye tutuklattırarak devletin aleyhinde bir kampanya sürdürülüyor. Söz konusu kişiler, devletin ve halkın sevdalısı değil, ceplerininin sevdalısıdır… Başkalarının mağduriyeti umurlarında değildir... Bu nedenle devletimizin görevi “sap ile samanı ayırt etmektir.”                 

 Selam ve saygılarımla…