vtucar @ soninternethaber.com

Yokluk nedir?

Paranın olmayışı,sağlığın olmayışı, aşın olmayışı...?Bir insan için bunların hepsi yokluk tanımı olarak kullanılabilir pek tabi. Ve hepsi birbirinden zor ve hepsi acı. Bugün bu tanıma başka bir açıdan baktım Ankara Hacı Bayram–ı Veli Camisi´nde, bir öğle namazı sonrası. 90´ına merdiven dayamış ihtiyar bir adam sayesinde. Renkli kareli gömleğinin üstüne giyilmiş, biri yeşil biri lacivert iki süveter ve üzerine biraz alışkanlıktan birazda şubat soğuğundan korur ümidiyle giyilen solmuş kahve renkli ince ceketi ve kafasında beresi.Bu ihtiyar adamla öğle yemeği yemeyi nasip etti Allah bana. Başka bir yokluğu öğrenmem için belki. İnsanın , vefanın yokluğu. Paranın pulun var olmasına ve etrafının insan dolu olmasına karşı nasıl da yokluk içinde olur bir insan onu öğrendim.Olur dostlar olur. Yaşlanınca olur.İhtiyar olunca sen kimse çekmez seni. Evladın başından atmaya çalışır torun da mümkünse haftada bir yarım saat görünüp kaçmanın derdine düşer. İhtiyarsındır ve kimsenin seninle oturup geçmişi konuşmaya,ölmüş eşini yaad etmeye vakti yoktur. Nasıl olsa haftaya unutacağın için etrafı gezdirip sana şurası böyle burası böyle demeye, bir park bankında o eski ören yerlerinin nasıl o hale geldiği ile ilgili sohbetlerine katılmaya vakit de sabırda yoktur.Unutur genç torun, orta yaş ve dahi orta yaş üstü evlat, yaşlanacağını. Bir gün bu muhabbetleri , bu duygu paylaşımlarını kendisinin de arayacağını ve belki bulamayacağını.Yokluk kötü şey be dostlar. Heleki insan yokluğu. Bir duygu paylaşımı hoş bir kelam olmadıktan sonra neye yarar ki bağ–bahçe, tarla–tapan. İşte ihtiyarın söylediği bugün buydu. Ben kaybolsam belki aramazlar bile diye sırf kaybolmamak için elimden sıkıca tutuşu...Hayata tutunuşu belkide.Şaka değil "Ben kaybolsam belki aramazlar bile" sözü. Bu denli yakınlarına güvenini yitirttimiş bir hayat.Sol elinde taşıdığı baston dahi umurunda değildi zaman zaman. Caminin kalabalıklığında beni kaybetmemesi gerekiyordu. Baston nasıl olsa bulunurdu. Dedim ya, O´na göre onu kaybedersem aramayabilirdim. Ve o evini bulmak için çok yaşlıydı. Vefaya ve insanlara güvenini yitirmiş bu ihtiyarı bu hale getiren nemiydi. Belki başka bir yazıda. Kalabalığın içinde, insanın yokluğu, vefanın hayırsızlığı zor vesselam... Ararmısın oğlumSaçlara ak konuncaBu yüzüm buruşuncaYaşım doksan oluncaArarmısın. Ararmısın oğlumBen pencerede beklerkenHer  geçene O mu derkenÜşüyor mu ki diye düşünürkenArarmısın. Ararmısın oğlumElim dizim titreyinceSuyu çorbayı içemeyinceAltıma işeyinceArarmısın Gel diyemem işin yoğundurKarın çocuğun zorundurGit gel belki sorundurEn azından ararmısın Veysel Taner Uçar